Ne oluyor bu çocuklara? (2)
Vatan · 31 Mayıs 2006
Kuşkusuz trafik kazaları da, diğer büyüklü küçüklü bütün olaylar gibi takdir-i ilahidir. Çünkü her şey Allah'ın takdirine bağlıdır. Onun ilminin-takdirinin dışında bir şey olmaz, olamaz. Hatta bir yaprak dahi onun izni olmadan kıpırdayamaz.
Bu bakımdan bazılarının, 'Vatandaş, trafik kazaları kader değildir', tarzındaki teraneleri, bizim tevhid/birlik esası üzerine kurulu inançlarımıza aykırıdır. Çünkü, bütün alemleri yoktan var eden Allah Teala'dır, zerreden küreye yarattığı her şeyin ne zaman, nerede, hangi nitelik ve nicelikte olacağını -öleceğini de şüphe yok ki en ince ayrıntısına varıncaya kadar bilir. Allah'ın ilmi her şeyi kuşatmıştır, hiçbir şeyin O'nun ilim ve takdirinin dışında kalması düşünülemez."
***
Yukarıdaki satırlar, sayın seyirciler, Tahran, Kabil, İslamabad ya da Riyad değil, İSTANBUL BEYOĞLU BELEDİYESİ tarafından 10 bin adet bastırılıp ilköğretim öğrencilerine dağıtılan "Çocuklara Trafik Bilgileri ve Eğitimi" kitabında yer almaktadır!
Önsözü, içimden hep "misvak" demek geçen Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan tarafından yazılmış olup, yazarı da, trafik mollası olsa gerek, "Derleyen: Halis Ece" diye belirtilmektedir.
Ağzımı bozmayacağım. Hakaret de etmeyeceğim. Geçen hafta önce KanalTürk ana haber bülteniyle kamuoyuna duyurulan sonra gazetelerde de yar alan bu kitaptaki korkunç mantığın, küçücük çocukların kafasında nasıl yer edebileceğini, metinden yalnızca "trafik kazaları"nı kaldırın, yerine "öldürmek" koyarak okuyun, çok daha iyi anlarsınız!
Başka herzelerle de dolu böyle bir yayın, toplam 63 sayfada beş altı sayfalık hezeyan, bir şey olmaz, diye savunulabilir.
Unutmayın ki Coca Cola'nın tarihteki en etkin spotları, sinemalarda gösterilen filmlerde birkaç saniye süreyle görünüp kaybolan logonun, seyircilerin bilinçüstüne değil, bilinçaltına işlenmesiydi.
Türkiye'de çocuk beyinleri, yıllardır bilinçaltlarına zerkedilen "Allah'ın öngörüp bilmediği yoktur, o istemeden bir şey yapamazsınız," spotuyla biçimleniyor. Kur'an kurslarına, imam hatip okullarına gitmeleri, zorunlu din dersleri bile gerekmiyor. Doğdukları günden öteye, aile içi söylemden televizyon programlarına, görüp yaşadıkları her şey "kadercilik" mantığına formatlanıyor. Gerek siyasal, gerek sosyal alanda "şiddet" ağırlık kazanınca, elbette etken ve edilgen şiddet de "kader" oluveriyor.
Gerek aile, gerekse okulda başlıca ölçütün bolluğu ya da yokluğuyla "para" olduğu, eğitim vermesi gereken ebevyn ve öğretmenlerin eğitime muhtaç, bilgisiz, meraksız, hevessiz bir çevrede çocuklar, doğal beden ve beyin enerjilerini kültüre, sanata, spora yönlendirecek bir rehber bulamayınca, tüm tatminsizlikleriyle cinsel dürtülerine odaklanıyorlar. Ancak orada da din iman formatında yasaklarla karşılaşıyorlar. İşte böyle işleniyor "aşk" cinayetleri. Tadamadıkları cinselliği, "aşk" sanıyorlar. Biri olmazsa, başkası olur şansı yok, çünkü deneyip yanılamıyorlar!
İddia ediyorum ki, son cinayetlerin çocuk katilleri arasında Allah'a inanmayan yoktur. Hiç birinin ailesi dinsiz değildir.
Ama Allah korkusu, cinayet işlemelerini engelleyememiştir. Çocukların yetiştirilmesinde eksik olan, "laik ahlak"tır. Yani, kaderci ahlakın tam tersi: Düşünce ve inanç özgürlüğüyle varılan "iyilik" ve "kötülük" bilinci. Olayların sorumluluğunu yüklenen irade, "özgür vicdan"dır laik ahlak. Ne dini ölçüt alır, ne parayı. İnsanlığı kendisinden başlayarak yüceltmeye çalışandır, laik ahlak sahibi.
Ve iddia ediyorum, özgür iradeyle vicdan sahibi kılınan hiçbir çocuk, cinayet işlemez!