Kurnabazlar
Vatan · 2 Haziran 2006
Yıl 1994, aylardan mart ve Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti.
Donatella Piatti, Türkçeyi elbette şimdiki kadar iyi konuşmuyordu. Ama Sayın Erdoğan'ın Milli Selamet Partisi'nde başlayıp Refah ve Fazilet'le devam eden iktidar yürüyüşünün nihai menzilini kestirmek için doğrusu Türkçe bilmek de pek gerekmiyordu.
Donatella, dinciliğin de despotluğun da çemberinden geçmiş İtalya'nın toplumsal genetiğini taşıyor ve "işin nereye varacağını" seziyordu.
Kendisi tezcanlı olduğundan, o yıllarda Milli Görüş, şimdi ise AKP diye anılan din eksenli particilik anlayışı belediyelere hakim olmaya başladığında, Donatella, "her şey bitti, Türkiye dinciliğe teslim oldu" düşüncesiyle paniğe kapıldı. Başka bir deyişle, 2006'da doğrulanan korkuya, 1994'te düştü ve ciddi ciddi, İtalya'ya dönmek düşüncesi dahil, canını kurtarmak moduna girdi!
Milli İtalyanımız, her şeyi, kendi deyişiyle "erşeyi", zekâsı kadar keskin duygularını sonuna kadar yaşayan, kederi, sevinci belirgin bir küçük kadındır. Zaten aşırılıklarıyla tatlıdır!
Dolayısıyla Donatella, "din devleti" korkusunu da abartılı taşıyor, her gelişmeye ürkek gözlerle bakıyordu.
Bir gün, oturduğu mahallede beş katlı bir apartmanın geçirdiği değişikliği fark etti. Apartman baştan aşağı boyanmış, pencerelere kalın perdeler takılmış ve hiç açılmıyor, "Tuğba Kur'an Kursu" tabelası asılan kapıdan yalnızca tepeden tırnağa tesettürlü kızlar girip çıkıyordu.
Donatella büsbütün panikledi ve "tehlike"nin ne kadar yaklaştığını haber vermek için en yakın arkadaşına telefon etti. Telefonda, "Geldiler, geldiler, yanımdaki koca apartmanı ele geçirdiler" diye anlatmaya başladı soluk soluğa. Arkadaşı, ne olduğunu anlayamamıştı: "Kimler?" diye sordu. Yeni öğrendiği Türkçesiyle, ne demesi gerektiğini bilemedi, bizim sarışın. Dincilerin "kurnaz" olduklarından emin, zaten ülkeyi de "kurnazlık"la ele geçirdiklerini düşünüyordu. Kulağına yobaz, bağnaz lafları da çalınmış, bilinçaltına kazınmıştı.
"Kurnabazlar!" deyiverdi telefonda. "Kurnabazlar, yanımdaki apartmana yerleşti..."
Donatella'nın uydurduğu sözcük, kurnaz, yobaz ve bağnaz karışımını o kadar güzel ifade ediyordu ki, arkadaşı hiç bozuntuya vermedi, hatta herkese haber salıp, "kurnabaz" kavramını devreye soktu. Arkadaş çevresi Donatella'nın korkularını yatıştırmak yerine körükledi, tam bir buçuk ay, "kurnabazlar geliyor, sana neler ediyor," diye kafa buldu. Bizim sarışın işletildiğini anladıktan sonra da oyun devam etti. Kurnabaz edebiyatına hep birlikte katkıda bulunup, "kurnabaziye," "kurnabazcık," hatta "kurnaboş" sözcüklerini de kazandırdılar!
Yıl 2006.
Sizce "kurnabaz"lar geliyor mu, yoksa göstere göstere geldiler de farkında mı olmadık?