Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Egemenliği sahiplenmek

Vatan · 3 Haziran 2006

Sevgili okurlarım,

Son günlerde yaşadığımız, tüm Türk toplumunu ilgilendiren gelişmelerden sonra, bana her zamankinden fazla e-posta gönderdiniz ve düşüncelerinizi her zamankinden daha ayrıntılı dile getirdiniz. Toplumsal bilinçlenmenin kuşkusuz bir göstergesi olan bu mesaj yağmuru, umarım ve dilerim bir sivil direniş hazırlığının da habercisi olsun. O kadar çoksunuz ve öylesine güzel ifade ediyorsunuz ki önümüze dikilmekte, çocuklarımızın geleceğini tıkamakta olan tehlikeyi...

Ben de bugün bu sütunu, aranızdan birine, zaten hepinizin duygu ve düşüncelerini dile getiren bir okur mektubuna bırakıyorum. Buyrun okuyun, hepimizin altına imza atabileceği bir "kadın" okurun yorumunu:

***

Mine hanım,

Aslında nereden başlayayım, bilemiyorum. Eğitime, ahlaka, gelişime, eşitliğe inanan ve laik yaşama gönül vermiş bizler, AKP iktidara geldiğinden beri nedense ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. İktidara geldiğinde tüm toplumu kucaklayacağını, laikler ve radikal dinciler olarak ikiye ayrılmış toplumdaki gerilimi ortadan kaldıracağını öne süren bu iktidar, tam tersine, ilk günden beri uyguladığı ve sergilediği yönetim anlayışı ile iki kesimi birbirinden daha da uzaklaştırdı. Herkesin başbakanı olacağını söyleyen Sn. Erdoğan, maalesef benim hiçbir şekilde başbakanım olamadı. Hele TBMM Başkanımız, asla bizlere hitap edemedi. Kendisi laikliğe yeni bir tanım arayacağına, TBMM Başkanı nasıl olunur, ona çalışsın...

Başbakanımız olsun, TBMM Başkanımız olsun, ders verir gibi çıkışları, aşağılayan azarları ile sürekli olarak bizleri yok saydı. Bizlere sürekli taraflı çıkışları ile haddimizi bildirmeye çalıştılar. Toplumdaki sorunlu kesini olduğumuz imajını verdiler. Onlara göre, türbana karşı olanlarda bir sorun var. Tek kıstasları bu (mu acaba)?

Oysa karşılarına aldıkları toplum kesiti, oy alamadıkları yüzde 70'ler! Aslında işi orana vurmak istemiyorum. Onlara inancımız yok, güvenimiz yok. Danıştay saldırısının ardından, daha olay sıcakken, M. Ali Şahin'in "Bakın daha neler çıkacak, bu bir komplodur" açıklaması, Cemil Çiçek'in, "Belki bir kaset bile çıkar" umudu ve sonuçlar ne kadar uyumlu değil mi?

İnanamıyorum bu iktidara, güvenemiyorum. Samimi, doğru, adil, net bulmuyorum. Devlet adamlığı akilliğine sahip olduklarını görmüyorum. Görev almak için eşin türbanlı (ya da ruhu sakallı) olmasını yeterli sayan bir yönetime kim, nasıl, neye dayanarak güvenebilir ki? Onları, Osmanlı'nın çöküş döneminde, saraylarına sığınmış, halktan kopmuş, avanelerinin şakşakları ile soluklanan paşagillere benzetiyorum...

Söylemek istediğim, toparlayamadığım çok şey var. Ama emin olun, benim gibi düşünenler, olanlan sessizce seyredenler o kadar çok ki! Ben, beni yönetenlere saygı duymak istiyorum. Çünkü onlar ülkemi temsil ediyor. Devletimi simgeliyor. Cenazede uğradıkları, spontan gelişen protestolara, halkın dile gelmesi açısından çok sevindim. Ama devletimin başındakilerin düştüğü duruma da çok üzüldüm. Emanetçisi oldukları görevlere maalesef layık olamadılar. Maalesef.

Sevgilerimi iletiyorum, Mine hanım.

E...

***

Ben de bu düşünceleri paylaşan tüm okurlarıma, kaderinizi artık elinize alın, elinizi taşın altına koyun, partilere üye yazılın, siyasal denizde birer damla olun, dip dalgayı oluşturalım ve günü gelince, hep birlikte, TBMM'ye yürüyelim, diyorum.

Madem egemenlik bizim, geri alalım!