Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Haçlı hilafet

Vatan · 9 Haziran 2006

Türkiye, 21.Yüzyıla laik cumhuriyete bir "karşı devrim" projesiyle girdi. ABD'nin tamamen Enver Paşa'nın 1920-22 arası Orta Asya'da Ruslara karşı oluşturduğu hilafet cephesini örnek alan "yeşil kuşak" projesiyle paralel yürüyen bu karşı devrime aranan "ideolog", 1990'dan öteye Fethullah Gülen nezdinde bulundu.

ABD'nin, 1970'li yıllardan öteye SSCB ve Çin'i "komünizme karşı su geçirmez" bir İslami kuşakla çevirmesinde Enver Paşa örneği o kadar belirgin ki başta Türkiye, bu uydu ülkelerde Amerikan yandaşı yetiştirecek ve zaten İngilizce öğretilecek İslami ideolojiye de elbette bir Türk ideolog gerekiyordu!

Fethullah Gülen'in "sevgi" okulları, Afganistan'dan Endonezya'ya ve bizzat Rusya'nın içlerinde, Anglosakson İslamiyet projesine ne kadar hizmet etmiştir; yeterli kadrolar yetiştirmiş midir, bilemem. Zaman gösterecek. Ama Fethullah Gülen ideolojisinin Türkiye'de köklü bir hareket olduğu ve yetiştirdiği kadroların gerek devlet, gerekse özel sektörde su başlarını tuttuğu açıktır.

ABD'nin gerek "yeşil kuşak" projesi, gerekse ideolojik maşası Enver Paşa'nın başarmasına ramak kalan "Panislamist" projesiyle o kadar izdüşümlüdür ki, bugün Türkiye, gerek Fethullah Gülen, gerekse AKP kadroları sayesinde 1920'lerdeki "tercih"le karşı karşıya ve toplum, aynı kimlik bunalımındadır.

Cemal Kutay, "Beş Türkler" kitabında Enver Paşa'nın "Pantürkist" gittiği Türkistan'da "Panislamist" oluşunu şöyle özetliyor: "Mücadele planı iki unsura dayanıyordu. Birincisi, oymaklar arasında asırlardır devam eden ve Rus istilasından sonra müstevlilerin körüklediği anlaşmazlıklara son vermek... Bunun için de, IRK BİRLİĞİ YERİNE BİDAYETTE DİN BİRLİĞİNE DAYANMAK."

Yıl 2006, Türkiye'deki "alt kimlik/üst kimlik" tartışmasını düşünün. Tümcedeki "oymaklar" sözcüğünü Türkler/Kürtler, Rusları ve müstevlileri "dış mihraklar" olarak okuyun ve "bidayet"ten kimin söz ettiğini, kimin "bidayet İslam" dediğini hatırlayın!

İmparatorluk yıkıldığında, Osmanlı paşası Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu'da İstiklal Harbi'ni başlatır ve laik cumhuriyetle taçlanacak Türkiye'yi kurmak için didinirken, iki Osmanlı paşası, Enver ve Cemal, biri Türkistan, diğeri Afganistan'da "hilafet ordusu" kuruyordu. Anadolu'da Türk ordusu İngiliz güdümlü Yunan ordusuna karşı son taarruza hazırlanırken, Mustafa Kemal'e destek veren Rusya'ya önce sığınan Enver Paşa, Duşenbe'de "Emiri Leşkeri İslam ve Buhara Kumandanı" sıfatıyla Bolşevik Ruslara karşı Müslüman Hintliler (müstakbel Pakistanlılar), Afganlar, Türkmenler vb'yle cihat açıyordu. Üstelik, daha önce Almanlarla birlik olup Osmanlı'yı kırdırdığı İngilizlere de "Bolşevikleri haklamama yardım edin," diye haberler gönderiyordu. Normaldi. Çünkü zaten Almanlarla birlikte Rusya'ya karşı da savaşmış, ama savaştığı Rusya'ya Alman denizaltısıyla kaçmış, zaten Orta Asya'daki İslami cihadın temellerini de Berlin'de kurduğu "İslam İhtilal ve Hürriyet Komitesi" ile atmıştı!

Başka bir deyişle, Enver Paşa ve şürekâsının Bolşevik Rusya'ya karşı açtığı İslami cihat, "Yeşil Kuşak" projesi nasıl ABD malıysa, Alman patentli "Hristiyan-kapitalist" bir girişimdi.

Tarih böyle okunduğunda, Almanya'ya sığınıp "hilafet devleti" ilan eden Kaplancılara, rahat rahat radikalleşen İslamcı Türk örgütlerine, beslenip serpilen "yeşil sermaye"ye şaşırmak ne kadar gerçekçidir?

Hilafet bayrağını açtıran Haçlılar olunca, Yeşil Kuşak mücahidi Fethullah Gülen'in de Vatikan'ı ziyaret edip ABD'de üslenmesi "eşyanın" tabiatı değil midir?