Hala mı “non olet”?
Vatan · 20 Haziran 2006
Tüm insanlar ölür, ama bazılarının sözleri yaşar. Tüm insanlar söz söyler, ama bazılarının sözleri ömürlerini aşar, diğerlerininki kısa kalır. Önemli insanla önemsiz insan arasındaki fark, belki de sözlerinin ömründen ibarettir.
Belki de insanlar önemli-önemsiz diye ayrılmaz; önemli olan sözdür. Öyle sözler vardır ki, söyleyen unutulur, söylediği unutulmaz.
Benim de adını unuttuğum üstat, "Makul ol, imkânsızı iste!" demiş, bir vesileyle. Bendeniz de normal hayatta anormal makul olup, imkânsızı talep edenlerdenim. Bugün de makul bir azınlığa güvenerek, çoğunluk için imkânsızı, bir yerlerden hayal meyal duyduğunuz eski bir deyişi anımsamanızı istiyorum, sizlerden. Mutlaka vardır aranızda, "Paranın kokusu yoktur!" sözünü hatırlayan. Para nereden gelirse gelsin, hoş gelir sefa getirir, anlamında kullanılan bu deyişin bire bir Türkçe karşılığı, "Üzümü ye, bağını sorma" olabilirdi, ama değil. Çünkü "Paranın kokusu yoktur!" bir atasözü değil. Babası belli: Titus Flavius Vespasianus, Roma İmparatoru. Hatta sözün Latince aslı: "Non olet!"
İmkânsızı isteyen makuller bilir, sözün öyküsü muhteşemdir: Titus Flavius Vespasianus, şimdi Anadolu dediğimiz bizim memleket Natolia'da Roma İmparatorluğu'nun vergi tahsildarı iken vergi yerine topladığı rüşvetleri (şaka değil, gerçek) İsviçre'ye götürüp bankerliğe terfi eden ve Roma İmparatorluğu'na kredi açarak zengin olan Titus Flavius Sabinus'un oğludur. Bir tefeci ve bir plebden doğarak hayata atıldığında, bir gün imparator olacağına ilişkin en küçük bir işaret, zaten kendisinin de böyle bir emeli yoktur. Babası gibi vergi tahsildarı olacağına asker yazılır, savaşa gider, sürü sepet zafer kazanır, ünlü bir general olur ve Neron'un ölümünden sonra kendisini imparator bulur. Çılgın Neron, Roma'nın hazinesini tamtakır bırakmıştır. Vespasianus, imparatorluğun kasalarını yeniden doldurmak için muhtaç olduğu kudreti, damarlarındaki asil baba kanında bulur ve hüküm sürdüğü 69-79 yılları arasında vergi üstüne vergi bindirir Romalılara. At, ot; ülkede vergilendirilmeyen hiçbir canlı ve cansız kalmaz, ancak Vespasianus'ta devlete gelir toplama dehası tükenmemiştir. Günlerden bir gün, Roma'da pek yaygın, çünkü buluşup sohbet etmek için de kullanılan umumi helaları vergiye bağlar. Verginin adı, halk arasında "İdrar Vergisi" olarak yayılır. Eski tahsildar Sabinus'un torunu, Vespasianus'un oğlu ve sonradan imparator olacak Titus, babasının bulduğu yeni gelir kaynağına inanamayıp: "Çişten boktan vergi mi toplanır peder?" diye sorunca...
Titus Flavius Vespasianus, umumi helalardan taze toplanmış ilk vergilerden bir avuç alıp oğlunun burnuna yaklaştırır ve ünlü sözünü söyler: 'Non olet!' Roma halkının "Pecunia non olet" (para kokmaz) diye anlaşılır kıldığı söz, inanın dünya ekonomisinde bir dönüm noktası olup, insanların parayı algı ve kabul seyrini değiştirmiş; ancak Vespasianus'un ulu adı, alçak Fransızlar tarafından 1834 yılında umumi helalara verilerek küçümsenmiştir. Halen altı kişinin girebileceği ve insan omzundan yukarısı açık bölmelerden oluşan helalara Vespasiunus'un hatırasına binaen, "vespasienne" denilmektedir.
Paranın kokusuna dair bu tarih dersini bendeniz, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, borsadaki yerli oyunculara: "Görünümü bozarsanız, ben ne yapacağımı bilirim!" gözdağını verirken hatırladım. Ve kimin neyle oynadığını, neyin görünümünü bozduğunu ve Maliye Bakanı'nın ne yapacağını doğrusu daha iyi anladım.
Ama hâlâ kokmamasına, çok şaşıyorum.