Bir cenaze, iki ziyaret
Vatan · 21 Haziran 2006
2006 yılının 17 Mayıs Çarşamba sabahı, Türkiye'de mülkün, yani memleketin temeli adaletin en yüksek temsiliyetine saldırılıyor ve Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik katliam girişiminde Yargıç Mustafa Yücel Özbilgin öldürülürken, üç Danıştay üyesi yargıç da yaralanıyordu.
Böyle bir saldırı, dünya tarihinde bir ilkti ve Türkiye'de gerçekleşiyordu. Bugüne kadar ne hukuk, ne de guguk devletlerinin hiçbirinde örneği vardı.
Saldırtanların ve saldırganın hedefi laik Türkiye Cumhuriyeti, amacı açıktı: Devleti, temelinden vurmak!
17 Mayıs Çarşamba akşamı, Ankara'da binlerce yurttaş, hukuk devletini kuşatan tebaa zihniyeti ve "kul" tetikçilere karşı Danıştay'ın önünde toplanır, ağıtlar yakarken, İstanbul'daki Lütfi Kırdar Spor Salonu'nda da küresel bir ticaret devinin toplantısı vardı : Coca Cola'nın dünya CEO'su Neville Isdell, Türkiye'yi şereflendirmişti. Üstelik, Coca Cola International'ın başına başarılı bir Türk yöneticinin, Muhtar Kent'in getirildiğini muştulamak için.
Neville Isdell, aynı gece toplantıdan sonra verilen özel yemekte, gazetecilere 30 yıllık Coca Cola kariyerinden tatlı anılar aktarıyordu: Dünya markasının CEO'su, Nelson Mandela Güney Afrika Devlet Başkanı seçildiğinde apar topar tanışmaya gitmiş, nasıl heyecanlı tereddütler içindeyse: "Mandela elimi tuttu, bana endişe etmenize gerek yok, neler yaptığınızı biliyorum, nasıl davrandığınızdan haberim var, dedi..." diye anlatıyordu.
18 Mayıs Perşembe sabahı, Ankara'da on binlerce yurttaş, yüreklerinde sahipsiz cumhuriyetin öksüz öfkesi Anıtkabir'e çıkıyor, Başbakan Tayyip Erdoğan ise Antalya'ya uçuyordu.
Öğleden sonra, cumhuriyetin öksüzleri Danıştay Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesinde, bir şehitlerini daha uğurlarken sonsuzluğa ve öfkelerini kusarken cenazeye gelmek gafletini gösteren hükümet üyelerine, Başbakan Erdoğan, Antalya'da kavşak kurdelesi kesiyordu…
Coca Cola dünya CEO'su Nevill Isdell ise, resmi tarihe göre İstanbul'dan uçmuştu... Ama nereye?
Rivayet o ki, 18 Mayıs Perşembe günü Başbakan Erdoğan Ankara'dan, Coca Cola CEO'su da İstanbul'dan Antalya'ya uçuyorlardı. Rivayet o ki, Antalya'daki Coca Cola yetkilileri, "Big Boss"un sürpriz ziyaretine sevinmekle birlikte, pek bir anlam veremediler. Büyük toplantı zaten İstanbul'da yapılmış, mesajlar İstanbul'da alınıp verilmişti. Hatır satır ve "iyi gidiyoruz, devam" türünden hoşbeşten sonra laf tükenmişti ki, Neville Isdell saatine baktı ve: "Şimdi Başbakan gelecek!" dedi. Sözünün doğrulanması gecikmedi, Recep Tayyip Erdoğan bizzat karşısındaydı. Rivayete göre tabii...
Coca Cola'nın dünya CEO'suyla Türkiye Başbakanı'nın görüşmesi bir saate yakın sürdü. Konu, cumhurbaşkanlığı seçimiydi.
Yani benim rivayet der ki, Başbakan Erdoğan, Ankara'da Danıştay üyesinin cenazesi kaldırılırken, Antalya'da kavşak açmıyor, ABD'nin küresel elçisiyle müstakbel Türk Cumhurbaşkanı'nı tarif, tayin ya da tayyip ediyordu.
Başbakan ne ettiyse güzel etmiş olacak ki, bu buluşmadan tam tamına bir ay sonra, hem de borsalar, piyasalar tepetaklak giderken, Türkiye'ye George Soros geliverdi!
Bilenler bilir, Amerika'nın küresel ufkunda Coca Cola şahindir, George Soros ise güvercin, sayın seyirciler. Coca Cola, yerleştiği ülkelerde "demir bilekli" yöneticiler ister ve 2004'te Kolombiya'da 72 sendikacıyı "paramiliter" çetelere öldürten despot Alvaro Urribe'nin yeniden "cumhurbaşkanı" seçilmesinde büyük emeği geçmiştir. George Soros ise, şahin çalışmayan durumlarda, demokrasi güvercini olarak uçurulur. Türkiye'ye biri gidip biri geldiğine göre, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kim gol atacak, henüz belli değil!