Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Gürültü temizliği!

Vatan · 12 Ağustos 2006

Kalabalıklara gürültülü eğlence gerekir: Çünkü mankafalar gürültü sever ve kalabalıklar da mankafadır" Napolyon BONAPART

Cami altı kahvesinde çay içiyoruz. Ezan başlıyor. Firuzağa müezzininin aslında güzel sesi var, ancak amplifikatör kaç desibele ayarlı bilmiyorum, kulaklarım patlayacak gibi oluyor, hesabı alelacele ödeyip kaçıyoruz. Camiden yüz metre uzaklaştıktan sonra bile, arkadaşımla birbirimize söylediklerimizi duyamıyoruz. .

Bu bir taciz. Kahveleri, barları, renkli yaşam biçimiyle özgürlükçü Cihangir ahalisini cezalandırmaya yönelik bir taciz.

Aklıma AKP'li İstanbul Belediyesi'nin, kentteki eğlence yerleri için koyduğu "gece 24'ten sonra müzik yasağı" geliyor: Bu yerler, eğlence müziği yerine "ilahiler" yayınlasalardı eşit gümbürtü desibelleriyle, acaba aynı "gürültü yasağı" konacak mıydı?

Kesin olarak hayır, sayın seyirciler. Çünkü AKP'li belediye encümeni gürültüden rahatsız olsa, günde beş vakit o eğlence yerlerine beş basan hoparlörlerle okunan (yoksa çalınan mı demeliydim?) ezanlardan da rahatsızlık duyardı. Encümen, kirliliğe gerçekten çözüm arasa, gürültüden yalnız "pop" müziği anlamaz, İstanbul'u her gece titreten havai fişek patırtısını, ekip arabalarının sağır edici sirenlerini, trafik polisi megafonlarının ses bombası niyetine saldığı "34, kenara çek, kenara çek! 75 yürrü, yürrü!" dehşetini de gürültü kapsamına alırdı.

***

İstanbul'un "beledî" AKP'cileri, halkın başta kulak sağlığı, huzur ve sükûnunu gerçekten düşünseler, o halkı önce ehliyet alırken zırt pırt koma çalmamaya eğitir, tüm uygar ülkelerdeki gibi koma denilen aletin ani tehlike alarmı olduğunu öğretirlerdi!

Ama beledî AKP'cilerin, acaba dünya standartlarından, büyük kentlerde kornanın "gürültü" sınıflandırmasında bir numaralı kirlilik kaynağı sayıldığından haberi var mı? Acaba bizzat kendi arabalarında, öndeki araba durdu, arkadaki solladı, taksi yolcu indirdi diye cart cart basmıyorlar mı kornalarına? Kendi yaptıkları gürültüyü de gürültü kirliliği kapsamına alacak değiller ya!

Tersi olsaydı şaşardım, İstanbul Valisi Muammer Güler de gürültüden, salt "müzik" gürültüsünü anlıyor. "Gürültü yapanın anında gürültüsü durdurulur," diyor. (Bkz. Dünkü VATAN)

Vay canına! Demek durdurulurmuş ha?

Sayın Vali'yi göreve çağırıyorum: Adresi belli eğlence yerlerini mühürlemek kolay. Buyursun, araba hoparlörlerini sonuna kadar açıp, tısdam tısdam dolanan magandaların gürültüsünü durdursun, durdurabiliyorsa eğer. Mührüne güveniyorsa, güzelim ezan sesini mahşer gümbürtüsüne çeviren minare hoparlörlerini de mühürlesin! Ve yukarıda saydığım gürültü kirliliği bile değil, gürültü leşliğinin kaynaklarını kurutsun, yetkisi yetiyorsa...

***

Ben Reina, Sortie, Sapphire vb. türü eğlence mekânlarının müşterisi değilim. Ama gitmezliğim, bu yerlerin turistik değerini ve yaşadığım kente kazandırdığı artıyı görmemek anlamına gelmez. Ayrıca, eğlence yerlerinde müşteri ne kadar azsa, müziğin o kadar saldırgan olduğunu, boşluğun gürültüyle kamufle edildiğini de bilirim. Çok büyük yatırımların yapıldığı, dünya çapında göz kamaştırıcı bu mekânlarda, boşluk oluşunca geleneksel bir "çığırtkanlık" alışkanlığı depreşiyor ve yayınladıkları müzik, gürültü kirliliği yaratıyor kuşkusuz. Ancak...

Belediye Encümeni'nin son kararında, gürültü kirliliğine yönelik tek bir ölçüt, "şu kadar desibelden yüksek yasaktır" diye teknik bir kıstas yer almıyor! Anladığım kadarıyla bu eğlence yerlerine gürültü değil, saat 24'ten sonra müzik çalmak yasaklanıyor...

Oysa böyle bir yasağın, yalnız yazları çalışan bu yerlerin sonu olacağı açık. Yani iktidarı ve belediyesiyle bu imamların amacı, gürültü kirliliğini falan önlemek değil, "imansız" eğlenceci "temizlemek!" O kadar.