Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Buyrun buradan yakın !

Vatan · 14 Ağustos 2006

Fransız « La Voix du Nord » gazetesi, 31 Temmuz tarihli sayısında Beyrut’a ilişkin trajik haberlerin yanısıra, bölgede yaşayan bir Lübnan’lının başına gelen tuhaf olaya, aşağıdaki biçimiyle yer verdi :

« Geçen çarşamba sabahı, saat 01. Ayn Ebel mahallesi, karanlığa gömülmüş durumda. Yalnız gece olduğu için değil, elektrik de kesik. İbrahim, evinde mışıl mışıl uyuyor. Körfez ve Afrika ülkelerinde yıllarca çalıştıktan sonra ülkesine dönen altmış yaşındaki İbrahim, konuşma sesleriyle uyanıyor ansızın. Birisinin, hatta çok sayıda birilerinin, aralarında konuşarak çatısının üzerinde dolaştığını anlıyor. Az sonra, artık konuşma sesi değil, fırlatılan bir füzenin yanıltmayan gürültüsünü duyuyor. Sonra ikinci bir füzenin, derken üçüncüsünün ateşlenmesini dinliyor. Dördüncü ve beşinci de gecikmiyor…

İbrahim, çatısına çıkan adamların Hizbullah milisleri olduğunu kavradığı andan öteye, İsrail misillemesinin gecikmeyeceğini ve ne kadar şiddetli olacağını da tahmin ediyor.

Yataktan fırlayıp alel acele uyandırdığı ve hemen hepsi akrabalarından oluşan apartman ahalisiyle birlikte, kendisini dışarı atıyor. Ne kadar doğru bir seçim yaptıkları, çok geçmeden anlaşılıyor : İsrail ordusunun ateşi altında bugün İbrahim’in evi ve yanındaki dört apartmandan geriye, bugün yalnızca bir moloz yığını kalmış durumda.

İbrahim’in öyküsü, Beyrut’ta sık yaşanan bir olgu artık. Geçen hafta Beyrut yakınlarındaki bir köyde, Hizbullah milisleri roketatarlarını evlerin arasına yerleştirmişti ve tüm köy, İsrail füzeleriyle yıkıldı. Bölgeyi terketmeyen ya da kaçamayan halk, Şii köktenci milislerin bu taktiğine karşılık, sivil devriye ekipleri oluşturdu. Bu ekipler gece gündüz nöbet tutuyor, devriye geziyor ve Hizbullah’ın meskun yerlere mevzi kurmasını önlemeye çalışıyorlar. Ancak zorluk, Hizbullah askerlerini, normal sivillerden ayırmak. Çünkü çoğu sivil halk gibi tişört ve pantalon giyiyor. Bazıları üniforma taşıyor. Bazıları da, misil… »

Sayın okurlarım, İsrail ile Hizbullah arasındaki fark nedir, biliyor musunuz ?

İsrail’in, kendi halkını korumak uğruna saldırmayacağı ülke, öldürmeyeceği halk yoktur. Hizbullah’ın ise, İsrail’i tepelemek uğruna feda etmeyeceği hiç bir can, çoluk çocuk kendi ahalisi dahil ölüme sürmeyeceği halk yoktur !

Bu fark nedeniyle İsrail kazanamaz savaşı, yenemez Hizbullah’ı. Bu sütunu izleyenler bilir, 26 Temmuz’da yazmıştım böyle bir savaşın ucunun açık olduğunu, İsrail’in « altı gün » zaferini tekrarlayacağına inananların yanıldığını.

İçimden geçeni söylemekse, Amerikan BOP’unun temel ayağı olarak, Kuzey Irak’ı Kürtlere bırakan planın destekçisi İsrail’in Lübnan’da hezimete uğraması, oh olur, derim ! Ne İsrail dostuyum, ne düşmanı. Ama İsrail’in « ben yaparım olur » mantığının yıkılması ve militer üstünlüğe dayalı aşırı özgüveninin sarsılmasını, bölgede olası bir barış için gerekli görüyorum.

Öte yandan, dünya görüşü bir din faşizminden ibaret ve ne kendi, ne de başka insanların canına en ufak değer veren Hizbullah’ın da İsrail’den iyi bir dayak yemesini isterim !

Mantıkla konuşmak gerekirse, bölgede ateşkes ilanının, her iki tarafın işine geleceğini söyleyebiliriz : İsrail, kazanamayacağı bir savaşa daha fazla batmaktan kurtulacak. Hizbullah ise yeniden güçlenebilmek için soluklanacak. Fakat taraflar arasında sağlanacak ateşkes, barış olmayacak.

ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik politikası iflas etti ve BOP, ölü doğuyor. Ancak BOP’u doğurtma çabaları, bölgenin Osmanlı sonrasını yapay sınırlarını öyle bir çatırdatıyor ki, mutlaka yeni bir « dizayn » oluşacak, ama sonuçtan ne ABD, ne İsrail, zaten ne de kimse memnun kalacak. Türkiye dahil !