Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Carissima donatella

Vatan · 18 Ağustos 2006

Hollanda’dan Marmaris’e küçük dünya turunu ilgiyle izledim, şekerim. Pembe tombul çocuklarının suretini karyolalara işlemekle yetinmeyip, bir taraflarına batasıca seks özgürlüğü adına parlamentoya sübyancılık yasası öneren dejenerelerin ülkesine haklı isyanın önünde saygıyla eğiliyorum !

Çünkü sen küçük, tatlı bir « anne » cadısın. Çocuklara yapılan hiç bir kötülüğe tabii ki duyarsız kalamazsın. Üstelik artık minik bir torunun da var, cadılıkta « babaanne » payesine de eriştin.

Ancak Donatella’cığım, bana « yayınladığın » mektuba iliştirdiğin fotoğraf da başka tür seks manyaklarının rüyalarını süsleyecek cinstendi : Hani o güzelim motosikletin önünde, ikiniz de siyah deriden dapdaracık motorcu tulumları giyinmiş, ufacık tefecik senin, devasa Bruno’yu boynuna taktığın medeniyet yularından çektiğin fotoğraf, Türkiye’deki tüm sadomazoların yüreğini hoplatmıştır, eminim !

Doğrusu tepeden tırnağa fermuarlarla süslü siyah deri tulumun, seni daha da çekici kıldığını söylemeden edemeyeceğim. Elinde bir kırbacın eksikti. Bir de ayaklarında, bastığı yeri tatlı tatlı kanatacak çelik topuklu yüksek ökçelerin !

Şu anda, « Miiiiine ! Nereden aklına geliyor bütün bunlar, yoksa sen de miii ? » diye çığlık attığını duyar gibiyim. Hayır tatlım, beni tanırsın. Uzattığın « i »ler gibi dikine düzgün biriyimdir. Ancak sen nasıl sevimli bir cadıysan, ben de ufarak bir « jedi »yim. Yani kötünün ne düşüneceğini bilir, hatta üç hamle sonra ne yapacağını öngörürüm…

Tabii ki senin maceralarından çok daha düzayaktı, ama bu arada ben de tatile çıktım. Daha doğrusu çıktık ve Daniel’in « Bedroom » diye dillendirdiği Bodrum yöresine döndük, on yıl sonra.

Bir İngiliz şirketi, Ortaköy’de küçük, şirin bir otel kiralamış. Suda yüzdürülen ne kadar alet edevat varsa TIR’la İngiltere’den getirtiliyor, « relax as hard as you like » sloganıyla tatilde acı çekmek isteyenlere « spor » sunuluyor. Oysa İngiliz ve spor dedin mi, Daniel ve benim ilgi dağarcığımız, Churchill’in uzun ömrünün sırrını soran gazeteciye, Havana purosundan derin bir soluk çekip verdiği : « No sport ! » yanıtıyla sınırlıdır.

Öyleyse orada ne mi arıyorduk ? Yalnız İngiliz müşteri kabul eden otele, bizi de çeşni yazdıran sevgili arkadaşımızı kıramadık, önce.

Sonra hayatımın en güzel tatilini yaptım, Dona’cığım! Meğer ne şeker, ne « klas » insanlarmış İngiliz ve İskoçların « paralı takımı ». Hem terbiyeli, ölçülü ve sakin, hem de canayakın ve eğlenceli insanlarmış meğer !

Ne yazık ki tatil vahamız, yerli bir cangılla çevriliydi. Ortaköy ve Yahşi beldelerinin Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un, yaz aylarındaki inşaat yasağına rağmen devam eden inşaatında çalıştırdığı Kürt işçiler, gece otelden çıkıp lojmana giden iki İngiliz « kız » personelin yolunu kesip, erkeklik performanslarını göstermeye kalktılar. Ancak spor eğitmeni kızların performansını tatmak zorunda kalıp, bir güzel pataklandılar. Ertesi gün de Türkiye’yi utandırdılar. Çünkü otel personeli, İngiltere’den « saldırılara karşı » çağrı cihazları talep etti.

Derken Daniel, otelin « vtt » servisinden yararlanarak çıktığı bisiklet turlarında, başıboş köpeklerin saldırısına uğradı. Ama baldırını aynı köpeklere kaptırıp tatilini kuduz iğnesi yiyerek geçiren İngiliz turistin aksine, karizmayı çızdırmadı. Hem de bir Kangal’ın önderlik ettiği köpek sürüsüne karşı ! Kangal saldırınca, Daniel kendisine Fransızca « Ne bağırıyorsun ? » diye çıkışmış, yabancı dil bilmeyen sürü lideri duraklayınca hepsi durmuş, Daniel de tekerleri yağlayacak fırsatı bulmuş.

Senin anlayacağın, tatilimizin ender tatsızlıklarını her zaman olduğu gibi « hayvanlar » ve « hayvanlıklar » oluşturdu, şekerim. Seni çok özledim. Bir an önce buluşalım, ciao bella !

--------------------------------