Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Haramzadelerin fır dönüşü!

Vatan · 23 Ağustos 2006

“Sedef kakmalı antika mobilyalar, sehpalar, tablolar, barutluklar, padişah tuğraları... Açılan her kutu, Halil Bezmen’in ne kadar ince bir zevk sahibi olduğunu ortaya koyuyordu. Parçalar güzellikte birbiriyle yarışıyor, bir sonraki eşya, bir öncekini gölgede bırakıyordu. Altın bir avizenin yarattığı şaşkınlık bitmeden, açılan sedef işlemeli Kur’an sehpası hayranlık uyandırıyor, daha gözler ona doymamışken, müthiş işlemeli bir tavla ve onun ardından nefis kabartmaların bulunduğu bir kilise tavanı parçası çıkıyordu...”

Yukarıdaki satırlar, mesleğimde saygı duyduğum usta gazetecilerin başında gelen Haluk Şahin hocamızın, bana: “Mine’ciğim, Bir an geliyor, kaçamıyorlar!..” diye imzaladığı “Haramzadenin Dönüşü” (Güncel Yayıncılık, 2006) kitabından alınmıştır. Ve sahne 1994 yılının 13 Ekim günü, Uğur Dündar ve Arena ekibinin kameraları önünde, zaten programa gelen bir ihbar sayesinde, yurt dışına kaçırılacakken Haydarpaşa gümrüğünde yakalanan Halil Bezmen’e ait hazinenin, açılma sahnesidir.

Halil Bezmen, müflis bir iş adamıdır. Ancak iflastan sonra ABD’ye kaçıracakken gümrükte ele geçen ve servetinin serçe parmak kadarı mal yükünü, zabıt tutmak için depoya götürmek gerektiğinde, 2 TIR ancak yetmiş ve yasal sayım sonunda tam 406 parça antika ve değerli eşya ele geçirilmiştir. Bunlardan 147’si, “yurt dışına çıkarılamayacak tarihi eser” kapsamına girmekte, ötekiler de Halil Bezmen’in taktığı borçlar dolayısıyla “hacizden kaçırılan eşya” niteliğindedir.

***

Türkiye’de müflis iş adamı Halil Bezmen, ailesiyle kaçtığı ABD’de yıllarca debdebeli bir zenginlik içerisinde zevküsefa sürerken, Amerikan yurttaşlığı alabilmek için Greenwich Time Gazetesi’ne de acıklı bir röportaj verdi. Bu röportajda dört yüzyıl önce İspanyol engizisyonundan kaçan Yahudi kökenli Müslüman olduğu için Türkiye’de mezalim gördüğünü ve aslında sütten çıkma ak kaşık olup, bu mezalim yüzünden tabanları yağlamak zorunda kaldığını iddia ediyordu!

Ancak sahte Yahudi, hakiki kanun kaçağı Amerikan yurttaşlığı peşindeyken, Türk makamları Interpol, Arena ekibi de televizyon kameralarıyla onun peşindeydiler.

Halil Bezmen, ABD’de sekiz ay hapis yattıktan sonra sınır dışı edildi ve 2003 yılında “mezalim gördüğü” Türkiye’ye gönderildi.

Bugün, bizzat kendisinin mağdur ettiği kardeşleri ve babasına verdiği maddi manevi zarara karşılık, İstanbul’da bir eli yağda, bir eli balda sürdürüyor yaşamını. Devlete, SSK’ya hâlâ borçları var, ancak Bebek’teki evden, kullandıkları lüks cipe kadar her şey “başkasının” adına kayıtlı, haczedilemiyor.

***

Haluk Şahin ve Uğur Dündar, gazetecilikte “fikri takip”in önemli bir örneğini oluşturdukları Halil Bezmen’i izledikleri yılları, 1995 yılında “Haramzade” başlıklı bir kitapta toplamışlardı. Ancak Halil Bezmen, Türkiye’ye döndükten sonra başkasının üstüne kayıtlı mallarıyla sürdüğü sefayla yetinmedi, tekerlek büyüklüğündeki egosuyla, suç listesinde kendisine “hiç”, başkasına “hep” çıkaran bir aklanma kitabı yazdı.

Haluk Şahin ve Uğur Dündar şimdi de “Haramzadenin Dönüşü”nde, Halil Bezmen’in kendisini yüceltip acındırdığı otobiyografisindeki çarpıtılmış gerçekleri, resmi belgelerle düzeltip, üzerindeki “ak” boyayı kazıyorlar. “Haramzadenin Dönüşü”, Türkiye’de bitmek bilmeyen talancılığın olduğunca, yalancılığın da tarihçesi. Okuyun ve unutmayın!