Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

El yordamıyla kahramanlık

Vatan · 29 Ağustos 2006

Türkiye’nin Kore Birliği 5090 kişilik bir takviyeli tugaydı. Tahsin Yazıcı’nın komutasındaki tugay, BM’nin çağrısına uyarak kuruldu ve “Güney Kore’ye yardım için” 20 Ekim 1950’de 9. Amerikan Kolordusu’nun emrine verildi. Kasım 1950 sonunda girdiği Kunuri Savaşı’nda 8. Amerikan Kolordusu’nu kuşatılmaktan ve imha edilmekten kurtardı.

Üç yıl süren Kore savaşına, her yıl değiştirilerek tam mevcutlu katılan Kore Birliği tüm cephe savaşlarında yer aldı.

1953 yılında savaş bittiğinde, birliğin 5090 mevcudundan 721 şehit verilmiş, 234 asker tutsak düşmüş, 174 asker “kaybolmuş” ve 2147 asker yaralı kurtulmuştu.

Zamanın iktidarı Demokrat Parti hükümeti, Türk askerini TBMM kararı olmadan Kore savaşına gönderdi. Bu durum, Türkiye’de sert siyasal tartışmalara yol açtı. “Ama” dendi zamanında, “BM’nin çağrısına uymak ve Türk askerinin Kore’de gösterdiği kahramanlık, ülkemizin NATO’ya üye olarak alınmasında önemli ve olumlu bir rol oynamıştır...”

***

Tahmin edebileceğiniz gibi, bendeniz Kore savaşının ne bire bir, (zaten ne de ikide bir) tanığı olacak yaştayım. Ancak tarihi bilmek için mutlaka yaşamış olmak gerekmiyor, ilgi duymak ve öğrenmek yetiyor. Hatta bazen öğrenmek için, yukarıdaki bilgileri size aktarmak üzere yaptığım gibi, bir ansiklopedi açıp okumak bile aydınlatıyor insanı.

Yeter ki, tarihten ders alacak kadar akıllı olalım. Ne yazık ki böyle bir akıllılık, ancak “yazılı” kültürlerin şansı. Oysa bizler, yazılı tarihten çok “sözlü hatırat” geleneğinin çocuklarıyız. Hani sık sık “belleği kısa” bir toplum olmaktan yakınırız ya, bu unutkanlığın başlıca nedeni, beynimizin okuduğundan çok duyduğunu kaydetmeye yatkınlığı. Sözlü hatırat uçup, yazılı tarih de okunmayınca...

Türkiye’de bugün “sözü geçen” bazıları da, tarihin kendileriyle başladığını sanır, Irak savaşına Türk askeri gönderilmemiş olmasına hayıflanır ve aman hiç olmazsa Lübnan’a gönderelim de varlık gösterelim, diye tuttururlar.

***

Bu sözü geçen zevattan kimi, Irak’ta Amerikan Kolordusu emrine verilmiş bir takviyeli Türk tugayı, bir Irak Birliği hayali kurmuştur. Çünkü hayal meyal, bir Kore Birliği “duymuşlukları” vardır. Ama sorun onlara, Kore Birliği kaç askerden oluşurdu, kaçı ölmüş, kaçı yaralanmış ve benim indimde en korkuncu, kaçı tutsak düşüp gördüğü işkenceler sonucunda “kaybolmuş”tur, bilmezler.

Kimileri bilir ve aralarında, sevip saydığım yazarlar bile vardır. Ama haberin geçiciliğiyle koşullanmış bir gazetecilik deformasyonu mudur, bilemem, demek ki onların da tarih bilgisi yüzeysel ve mantık hatalarının temelinde kısaca: Masa başında “amiral battı” oynayıp kazanmak var.

Birincilere, söylenecek sözüm yok. Onlar, başkalarının çektikleri silahlarla gerdeğe girmeye hazır, hele hele Amerika’nın altında kaybedilen yiğitliklere çoktan alışık! Irak’a gönderilecekken gönderilmeyen, Lübnan’a gönderilecek gibi olan askerler arasında onların çocukları olmayacağına göre de, dökülecek kana değil ama, kazanılacak başarı ya da zafere, tabii ki ortaklar.

Acaba iyi niyetli bir hatada ısrar eden ikincilere desem ki: Türk ordusu ABD’yle birlikte Irak’a girseydi, bugün ölen 5000 Amerikan askerinin yarısı Türk askeri olacak ve diğerleri her gün beşer onar, Amerikan askerlerinin yaşadığı cehennemi yaşayacaktı. Buna karşılık ABD, Türk askerini asla Kürt bölgesine sokmayacak, çünkü Kuzey Irak’ta bir Kürdistan kurma planı çoktan yapılmış ve Amerikalılara rağmen Kerkük’e girilmeye kalkılsa, Türkiye kendisini muazzam bir savaşın ortasında, müttefiki ABD’ye karşı dövüşür bulacaktı. Masa başında kazandıkları bir bir zaferin, cephede “hezimete” dönüşeceğini anlarlar mıydı, acaba?

Devamı yarına.