Kuduran turizm
Vatan · 13 Eylül 2006
2006 yazı, Türkiye turizmi açısından tam bir felaketti. İstanbul’un turistik kalbi Sultanahmet’te in cin top oynadı, Kapalıçarşı sinek avladı, otelciler kan ağladı. Güney sahillerinde Antalya hariç, Bodrum’da doluluk oranı % 30’larda süründü. Ağustos ayında ben de tatilimi Bodrum yöresinde yaptım ve boş oteller, boş plajlar, boş lokantalar, işsizlikten yatan gemileri gördüm. Oysa aynı günlerde, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Ankara’nın sıcağı başına vurmuş olacak, “Bakın Bodrum’da 40 bin yatak var. Olması gereken 100 bin. Bu nasıl olacak?” diye demeç veriyordu (Hürriyet, 14 Ağustos).
Var olan oteller ancak yüzde otuz doldurulabilirken, bakan otel sayısını iki buçuk katına çıkarmayı hedefliyordu. Bu nasıl olacaktı gerçekten?
Üstelik, papaz katledilir, ormanlar yakılır, bombalar patlatılır, turistler yaralanıp öldürülürken, bırakın boş otelleri doldurmak, dolu otellerin boşalmasını kim, nasıl engelleyecekti ?
Eylül ayı, güney sahilleri için sıcak sevmeyen zengin turistlerin en tercih ettiği sezon. Bodrum’da doluluk oranı % 80’e varan tek otel, Ortakent’te bir İngiliz şirketine ait Seaside oteli. Buyrun, okuyun otel müdürü arkadaşım Apo’nun feryadını:
“Sevgili Mine,
Ortakent’teki başıboş köpekler, artık otelin içine kadar girdiler ve sürüler halindeler. İşi gücü bıraktık, köpeklerle uğraşıyoruz. Ben ve İngiliz yardımcım, otel sahilinde nöbetteyiz ve belediyemizin dahiyane talimatıyla, köpekleri yakaladıktan sonra zabıtaya haber verebiliyoruz! Bazılarını güç bela tutup iple bağlasak bile zabıta gelene kadar İngiliz turistlere korku salıyorlar. Derken zabıta geliyor ama ellerinde ne araç var, ne gereç. ‘Bayıltıcı ilaç atan tabanca yok mu?’ diye sorduğumuzda, ‘Tabanca var ama ilaç yok!’ cevabını alıyoruz. Yakaladığımız köpekler götürülmekte direnince, zabıta da pes edip kaçıyor. Bu arada bir İngiliz turist ısırıldı, kuduz iğnesi yapıldı, ben ve yardımcım da sıradayız.
Sanki başıboş köpek sürüleri, Ortakent belediyesinin sorunu degil. Sanki Ortakent köpekler serbestçe üresin diye bir milli park, sanırsın köpek nesli tükenecek diye korumaya almışlar!
Tabii ki Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un özel kalemini defalarca arıyor ve görüşmek istiyorum. Karşıma çıkan kişi, bana kırk yıllık arkadaşımmış gibi ‘sen’ diye hitap etmenin dışında çok nazik, ancak başkandan kesinlikle randevu alamıyorum.
Çünkü başkan, konunun ne olduğunu gayet iyi biliyor. Ama bu tür kişiler herhangi bir koltuğa oturunca, asıl işin hizmet olduğunu unutuyorlar. Geçenlerde elime tesadüfen ‘sahte’ Bodrumlife dergisi geçti: Mehmet Kocadon’un bir bilboard önünde fotoğrafı var, üstünde ‘Bodrum Yarımadası’ndaki Medeniyet Ortakent-Yahşi’de Başlar’ yazıyor.
Oysa bence burada bitiyor medeniyet. Otellerin içine başıboş köpek sürülerinin girdiği, bisiklete binen, koşan turistlere köpeklerin saldırdığı bir beldede medeniyetten söz edilebilir mi? Dünyanın başka “medeniyet”lerinde, otel yöneticilerinin iş tanımında herhalde köpek kovalamak yoktur diye düşünüyorum. Belki de benim için köpeklerle bozdu aklını bu adam diyordur sayın Belediye Başkanımız. Ama koşarken köpeklerin saldırısına uğrayıp bazen ısırılan İngiliz müşterilerime, bu köpek sürülerini nasıl açıklayacağıma dair en küçük bir fikri yoktur, eminim.
Bu arada Le Monde ve Le Figaro gazetelerinden iki gazeteci beni arayıp, “Türk turizminin durumu” ve “bikinili kıza gericilerin saldırıları” konusunda fikirlerimi aldılar, her iki konuda yayınlanan yazılarında yer verdiler. Yine bu arada gerçek Bodrumlife dergisinin internet sayfasında en çok okunan sayfalar, seninle yapılan röportajmış. Bilgine...
Sevgiler
Alpaslan IŞIK”
Ben de arkadaşımın bu mektubunu, Bakan Atilla Koç’un ilgisine sunuyor ve soruyorum: Bodrum’da 100 bin yatak kolay da 100 bin köpek sevdalısı nereden bulunacak?