Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Papa nasıl haklı çıkar?

Vatan · 19 Eylül 2006

II. Jean Paul’ün ölümüyle boşalan Papalık koltuğuna, sayıları yirmiyi bulan Katolik Kardinal adayları arasından Alman Joseph Ratzinger oturduğunda, un vardı yağ da geldi der gibi: “Bir yanda George W. Bush, öte yanda Ratzinger’le dünya artık bir din savaşına hazır...” diye geçirmiştim içimden.

Ratzinger’in daha Papa seçilmeden verdiği demeçler, gençlik eğilimleri ve sert kişiliği açısından bakıldığında, hiç hayra alamet değildi doğrusu.

Hele yüz çizgileri, XVI. Benedikt olarak seçtiği Papalık adına, ayan beyan bir yalanlama olarak oturuyordu çehresinde. Benedikt, “kutsanmış” demektir ve tuhaf ama gerçek, safsalak “benet” anlamını da içerir.

Oysa Ratzinger’in suratından ne kutsallık akıyordu ne salaklık. Ama demek ki kendisine hiç olmazsa yarısını hak ettiği bir ad seçmiş, çünkü İslam dünyasını ayağa kaldıran son konuşması, kaş yapayım derken göz çıkaran bir safsalaklık... mı, acaba?

Papa XVI. Benedikt, Regensburg Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada Bizans İmparatoru II. Manuel Paleologos’un Persya’dan gelen bir Müslüman’a sorduğu soruları okurken, İslamiyet’le şiddet arasında bağlantı kuran sözlerin kendisine ait olmadığı savunmasını çoktan hazırlamıştı. Üstelik savunmasında, “Zaten bu metin taa Orta Çağ’da yazılmış” hafifletici nedeniyle bir taşla iki kuş vuruyordu: Papa, başkasının düşüncesini aktarmakla yetinmişti, kendi düşüncesi olmayabilirdi, bir. Ama okuduğu metinle, “Bakın, İslamiyet’le şiddet bağlantısı, taa Orta Çağ’dan beri sorgulanıyor” demek istiyordu, iki...

***

Lamı cimi yok, Papa XVI. Benedikt bu konuşmayla İslamiyet alemini bilerek ve isteyerek kışkırtmıştır.

Bu kışkırtmaya, siyasal coğrafyada “provokasyon” denir ve “ajan provokatörlük” diye bir meslek vardır, ama bir Papa’nın uzmanlık alanı olmasa gerekir.

Amatör Joseph Ratzinger, ne yazık ki profesyonel “ajan provokatörlere” parmak ısırtan bir başarıya imza atmış ve muradına ermiş bulunmaktadır.

İyi ki (şimdilik) Türkiye hariç; dünyanın çeşitli Müslüman ülkelerindeki protestolarda gözlenen şiddet manzaraları ne yazık ki tüm dünyanın kınadığı Papa’ya “haklıymış” dedirtecek kıvamdadır. Ağzından köpükler saçarak yumruklarını sallayan, ölüm isteyen, recm isteyen kara sakallı topluluklar ve zaten bir rahibeyi öldüren zihniyet, hiç de barışçıl bir kültüre işaret etmemektedir.

Siz sakin bir insansanız ve birisi sizi öfkeli olmakla haksız yere suçlarsa, kendisine “Sözünü geri al, yoksa seni öldürürüm!” diye hücum etmek, onu haklı çıkarmaktan başka işe yaramaz.

Papa’nın hakkaniyetten uzak ve taraflı suçlamasına en iyi cevap, İslami cemaatin dostluğu, kardeşliği yücelten sloganlarla, barış ilahileriyle el ele tutuşarak yollara dökülmesi olurdu. Ama tersini yaptılar ve adeta Müslüman toplumlardaki şiddet eğiliminin resmini çektirip verdiler dünya kamuoyunun eline.

***

Tarihte bütün dinler ve özellikle üç tek tanrılı din, savaş ve fetih esasına dayanır, zorbalık ve şiddet kullanarak yayılmıştır. En kanlı tarihe sahip olanı da Hristiyanlıktır. Bırakın Bogomil ve Katharların 1100’lü yıllarda soykırımını ya da Fransız Katoliklerin bir gecede 300 bin Protestan’ı kılıçtan geçirdiği Aziz Barthelemy katliamını, Avrupa’yı tepeden tırnağa kanla yıkayan 100 Yıl Savaşları, din savaşlarıdır...

İslamiyet’in başlangıcından günümüze yapılan savaşlar, açılan cihatlar ve uğruna dökülen kanlar, Hristiyanlığın yalnızca Orta Çağ’a saldığı şiddet ve terörün solunda sıfır kalır.

Din ve şiddet bağlantısında, genelinde Müslüman toplumların, özelinde bizlerin hâlihazırdaki talihsizliği, İslamiyet’in Orta Çağ’ını ne yazık ki “şimdi” yaşamasıdır.