Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Büyük şehir mi çürük şehir mi?

Vatan · 20 Eylül 2006

Sıraselviler Caddesi’yle Bakraç Sokak’ın kavşağında, ufacık bir parktı. Ortasında 43 yıllık koca bir çınar, altında bir tahta sıra vardı. Çiti yoktu, sınırlarını dört genç ağaç ve sarmaşıklar çiziyordu. Köşedeki salkım söğüt yerini sevmiş, dallarını salıvermişti kaldırıma.

Yanındaki ucube otoparkın çirkinliğini bağışlatıyordu yeşili.

Beyinlerinde varlık gösteremeyenlerin, araba varlıklarıyla boğulan Cihangir’de minnacık bir vahaydı.

Hemen arkasına Savoy Balık açıldığında, sevindik. Doğa Balık’ın fiyatları müşterilerin ceplerini bırakıp, ciplerine ayarlandığından beri Cihangir’de artık yiyemediğimiz balığın lezzetine, yeniden kavuştuk. Kadirşinas Mahmut Karakuş’un nezaketle yaptığı servisle, taptaze balıkların, birbirinden güzel mezelerin ucuz da olabileceğini, yeniden keşfettik.

Savoy Balık’ın kendi halinde terasına oturduğumuzda, o koca çınarın heybetiyle salkım söğüdün taşkınlığı, gözlerimizi iki adım ötedeki Sıraselviler Caddesi’nin trafik karmaşasından koruyor, yandaki otoparkın yersiz, biçimsiz eğretiliğini unutturuyordu.

Küçük parkımızın önünü, gündüzleri, adını bilmediğim bir dede mesken tutardı. Kuşkusuz tam aklı başında sayılmaz, ama iyiliği yüzünden akan bir ihtiyar. Kendisi gibi kimsesiz köpekleri himayesine almıştı. Mahalleliyle birlikte, Abidin Dino’nun tarif ettiği o efendi, o kalender sokak köpeklerini beslerdi, sevgiyle, şefkatle.

Parkımızın tek sırasına, bazen yaşlı bir ninecik otururdu, elindeki fileleri yere bırakıp ve koca çınara bakıp, giderek tükenen soluklarından birini alabilmek için. Bazen, öğle vakti Savoy Pastanesi’nden çözdüğü palamarı “her keseye uygun” balıkçısına bağlayan Mihail Bey dinlenirdi o sırada, çenesini bastonuna dayanıp.

O park, Cihangir’de hepimize ait kalabilen son adacık, son 250 metre kareydi.

***

Evet, yalnızca 250 metre kare ya var, ya yoktu. Ama ortasında 53 yıllık çınarıyla, öylesine görkemli, öylesine önemli.

Meğer o avuç içi kadar toprakta bile gözleri varmış!

17 Eylül Pazar sabaha karşı, karanlık adamlar, Mercedes ciplerle taşıdıkları ameleler, bir çekiciye yükledikleri paletli kepçe ve 3 kamyonla saldırdılar minicik parka!

Direnen olamadı, çünkü Cihangir’i uyurken bastı eşkıya.

Koca çınarı, söğüdü kestiler; sırası, taşı, toprağıyla kökleyip, yok ettiler o küçük bahçeyi. Baskın, saatler 5.30’u gösterirken başladı.

Gürültüye uyanan tek tük mahalleliye, “Büyükşehir Belediyesi’nin müteahhitleri” olduklarını söylediler. Üstelik, silahlı olduklarını düşündürecek meymenetleri vardı...

HL270 Mercedes’in plaka numarası 34 LVY 25 idi. Paleti yükledikleri çekicinin plakası ise 34 JV 409.

Sabah olduğunda, Cihangir Güzelleştirme Derneği, parkın İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, yandaki ucube otopark sahiplerine satıldığı bilgisine ulaştı. 250 metre karelik bahçe alanı otoparkla birleştirilerek, yerine bir otel daha yapılacaktı.

Oysa Cihangir Güzelleştirme Derneği, Beyoğlu Belediyesi’ne sunduğu projeyle, o küçük parkın, ağaçlarıyla birlikte kadın emeğinin değerlendirileceği bir sosyal alan rehabilitasyonu için izin bekliyordu.

***

Elbette boyun eğmeyeceğiz. “Emir BÜYÜK yerden, uğraşmayın başınıza bir iş gelir!” diye tehdit salanlara karşı, Cihangir Güzelleştirme Derneği’nin arkasındayız hepimiz, mücadele edeceğiz. Cumartesi günü, mezarına mıcır dökülen parkımızda toplanıyoruz.

Bizim elimizde kanun, onların elinde silah olabilir. Ama Büyükşehir Belediyesi, adını Çürükşehir Belediyesi’ne çıkarmaya hazırsa...

Bizler çürümeye hazır değiliz. Hâlâ.