Genç,güzel,yakışıklı demokrasi
Vatan · 22 Eylül 2006
Selin Ongun, Haftalık Dergisi’nde çalışıyor. Onun gazetecilik duruşunda, kendi gençliğimi görüyor, hevesini kırmasınlar diye içim titriyor. Örneğin İran’la ilgili bir röportaj mı yapılacak? Basında herkes herkesin bildiği yolları gidip gelirken, Selin Ongun tutuyor, İranlı bir palyaçoyla röportaj yapıyor. Hem de satır satır akılda tutulan, çünkü İran’a bambaşka gözlükten baktıran bir röportaj.
8-14 Eylül tarihli Haftalık’ta, Türkiye’nin hapis cezası istemiyle yargılanan “duayen” Sümerologu, 93 yaşındaki o muhteşem beyin, doğa harikası kadın ve değeri tartışmasız bilimci Muazzez İlmiye Çığ ile röportajı yayınlandı. Selin’in giriş tümcelerini okurken, yüreğim ağzıma geliyor ve “İşte,” diyorum kendi kendime, “Bu senin ekürinden bir güzel tay!” Yirmi yıl önce, böyle röportajlara, böyle bir girizgâhla başlardım ben de mutlaka.
“Saat 15.00. ‘Her zaman bir şey yapmak için ya çok geç ya da çok erkendir,’ diyor Fransız yazar ve filozof Jean Paul Sartre... ‘Akrep ve yelkovanın gösterdiği zaman, 23 ya da 93 yaşındaki insan için aynı şey değildir kuşkusuz. Çünkü yaşlılar, daha çok yaşamak için gençlerden daha erken uyanırlar’...
***
Elif Şafak’ın TCY’nin 301’inci maddesinden yargılanması hakkında fikir yürüten, yazan, konuşan Türkleri ve dün beraatle sonuçlanan davada “uluslararası kamuoyu” baskısı oluşturmak üzere mahkemeye toplanan Avrupalı “eşrafı” izlerken aklıma düştü bu röportaj.
Elif Şafak, Baba ve Piç romanının 9 sayfasında kahramanlarına kurdurduğu “Ermeni soykırımı”na dair 19 tümce yüzünden, “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla yargılandı. İyi ki beraat etti, zaten yargılanması saçmaydı ve TCY’nin 301. Maddesi düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında mutlaka yeniden gözden geçirilmeli, çağ dışı bir sansüre alet edilmeyecek açıklığa kavuşturulmalı.
Muazzez İlmiye Çığ ve yayımcısı, halen “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında kendisinin bile değil, Sümerler üzerine çalışan ve yazan bir Alman bilimcinin bulgusunu aktardığı için aynı TCY’nin 216 ve 218’inci maddelerinden 9 ay ila 1,5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanıyor. Alman Sümerologun, “Baş örtüsünün ilk olarak Sümerlerde genelev kadınları tarafından kullanıldığı”na ilişkin bilimsel makalesini kitabına almakla, Muazzez İlmiye Çığ’ın da “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtmak” suçunu işlediği iddia ediliyor.
Maddeler farklı olsa da, her iki suç isnadı da “fikir ve ifade özgürlüğü” kapsamında. Oysa...
Türk kamuoyu ve bizler, Elif Şafak ve 301’den yargılanan diğer davalıların “fikir ve ifade özgürlüğü”ne verilen desteğin, Muazzez İlmiye Çığ’ın “fikir ve ifade özgürlüğü”ne verilmediğini gözlüyoruz.
***
Merak ediyoruz: Orhan Pamuk, Hrant Dink ve Elif Şafak çevresinde haklı bir duvar oluşturan ifade özgürlükçüsü demokratlar, acaba Muazzez İlmiye Çığ’ın arkasında 93 yaşında olduğu için mi durmuyor, yoksa “başörtüsü”nü konu ettiği için mi?
Türkiye’nin AB’li damadı Joost Lagendijk, acaba makale uzunluğundaki eşbaşkan unvanıyla, yaşlı bir Sümerologun davasını da şereflendirecek mi? Yoksa AB demokrasisi adına, genç, güzel ve yakışıklı yazarları mı savunuyor ancak?
Bekleyip göreceğiz ve biz de konuşacağız evelallah!
*****
Büyük şehir mi, çürük şehir mi?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, önce basın danışmanı aracılığıyla, ardından bizzat kendisi söz verdi: Cihangir’e sabaha karşı inen eşkıyanın talan ettiği minicik parkımızın, mahalleye yeşil alan olarak (ne yazık ki 43 yıllık ceviz katledikten sonra) iadesi için gereken her şey yapılacak. Parkın 250 bile değil 198 metre kare olduğu ve belediyenin tasarrufu dışında “otoparkçı” bir tapu düzenlemesiyle yıkıldığı anlaşıldı. Eğer Sayın Kadir Topbaş, verdiği sözü tutabilirse, ben de bu sütunda “büyüğün çürüğe karşı zaferi” ni, takdirle ilan etmeyi, görev bileceğim.