Fromm Russia, with love…
Vatan · 3 Ekim 2006
26 Eylül Salı günü, TV5 Kiosque programının “kurucu” yazı işleri müdiresi Sylvie Braibant’a, naçiz yazarınızın da 11 yıldan beri aralarında bulunduğu ekibindeki Rus gazeteci Vadim Glusker’den bir telefon geldi. Sevimli bir dev olan Vadim, “Sylvie! George amcan AİHM’deki davayı kazandı, İngiltere kaybetti!” diye haykırıyordu.
Sözü edilen George, bütün zamanların en ünlü “çift yanlı” casusu George Blake ve evet, inanılmaz sayıda şöhret yetiştiren Braibant ailesindeki amcalardan biriydi.
Gerisini, gazeteci yeğen Sylvie’nin www.tv5.org’daki “caravane” blog’undan okuyalım...
***
“1990 ilkbaharında Londra’ya 24 yıldır ayak basmayan bir adamın demir perde ötesinden fotoğrafı, bir kitap kapağında geri geldi. Best seller olacak kitabın adı ’No other choise’ ve yazarı, çifte casusluk tarihine üstatları Philby, Mac Lean ya da Blunt çizgisinde geçen, yani karşı tarafı seçen George Blake’ten başkası değildi. Blake, üstatları gibi ideolojik tercihle İngiliz gizli servisinden KGB’nin hizmetine geçmişti. Onlar gibi epeyce zarar vermişti İngiliz istihbaratına. Ama hep, kimsenin ölümüne neden olmadığını iddia etti.
George Blake, 1961 yılında İngilizler tarafından tutuklandı, yargılandı ve 42 yıl hapse çarptırıldı.
Ama 1966’da, müthiş bir planla hapisten kaçırıldı. Alfred Hitchcock, bu kaçışın filmini yapmak isteyecek, zaten senaryoyu yazacak, ama çekemediğine ömür boyu hayıflanacaktı. Hapisten kaçıranlar tarafından Moskova’ya transfer edilen George Blake, üstatları Kim Philby ve Donald Mac Lean’le aynı ‘korumalı’ apartmana yerleştirildi.
Perestroyka’yla birlikte Blake’in dünyası hem büyüdü, hem küçüldü. İngiltere’nin tutuklama emri dolayısıyla tabii ki Rusya’dan çıkamıyordu, ama dünya ona ulaşıyordu. Bir İngiliz gazetecinin yardımıyla anılarını yazdı. ‘No other choise’, önce İngiltere’de yayınlandı, üstelik Londra’nın ünlü yayınevi Jonathan Cape tarafından basıldı.
İşler, telif ücreti gündeme gelince sarpa sardı. Yayınevi, George Blake’in anılarını toplam 150 bin Sterlin’e satın almış, 60 bin peşin ödemiş, gerisini belli bir takvime yaymıştı. İngiliz hükümeti, Blake’in ülkesine verdiği zarara karşılık, geri kalan telif ücreti 90 bin Sterlin’e el koydu.
Arada Rus vatandaşlığına geçen George Blake, İngiliz mahkemelerinde açtığı ve 9 yıl süren davayı kaybedince, hakkını AİHM’de aramaya karar verdi.
Strasbourg’daki mahkemede, İngiliz hukukçular bir yazarın işlediği suçlardan çıkar sağlamasının adalet anlayışıyla bağdaşmadığını savundu. Benzeri bir dava, seri katil Charles Sobhraj’ın ‘Yılan’ başlığını taşıyan ve korkunç cinayetlerini anlattığı kitaba değgin görülmüş ve örnek oluşturuyordu: Suç anlatımının telif hakkı yoluyla kazanca dönüşmesi düşünülemezdi.
Ancak cinayet suçuyla, baktığınız tarafa göre izafileşen ideolojik suç, aynı kefeye konulabilir miydi?
AİHM, bu can alıcı noktada görüş belirtmedi, ama İngiltere’yi hukuk süreci aşırılığından, yani George Blake davasının 5 yılda bitmeyip 9 yıla uzamasından 7 bin Euro para cezasına çarptırdı.
George Blake ise İngiltere’den alacağı tazminatı beklerken, AİHM’nin kararıyla kanatlanıp, anılarının devamını yazacağını açıkladı. Ama bu kez, Rusça yazacak ve kitabının adı, ’Cam Ev’olacak.”
***
Bir gün birlikte Moskova’ya gideceğiz ve Sylvie beni George amcasıyla tanıştıracak. Çok tatlı, muzip ve zeki bir ihtiyarmış, öyle diyor. İnanırım. Sendikacı Kemal Türkler’in 20 yılda ancak bulunan katilini ve 26 yıldır bitemeyen davasına artık avukat torununun girdiğini düşününce, George Blake’in macerası bana çok sevimli, hukuk savaşı da haklı geliyor.