Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Soykırım döllemesi

Vatan · 12 Ekim 2006

Türkiye’nin AB nezdindeki Büyükelçisi Volkan Bozkır, benim biricik dayımın biricik oğlu olup eşi Nazlı ile kardeş kadar yakınımlarımdır. 1980’li yıllarda Volkan, genç bir Türk diplomatıydı ve sevgili Tanşuğ Bleda’nın büyükelçi olduğu Paris’teki OECD misyonunda görevliydi.

1975’ten 1985’e, dünyanın hemen tüm başkentlerini Türk diplomat ve görevlilerin kanına bulayan ASALA terörü, Paris’te 1975 yılında Büyükelçi İsmail Erez ve Talip Yener’i, 1979’da Yılmaz Çolpan’ı, 1981’de Reşat Moralı, Tecelli Arı ve Cemil Özen’i katletmiş, 1983’te ise Orly Katliamı adı verilen saldırıda, THP bürosu önünde 2 Türk, 4 Fransız, 1 Amerikalı, 1 İsveçli, sekiz kişiyi öldürmüş, 28’i Türk 63 kişiyi yaralayıp sakat bırakmıştı.

Fransız başketinde Türkiye Büyükelçiliği dışında, UNESCO, OECD daimi temsilcilikleri ve bir Baş Konsolosluğumuz vardır, dolayısıyla yüzlerce Türk memur, astıyla üstüyle, ASALA’nın hedefiydi o sıralar.

Sizlere bu satırlarda, özellikle tanık olduğum Orly Katliamı sonrasında Türk diplomatlarının nasıl « kelle koltukta » çalıştıklarını, her biri birer metanet abidesi olarak Fransa ile Türkiye arasındaki soğuk savaşı nasıl vakur ve cesur taşıdıklarını, anlatamam.

İki ülke arasındaki o soğuk savaşta, ASALA’nın vaadettiği ölüme meydan okuyan ve Fransa’nın (tıpkı bugün olduğu gibi) arsız ve riyakar küstahlığına papuç bırakmayan Türk diplomatlarına, üzerlerinde kurulan korkunç baskıya karşın Nuh deyip, peygamber dedirtilemedi. Ama o baskının yarattığı gerilimle, birkaç diplomatımızı da « kalp krizi »ne kurban verdik ve sağ kalanlardan her hafta biri, « kalp spazmı » teşhisiyle hastaneye kaldırılıyordu, o yıllarda.

Ve elbette her yerde, yalnız Fransa’da değil, tüm dünyada, bugün olduğu gibi « soykırım » tartışılıyordu. Vatan yazarı Ruhat Mengi’nin dünkü makalesinde ele aldığı «1,5 milyon sayısı nereden çıktı » sorgulamasını okurken aklıma geldi : 1980’li yıllarda Ermeni lobisi soykırım varsayımını « 700 bin kurban »a dayandırıyordu. 1990’larda bir de baktık ki, 1 milyona dayanmışlar. 2000’li yıllarda ise 1,5 milyon oldular.

Dün Fransız parlamentosunun inkarını yasakladığı « Ermeni soykırımı », bence (hele bu) Papa tarafından da « ilahi mucize » ilan edilmeli, sayın okurlar. Çünkü insanlık, hatta her türlü dünya canlısı tarihinde ilk kez, bu soykırım sayesinde cansızların ürediğine, yirmi yılda ikiye katlanacak biçimde « döllendiğine » tanık oluyoruz.

Haydi hayırlısı.

AHMET HAKAN’A TEŞEKKÜRLERİMLE

Geçen yıl Türkiye’de Ramazan davulundan daha çok vurulan « Halkımız eğleniyor » başlıklı yazımı « faşist cesareti » olarak kutlayan ve kişiliğime « yüzü kızarmaz, halk düşmanı » gibi ifadelerle saldıran Ahmet Hakan’a karşı açtığım manevi tazminat davasını, Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 12.09.2006 tarihli kararıyla kazandım. Dost halkçı Ahmet Hakan, post-islamcı dönüşüm ve değişimini, alkol alımına kadar vardırdı mı, bilemem. Ancak bendeniz, kendisinden faiziyle alacağım 5 bin YTL ile herşeyden önce başarılı avukatlarım Suzan ve Başar Yaltı ile bir şampanya patlatacağım. Bu vesileyle, « Halkımız eğleniyor » yazısını beni « bitirmek » için kullanan ve « Bu yazı sizde yayınlanmazdı, di mi ? » diye baş vurdukları Batı medyalarının yazıdan haberdar olmasını sağlayarak bana uluslararası bir şöhret bahşeden tüm düşmanlarıma teşekkürü bir borç bilirim. Bu yazı, Washington Post’tan Le Figaro’ya ve İtalyan televizyonundan Alman basınına her yerde yayınlandığı gibi, bugün yazdıklarım da büyük ölçüde sayelerinde izlenip yayınlanmaktadır.

Ben minnetle dolmayayım da kime oh olsun ?

-----------------------------