İrticanın güvencesi
Vatan · 27 Ekim 2006
Dünkü Vatan’da Prof. Naci Görür’le Hilal Öztürk imzalı çok önemli bir röportaj yayınlandı. Artık aramızda olmayan Aykut Barka’yla birlikte Türkiye’deki fay aktiviteleri konusunda en bilgili uzmanlardan biri olan Prof. Naci Görür, Balıkesir ve Gemlik’te meydana gelen depremlerin Marmara’da beklenen büyük kırılmayla ilgisi yok diyenlere katılmıyor. Bu küçük depremlerin fay hattındaki gerilimi azaltacağı görüşüne de katılmıyor. Tam tersine, “büyük depremin ayak sesleridir,” diyor. Masa örneğiyle, Marmara’daki büyük kırılmanın haberci çatırtılarına dikkati çekiyor.
***
Türkiye medyalarında yer almayacak kadar önemsiz bir haberdi: Balıkesir ve Gemlik depremlerinin olduğu günlerde, Fransa’nın Nice kentinde hafif ölçekte yer sarsıldı.
Bu bir raslantı değil.
Yerküre dediğimiz, çekirdeğindeki sıvı ateşin üzerinde yüzen toprak bir kabuk. Bu kabuğun bir yerinde oluşan kırılmanın sarsıntısı, binlerce kilometre ötesine yansıyor ve başka bir yerde başka bir kırılmayı tetikliyor.
Prof. Naci Görür, naçizane bencileyin doğru görüyor. Fay kolunun yok dirsek altıydı, yok serçe parmağıydı, diye avunuyor, oyalanıyor, zaman yitiriyoruz.
1999’dan beri, Marmara’da çok büyük bir deprem, hatta benim savımla “Türkiye’nin altında kalacağı” bir yıkım bekleniyor.
İrtica nedir, diye tartışıyoruz. Alın size irtica:
İrtica gericilikse, geri kafalılıksa, cehaletse, Marmara’da olacak büyük depremi böyle eli böğründe beklemek, irticanın ta kendisidir.
San Andreas fay hattı üzerindeki San Francisco’da, bırakın tüm inşaatların “ABD’ye vize almaktan beter” deprem talimatlarına uygun yapım ve denetimini, ev eşyalarının bile deprem standartları vardır. Her evde eni boyu, kalınlığı kurallara bağlı bir “deprem masası” bulundurmak zorunluluktur. İlericilik de budur.
Bir ucundan ötekine, tepeden tırnağa olası depremlere göre inşa edilen, insanları eğiten, tehlikenin bilinciyle teknolojik önlem düşünen, üreten ve uygulayan Japonya’dır, ilerici!
***
Yarısı yıkılacak devasa bir kentte, tapusuz, izinsiz, çürük ve çarpık yapılanmayı önlemeyi bir yana bırakıp, hiç olmazsa hastaneler, okullar, devlet daireleri gibi kamu binalarını depreme karşı dayanıklı kılmak için kullanılacak para kaynaklarını, rant uğruna gökdelen dikmeye harcamaktır, irtica.
Her yeni yapılacak “izinli” inşaata otopark zorunluluğu uygulamak yerine, otopark mafyasının talanından pay alıp, depreme hazırlık fonlarını, kavşaktı, yavşaktı diye trafik sorununu çözmeyecek işlerde heba etmektir, irtica.
Tamamı yıkılacak bir bölgede, çoluğu, çocuğu, kadını ve erkeğiyle binlerce kişinin yıkıntıları altında kalacağı bir belediyenin derdi, boğaların sokulmadığı inek ağılları gibi, kadınları “park edeceği” çayır yapmaksa, irtica budur!
İrtica, adını yazmaktan aciz ve düzgün toplama çıkarma yapmasını bilmeyenlerin “müteahhit” kartvizitidir.
***
İrtica, o sahtekâr müteahhitlerin ucube inşaatlarına verilen “izin” ve vurulan “uygunluk” damgasıdır. Olmayan plana atılan mühendis imzasıdır, irtica. Rüşveti alıp, gözünü yuman belediyedir.
Temeli derme, tavanı çatma, demiri çürük, çimentosu kaçak apartmanın eğri kapısına “Allah korusun” levhası asıp, mavi boncukla kötü nazar kovalamaktır, irtica.
İrtica, Türkiye’yi zaten ve çoktan yıkmaya başladı. Ancak büyük Marmara depremine hazırladığı enkaz, son marifeti olacak. Çünkü o deprem, irticanın doğayla terbiyesi ve ergeç kesilecek cezasından başka bir şey değil.