Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

31. Ekim.2006

Vatan · 1 Kasım 2006

ŞEYTAN’IN DÖLLERİ

Manikeizm adını Yunanca’da Manes diye anılan kuramcısı İranlı Mani’den alan bir din öğretisidir. « İyi » ile « kötü »nün eşit karşıtlığına dayanan Manikeizme göre şeytan, tanrının karşıt eşitidir.

İnsan soyu, kötü tanrı Şeytan tarafından döllenmiştir ve kötü benliğini aşarak iyiliğe erişmesi, ancak bilim yoluyla olanaklıdır.

Mani’nin doğum tarihi, evrensel takvime göre 14 Nisan 216. Türk kaynakları Mardin’de, Batılı kaynaklar Bağdat yakınlarındaki Ktesifon kentinde dünyaya geldiğini iddia ediyor.

Kuşkusuz gnostik mezheplerden etkilenen Mani, Orta Asya ve Hindistan’a « din yayıcı » yolculuklar yapmış, Zerdüşt, Budist ya da Hristiyan asıllı binlerce mürit yetiştirmiş.

İran’a döndükten sonra, tahminlere göre 274 ile 277 yılları arasında İran hükümdarı Şahpur Behram tarafından kellesi kesilerek idam edilmiş. Yetmemiş, cesedinin içi boşaltılıp derisi boş bağırsak gibi şişirilmiş ve haftalarca rüzgarda dalgalanmaya bırakılmış…

Aynı bölgede Mani’den 844 yıl önce doğan, yine İranlı bir düşünür Zerdüşt tarafından kurulan Mezdekilik dini de düalist bir öğretiydi. Manikeizm de Zerdüşt ve Buda’dan alıntılanmış, çatışmaya dayalı ikizlik diyebileceğimiz temel ilkeyi benimser : Işığın simgelediği « iyi » ruh ile, karanlığın simgelediği « kötü » maddenin güçleri ters simetri oluşturur.

Madde, aydınlığına girdiği ışığa yükselmek istediği zaman, iyi ile kötü ilkeler arasında zorlu bir savaş başlar. Başlangıçta, İyi’nin tanrısı ilkel insanı yaratmıştır. Ancak ilkel insan, karanlığın güçlerine yenik düşer ve maddenin tutsağı olarak Kötü’nün safına geçer. Ve kötü tanrının, yani Şeytan’ın kullarından doğup çoğalan insanlığın yediği herzelerden kurtulup bağışlanması için « gerçek » bilgiye ulaşması gerekir. Doğru bilgiye erişmek ise ancak bilim yoluyla mümkündür.

Bu düalist anlayış, örneğin Çin’de, Yin ve Yang olarak karşımıza çıkar, Katharizm’de de vardır. Çok daha sonraları Masonluk anlayışında yer aldığı biçimiyle, ışıkla karanlığın, bilgiyle cehaletin savaşı olarak, kendisi de Mason olan Mozart’a « Sihirli Flüt » operasını esinlemiştir.

İlk baskısı 1989’da yapılan kendi kitabım, Gülün Öteki Adı (Epsilon Yayınları, 2004)’nda daha kapsamlı anlattığım Manikeizm, yaşadığımız çağa ve insanlığın gidişatına öteki dinsel öğretilerden daha gerçekçi bir yorum getiriyor, diye düşünüyorum.

Allah aşkıyla yola çıkıp, vardığı iktidarda şeytana uyan mümin Müslüman politikacılar, « Kötü »nün safına geçen yenik « iyi »ler değil de nedir ?

Fakir fukaraya sevap işleyeceğiz diye seçilip, fakir fukaradan toplanan paraların üstüne yatmak, rüşvetti, komisyondu diye dağıtmak ve bütün bunları namazında niyazında Allah’ın adını anarak yapmak, şeytanı Allah sanmak, şeytana Allah diye tapınmak, kötüyü kutsamak değil midir ?

YİMPAŞ’tı ve Kombassan’dı diye mümin Müslümanlardan hortumlanan paraları iç edip bölüşmek, herhalde Allah’tan korkmak değildir. Günah çekincesi, cehennem korkusu, hiç değildir.

Akaryakıt kaçakçılığı yapan bir şirketten, kardeşinin adına rüşvet almakla suçlanan, suçu ortaya çıkaran müfettişi görevden alan, sahtekarlık suçu sabit 7 şirkete konulan ihracat iznini şınıpişi kaldıran Kürşat Tüzmen, kimin kuludur ? ? Kendisine hizmet dışında, kime hizmet etmektedir ? Allah’a mı, Şeytan’a mı ? İyiliğe mi, kötülüğe mi ? Işığa mı, aydınlığa mı ?

Okul kitaplarına aydınlatıcı bilgi diye hurafe doldurmak, cehaletin karanlığını sürdürmek politikasından başka nedir ?

Manikeizm, bire bir geçerli, her gün doğrulanan bir öğreti. Ne var ki bizim ülkemizde şimdilik skor, açık farkla « kötü » karanlığın zaferi. Demek ki Şeytan daha güçlü ve daha çok insan dölledi.

--------------------------------------