Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Beyin yıkama alafrangası

Vatan · 3 Kasım 2006

İstanbul’da, uluslararası bir medyanın Türkiye temsilcisi bir arkadaşıma, geçen hafta Fransa’dan bir mektup geldi. Mektupta aynen şöyle yazıyordu:

“Merhaba,

Merkezi Paris’te bulunan Mai-Juin Production şirketinde çalışan bir gazeteciyim. Yapım şirketimiz, Fransız televizyonları için kaliteli belgeseller üretir. Yönetmen Gilles de Maistre, halen dünyada doğumlar konulu bir çekim yapıyor. Bu insancıl proje, yeryüzünün dört bir yanında kadınların nasıl hayat verdiklerini konu alıyor.

Amacımız, seyirciye Sibirya’dan Afrika’ya, yeni doğan bebeklerin ilk anlarını göstererek küresel bir kültür turu yaptırmak. Brezilya’dan Pasifik Adaları’na, hastanelerde, dispanserlerde, gecekondu bölgelerinde, evde kendi kendine, suyun içinde yunuslarla birlikte, Massai kabilelerinde, Tibet göçerlerinde, çöl bedevilerinde, Körfez ülkelerinin VIP servislerinde bebek doğumlarını filme çekmek.

Bu belgeselde, hapishanede doğum yapan bir kadını da izlemek istiyoruz. Türkiye’de bize hapishanelerde doğum konusunda bilgi verebilecek kişiler arıyoruz.

İlk aşamada, Türk hapishanelerinde çekim izni verilip verilmediğini öğrenmek isteriz. Yine ilk aşamada, tutuklu hamile kadınlara ilişkin doğum öncesi ve sırasındaki muameleyi de bilmemiz gerekiyor: Doğumlar hapishanede mi, yoksa hastanede mi yapılıyor? Hamile tutuklu sancılar başladığı zaman mı hücreden çıkarılıyor, yoksa birkaç gün öncesinden mi önlem alınıyor? Doğumdan ne kadar zaman sonra hücreye geri dönüyor ve bebek tutuklu annenin yanına mı bırakılıyor, ya da ayrılıyor mu vb.

Eğer bu proje ile ilgilenirseniz ya da tanıdığınız ve Fransızca bilen birini ilgilendirirse, bizimle en kısa zamanda telefonla ilişki kurmanızı ve olası işbirliğinize dair ayrıntıları görüşmeyi dileriz.

İlişikte projenin daha geniş tanıtımını gönderiyoruz. Yönetmenimizin bu tür belgesellerde konuya ilişkin ahlaki ve saygılı bir çekim anlayışı içinde hareket ettiğini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca, bu belgesel yorumsuz ve mülakatsız olacaktır.

Selamlar.

Marianne Tavennec

Gazeteci”

***

Mektuba iliştirilen tanıtıma da baktım, sevgili okurlar, “İlk Çığlık” adını taşıyan belgesel için 12 ülkede çekim öngörülüyor. Yönetmen Gilles de Maistre: “Her bir ülkede bir doğumun hikâyesini anlatacağız. Anne olan bir kadın, baba olan bir erkeğin duygularını paylaşacağız. Bunu yaparken de aileyle kaynaşıp, köy ya da kentte onlarla birlikte bebeğin gelişini beklerken, töreleri, gelenekleri göstereceğiz...” diyor.

Fazla söze gerek yok. Herhalde anlamışsınızdır. Türkiye’ye dair tüm önyargılar, tüm yargısız infaz bu satırlarda mevcut. Ve bu satırlar, Türkiye’ye “kültür” dünyasında ne rol biçildiğinin yanısıra, Türkiye deyince akla gelmesi istenen rolün, kafalara nasıl çakıldığının apaçık bir kanıtı. Avrupalı beyinler, alafranga makinelerde böyle yıkanıyor.

Ben gazeteciliğimi, Fransızca konuşan ülkelerin devlet televizyonu TV5’te de sürdüren bir Türküm. Bu mektubu kamuya açıklayarak, çok önemli bir prodüksiyon şirketini karşıma alıyor ve Fransa’daki gazeteciliğimi riske atıyorum. Olsun varsın, böyle risklere de, restlere de alışığım. Ve eğer bu mektup, benim arkadaşımdan başka medya şirketlerine de gönderildiyse, onların da geri çevirmekle kalmayıp, hesap sormalarını dilerim:

Niye onlara doğal, Türkiye’ye mahpus doğumlar?

Yok yeni bir Midnight Express doğurtmak arzusundaysalar...

213

Böyle bir filmi gerek çeviren, gerekse oynayanların hamile kalamayacağını ve doğuramayacağını, olsa olsa ancak hemoroit sahibi olabileceklerini, bunca yıldır anlamamışlar mı hâlâ?