Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Modern engizisyon

Vatan · 6 Kasım 2006

Saddam Hüseyin, kendisi ve işbirlikçilerini yargılamak için ABD’nin istemiyle Bağdat’ta kurulan özel mahkeme tarafından asılarak idam cezasına çarptırıldı. Ancak Saddam, henüz tek davadan hüküm giydi. Yargılandığı daha çook dava var.

Irak’ın devrik diktatörü, mahkemenin geçen pazar verdiği kararda, 1982 yılında Duceyl ilçesinde 148 kişinin katlinden idama, işkence suçundan 10 yıl, tehcir suçundan da 10 yıl hapse mahkum edildi. Aynı suçlardan üvey kardeşi ve Irak devrim mahkemeleri başkanı da idam hükmü giydi. Eski başkan yardımcısı Taha Yasin Ramadan’a da ömür boyu hapis cezası verildi.

Oysa başta Saddam, tüm takımı 1988’de Irak ordusunun Kuzey Irak’a yaptığı ve Anfal saldırısı diye bilinen harekatta 180 bin Kürt’ü öldürmekten de sanık ve yine idamla yargılandığı dava devam ediyor.

Bağdat’ta kurulan mahkemenin evrensel hukuka sığmayıp taşan özelliğine uygun bir « özel » hesap yapılacak olursa : 148 kişinin katline idam kararı çıktığına göre, 180 bin kişinin katline oranla Saddam ve şürekasının bu ikinci davada tam tamına 1216 kez idam cezasına çarptırılması gerek !

İrili ufakli diğer davalar da sonuçlanınca, zaten ilk infazda cızlamı çekecek Saddam’ın cesedi, idam sehpasına yaklaşık iki bin kez daha çıkarılıp indirilmek zorunda kalacak.

Bu nasıl hesap, idam cezası kelle başına mı verilir, böyle saçmalık olur mu, diyecek olursanız…

Bu nasıl bir mahkemedir, hangi hukuka sığar, nasıl meşru sayılır, hem keyfi, hem taraflı, üstelik sanığa savunma hakkını tam kullandırmayan bir mahkeme, nasıl adil yargı diye yutturulur, diye sorarım size !

Saddam Huseyin’in baskıcı, cani ve zalim bir diktatör olduğu biliniyor, ABD işgalinden çok önce kanıtlanmıştı. Eğer dünyada adalet diye bir kavram varsa, evrensel ya da yerel bir hukuk prosedüründe en ağır cezaya çarptırılmayı, elbette hak ediyor.

Ama bu mahkeme tarafından ve böyle mi, diye soracak olursanız, gerçek hukukçuların yanıtı, « hayır » dır.

2005 yılının Ekim ayında başlayan ve Amerikan kovboylarının « vahşi batı »yı fethini konu eden Hollywood filmlerindeki mahkeme parodilerini aratmayan bu dava sırasında, Saddam Hüseyin’le birlikte yargılanan 7 sanığın savunmasını üstlenen avukatlardan üçü öldürüldü. Rizkar Amine, sanıklara yeterince sert davranmadığı gerekçesiyle baş yargıçlıktan azledildi ve yerine Kürt yargıç Rauf Raşit Abdülrahman atandı.

Amerikalılar, Bağdat Özel Mahkemesi’ni Saddam ve işbirlikçilerini El Kaide’yle ilişki kurmak, nükleer bomba imal etmek ve nihayet Kürtlerini soyunu kırmak suçlarından yargılamayı hayal etmişlerdi. Oysa sanıkların altısı hakkında idam cezası verilmesine birkaç gün kala, Irak işgalinin baş mimarı ve « karanlıklar prensi » diye anılan Dick Cheney’in bizzat itiraf ettiği gibi, birinci ve ikinci suçlamanın yersizliği anlaşıldığında, bu mahkemenin tek işlevi zaten Kürtlere yapılan mezalimi cezalandırmaya yönelmişti. Baş yargıç makamına bir Kürt atanmasıyla da uluslarası hukukun devasa bir « parodi »ye dönüşmesi tamamlandı !

Evrensel adalet ve demokratik yargı açısından, bırakın güldürmeyi, biraz üzerinde düşünülse dehşetten dondurması gereken Saddam’ı yargılamak parodisi ve bu yapay mahkemenin aldığı gayrımeşru kararların, ABD’nin deli meli, ne de olsa başkanı George Bush ve İngiltere’nin deli bile olmayan başbakanı Tony Blair gibi sözde demokratlar tarafından « alkışlanması », bence insanlığın geleceği açısından bir kabusun başlangıcıdır. Engizisyonun çağdaş versiyonudur. Çünkü katiller, katilleri yargılamıştır. ABD işgalinden beri Irak’ta 600 bin kişinin öldürüldüğü, Ebud Garip ve Hadisa’da Amerikan askerlerince hunhar bir keyifle katledilen yüzlerce Irak’lı düşünülünce, daha çok öldüren, daha az öldüreni idama mahkum etmiştir, o kadar.

ABD, Bush başkanlığında Modern Engiziyson Çağı’nı başlattı. Demokratların son seçimlerdeki zaferi, elbette bu çılgınlığın bedeli. Ancak engizisyon çarkı durdurulabilecek mi, yıkılan hukuk kavramı yeniden kurulabilecek mi, hiç belli değil.

-----------------------------------