THY’de dinci ırkçılık
Vatan · 8 Kasım 2006
Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” derler. Doğrudur, çünkü AKP yönetimindeki Türkiye’de ne işler edildiğini anlamak için, laflara değil, aynaya yansıyan suretlere bakmak yetiyor.
AKP tercihlerinin en aynalı göstergesi, bence Temel Kotil’le başı bağlanan Türk Hava Yolları.
THY hizmet kalitesinin, Temel Kotil yönetiminde ne kadar düştüğünü, Paris ile İstanbul arasında mekik dokuyan biri olarak en yakından izleyen biriyim. Bırakın yurt dışı uçuşlarda asla ucuzlatılmayan ve dünya paralara alınan biletlere rağmen kısıtlanan ikram çingeneliğini, Miles And Smiles diye yeniden formatladıkları program bile düzgün çalışmıyor: Yeni üyelik imkânsız, eski üyelerin milleri yazılmıyor, şikâyet başvurularına cevap alınamıyor; bir düzensizlik, bir sallamacılıktır gidiyor.
Üstelik bu hizmet kalitesizliği, gerçek bir “istibdat” anlayışıyla sağlanıyor: THY’nin deneyimli elemanları atılıyor, kalanlar üzerinde “işimden olurum” korkusuyla “sus” baskısı oluşturuluyor, eleştiri yasak, sendikacı ve sendikalılar “bitiririz” tehdidiyle kuşatılmış durumda.
Sözün kısası, Temel Kotil THY’yi “zihniyet tesettürü” yle yönetiyor.
Ama bugün, çok tehlikeli bir viraj alınmış durumda ve size anlatacaklarım, THY’deki istibdat sarmalının, yalnız zihniyet tesettürüyle yetinmeyip dinci ve ırkçı bir ayrımcılık yaptığının kanıtı:
Bir süre önce, THY yüzlerce hostes ve kabin görevlisi işe aldı.
Aralık 2005’te binlerce aday başvurdu.
Ocak 2006’da, başvuru elemeleri yapıldı.
Kabul edilenler, İngilizce yazılı ve sözlü, Türkçe yazılı ve sözlü sınavlara girdi. Her sınavın sonucu, bir ay sonra her adayın kendi şifresiyle girdiği internette öğrenildi. Kazananlara 30 Mayıs 2006’ya sağlık muayenesi için gün verildi. Örneğin olayı bana haber veren adaylar Alman Hastanesi Aero Medikal bölümünde, her adaya 450 YTL’ye mal olan genel sağlık kontrolünden geçti. Sağlık yönünden de elemeleri geçenler Yeşilköy’deki eğitim merkezinde bir ay süren kurs döneminden sonra, uçmaya başlatıldı.
Bu adaylar arasında beni ilgilendiren iki genç kız için, Yeşilköy’deki eğitim 28 Temmuz 2006’da başlayıp 27 Ağustos’ta “başarıyla” bitti.
***
Genç kızlara yasal uçuş sertifikaları ve hostes üniformaları teslim edildikten sonra, görevli kartı için güvenlik formüleri doldurtulup, birer de “aile nüfus kütüğü” istendi ve: “Evinize gidin, uçuş için çağrı bekleyin!” denildi.
Türkiye’nin en iyi okullarında okumuş, birkaç dil bilen ve örnek ailelerin evlatları bu iki güzel çocuk, o gün bugündür THY’den “uçuş emri” yani istihdam bekliyor, sayın seyirciler.
Sınavları kazanan ve uçuş hakkı alan hostes ve kabin adaylarının çoğu gibi onlar da işlerinden istifa etti, yaklaşık bir yıl boyunca ailelerinin verdiği paraları THY’nin sınav ve kurslarına gidip gelirken harcadı.
Bu süreçten başarıyla geçen tüm adaylar, artık uçuyor ve maaş alıyor. Benim sözünü ettiğim iki genç kız, işsiz ve kırgın, bileklerinin hakkıyla kazandıkları istihdamı, uçuş emrini bekliyor.
Yalnız ikisi, istihdam edilmedi. Neden mi?
Çünkü aile nüfus kütüklerinde, birisinin babası Yahudi, annesi Müslüman, ötekisi zaten Yahudi bir ailenin kızı.
***
AKP hükümetini ve THY yönetimini uyarıyorum: THY’nin, bu iki Türk kızına uyguladığı ayrımcılığın sonuçları, onların hiç ummadıkları yerlere gider, başlarına büyük çoraplar örer.
Ve naçiz bendeniz, bu iki genç kızın önüne düşüp Brüksel’de, Strasbourg’da o çorabı, dincilikten ırkçılığa sıçrayan bu tehlikeli zihniyetin kellesine külah boyutlarında örüp geçirmeye hazırım! Çünkü Türkiye, yüzyıllar boyu ve bu zihniyete kadar hiç olmazsa Yahudi düşmanlığı yapmadı, gayrimüslim azınlıklarına reva gördüğü haksızlıklara rağmen, tesettür kafasının devamı “tasçılık” damgasını hâlâ hak etmiyor.
Bu korkunç ayıbı derhal temizlemeye çağırıyorum kendilerini, çünkü böyle bir dinci ırkçılığın Türkiye’ye manevi faturası ağır olur, ama maddi faturası gerek hükümet, gerekse THY’ye çatır çatır ödetilir.