Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Vitrinde mal,depoda tapon

Vatan · 14 Kasım 2006

Pazarlamacılıkta bir “Şark kurnazlığı” klasiğidir: Sebzenin meyvenin gösterişlisi, kasanın en üst sırasına yerleştirilir, cücükler ezikler altına gizlenir. Satılık evin çatlak duvarları gıcır badana boya ardına saklanır, çürük temellerin üstüne mermer merdiven döşenir vb...

Amaç, vitrine çıkarılan malı aldığını sanan müşteriye, depodaki taponu kazıklamaktır. Şark pazarlamacılığında ne ne kadar “kurnazlık” övüncüyse de, evrensel dildeki anlamıyla bizim ülkemizin de dahil olduğu bir coğrafyada en yaygın “sahtekârlık” türüdür. Örneğin Türkiye’nin ihraç mallarına, ithal edilen ülke yetkilileri tarafından daha dikkatli bakılır, çünkü mal kusursuz da olabilir, ama üstü vitrin, altı tapon da çıkabilir...

***

Başbakan Tayyip Erdoğan, AKP ikinci olağan kongresinde cumhurbaşkanlığı köşküne çıkmaya hazırlandığının “sözsüz” mesajını, yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü kendisinden sonraki başbakan adayı olarak “vitrine çıkarmakla” verdi. Zaten haber bazı medyalarda tam tamına bu yorumla yer aldığı içindir ki benim garip aklıma AKP kongresinde, vitrini geçip depoya bakmak geldi.

Bu kongre süresince, AKP vitrini oldukça alımlıydı: Haremlik selamlık yoktu. Başbakan adayı Abdullah Gül vardı. MKYK’da başı açık kadın sayısı 7’ye yükselirken, başı bağlılar 5’e düştü. İl örgütleri delege seçerken yüzde 30’luk kadın kotasını tutturmaya gayret edildi.

Sonracığıma, Başbakan Tayyip Erdoğan gül pembe bir Türkiye tablosu çizdi: Enflasyon nakavt edilmişti, halk eskisinden daha çok ekmek alabiliyordu, dış borç büyük ölçüde ödenmişti, ekonomi muhteşem atılımlar yapmıştı. En önemlisi, “Türkiye laiktir, laik kalacak,” diye tutturmaya gerek yoktu, çünkü Başbakan, “Niye bağırıyorsunuz, bunun dışında bir şey yapan mı var?” diyor, laikliği korumak için canla başla uğraştıklarını “ihsas” ediyordu.

AKP kongresinde sergilenen manzaralar, vitrinlik mal olarak hiç fena değildi doğrusu.

Ya depodaki mallar? Ya toptan satışlar? Acaba vitrindeki az sayıda örneklerin aynısı mıydı pazarlanmayı bekleyen asıl mal, yoksa taponlar mı?

Çünkü vitrinde bile, vitrinin vitrinden ibaret olup depoyu yansıtmadığını ele veren işaretler vardı: Başbakan Erdoğan, dinleyicilerin ilgisini çekmek istediğinde, salonu yalnızca erkekler dolduruyormuşcasına ve kadınların varlığını unutarak, “Beyler, iyi dinleyin!” diyordu.

Ama asıl önemlisi, vitrinde sergilenen hiçbir modelin depoda bulunmaması, depolanan hiç bir gerçeğin de vitrinde yer almamasıydı.

AKP’nin laiklik babında nasıl bir mücadele verdiğinin kanıtı, Başbakan’ın vitrinlik sözlerinde değil, Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarına doldurulan imam hatipliler ve altyapı sorunlarını çözememiş, öğretmenlerin hem kendilerinin eğitimine, hem de insanca yaşayacak gelire muhtaç oldukları bir sistemde, Milli Eğitim Şûra’sının gündeminin İHL’lerin önünü açmak, din derslerini arttırmak oluşudur.

Yenilen enflasyon canavarı ve muhteşem ekonomiye gelince...

Halk daha çok ekmek yiyorsa, bu yoksulluğun derinleştiğine delalettir, tersine değil. İhale verdikleri iş adamları, el verdikleri Ali Dibo’larla çevrili AKP hükümeti, gerçeklerden tümüyle kopmuş durumda, doğru analiz yapamıyorlar: Enflasyon, halk alım gücünü yitirdiği için düştü. Esnaf iflasları birbirini izliyor ve henüz iflas etmeyen işletmeler borç içinde debeleniyor. Temel gıda sektöründe bile, küçük işletmeler, yani halkın ihtiyacını gören yerler batıyor. Ayakta kalanlar zengin nüfusa hizmet verenler bir, eroin ve her türlü kaçakçılık parasını otelcilik ve turizmde aklayanlar, iki. Zaten ülke her tür mafyaya teslim.

Ekonominin ufkunda 1999’dan çok daha büyük bir krizin bulutları toplanıyor. AKP gemisi, sanırım Başbakan Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olmaya fırsat bulamadan böyle bir fırtınaya yakalanacak.