Papa kısa, zapatero uzun, diyalog mevta
Vatan · 28 Kasım 2006
Güzellik ya da çirkinlik, kişinin kendi kendisine tuttuğu aynada değil, başkalarının gözlerinde okunan gerçeklerdir. Güzel, başkaları tarafından beğenildiği ölçüde güzeldir. Çirkin, başkalarının beğenmezliği oranında çirkin.
Yalnız güzellik ve çirkinlik değil, her görüntüyü iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış diye sınıflandırmak, ancak dışardan bakmakla mümkündür. İç aynalar, kendi kendine gelin güveyliği yansıtır ancak.
Papa 16.Benedikt’in ziyareti öncesinde yaptıkları sokak gösterileri ve kullandıkları « ifade özgürlüğüyle » Türkiye manzarasını oluşturanlar, aynada gördükleri yansımadan kuşkusuz hoşnutlar. Güzel ve yakışıklı oldukları bir yana, iyi ve doğru yaptıklarına öylesine inanıyorlar ki, dışardan nasıl göründüklerini hiç mi hiç umursamadıkları, hatta merak bile etmedikleri kesin.
Ama ben yine de söyleyeceğim : Çirkin ve kötüydüler.
Çirkindiler, çünkü laik, çağdaş ve uygar bir Türkiye’nin değil, dinci, gerici ve barbar bir Türkiye’nin fotoğrafını oluşturdular.
Kötüydüler, çünkü İslamiyet’i « şiddet yanlısı bir din » olmakla eleştiren Papa’ya karşı atılan bazı sloganlar, hem de tüm dünyanın gözleri önünde, adeta Papa’yı haklı çıkarır nitelikteydi.
Barışçı ve olgun bir topluluk, haksız yere şiddet yanlısı olmakla suçlandığı zaman, bu suçlamaya karşı « Vururum, öldürürüm, » diye yanıt verirse suçlamayı mı doğrulamış olmaz mı, sorarım size ?
Kimse Batı basını abarttı ya da uydurdu, diyemez.
Papa 16. Benedikt’in Türkiye ziyareti öncesini hem Türk, hem Batı medyalarından izledim : Sultanahmet meydanında yabancı televizyonların karşısına geçip, « Türkiye Papa’ya mezar olacak, » diyenler ne sahte kişilerdi, ne de konu mankenleri.
Tanıyamadım Türkiye’yi.
Düşmanına bile misafir olduğu sürece saygıda kusur etmeyen bir ülke değil miydi bizim ülkemiz ? Konukseverliğimizle övünmez miydik ?
Ne oldu bize ?
Biliyorum, sadece 30 bin kişilerdi. Elbette 75 milyonluk Türkiye’nin resmi değildi, yansıttıkları çirkinlik, kustukları kötülük.
Ama unutmayın ki Mehmet Ali Ağca da bu ülkeden çıktı ve insanlık tarihinde ilk kez bir Papa’nın hayatına kasteden kurşunlar da bir Türk tarafından sıkıldı. Çok az sayıda olsa da birilerinin « Türkiye Papa’ya mezar olacak, » diye bağırması, elbette ki Ağca’nın da Türk olduğunu ve bu ülkede o gün bugündür boy boy Ağca’lar yetişmiş olabileceğini de akla getirmekte, ister istemez.
Üstelik hatırlarda Ağca varsa, satırlarda dumanı tütmekte hala : Karikatür krizi sırasında öldürülen ilk papaz, Andrea Santoro, Trabzon’da vurulmadı mı ? Bu yıl üç papazın canına daha kastedilen ve yaralı kurtulabildikleri ülke değil mi, Türkiye ?
Böyle bir açıdan bakınca, Türkiye ziyareti için « Papa düşman topraklarda » başlığını atan Le Monde gazetesi, gerçekleri ne kadar çarpıtmış sayılır sizce ?
Papa 16.Benedikt’in ne düşüncelerini paylaşıyor, ne de kişiliğinden hazzediyorum. Hatta dört nala « dinler savaşı »na giden bir dünya konjoktüründe, tehlikeli bir rol oynayacağından endişeliyim.
Ancak böyle bir « medeniyetler çatışması »na karşı kendisini antidot olarak sunan AKP hükümeti, olası bir çatışmanın tam da baş aktörünü böyle mi inandıracaktı hoşgörü ve uzlaşmacı kültürüne ?
İspanyol Başbakanı Zapatero ve Tayyip Erdoğan’ın, Kofi Annan falan önünde, İslamiyet ile Hristiyanlık arasında attıkları dostluk köprüsünün imzası kurumadan, böyle mi baştan savılacaktı Hristiyanlık aleminin Papa’sı ?
Tayyip Erdoğan, havaalanında ve 20 dakikada İslam alemiyle Hristiyan alemi arasında hoşgörü ve uzlaşma köprüsü kurabiliyorsa, Zapatero’yla niye ve neyi uzun uzun anlaştı?
-----------------------------