Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Bir papa iki gol

Vatan · 1 Aralık 2006

Kardinal Ratzinger, Türkiye’nin AB adaylığına şiddetle karşıydı. VATAN’ın dünkü sayısında hatırlatıldığı gibi, ülkemize adres olarak Orta Doğu’yu gösterip İslami kültürle hak edilmiş bir Arap birliği öneriyordu. Oysa kendisine artık Ratzinger değil, Papa XVI. Benedikt deniyor, zaten Benedikt de, Ratzinger’in dediğini demiyor. Tam tersine, Türkiye ziyaretinin 20. dakikasında ilk golünü attı ve “Bizler siyasi değiliz ama Türkiye’nin AB’ye girmesini arzu ederiz...” dedi.

Papalar çoğul şahısla konuşur, çünkü Katolik dünyasının ruhani, kırgın ya da sevingin tüm mezhepleriyle Hristiyanlık çatısının da manevi lideridir. Biz Papa’nın bu golüne, bizim takım AB takımına gol atmış gibi sevindik. Üstelik sevinmekte haklıydık. Çünkü Papa ne demek? Baba demek. Neyin babası demek?

Hristiyanların “babası” demek. Baba sözü ister dinlensin, ister dinlenmesin her çocuk tarafından duyulur. Ve bugün tutulmazsa, yarın “babam söylemişti” diye hatırlanır, ya pişmaniye yenir, ya irmik helvası kavrulur ama çok geç olmadıysa, bir “vasiyet pilavı” da pişirilip, ortaya sürülebilir. Zaten lafa Avrupa basını tarafından verilen önem, bu söylediklerimin de kanıtıdır.

Papa’nın attığı AB golüne, bizim takım oyuncusuymuş gibi sevindik ya... Derken aynı gün, aynı saatlerde, hatta Papa’nın Türkiye’deki ilk 20 dakikasında “Türkiye AB’ye...” dediği anda bile olabilir, AB’nin karşı golünü yedik: Üyelik müzakerelerinin 8 başlıkta askıya alındığı açıklandı. Ama vallahi, biz bu karşı gole bile sevindik. Daha da tuhafı, yine haklıydık sevinmekte! Top zaten AB’deydi, hazır vurmuşken bir değil, iki (gol) geçirebilirler, Müzakere Kal’amızı 8 burçtan değil, 34 mazgaldan delebilirlerdi. Başka bir deyişle, Allah korudu, sayın seyirciler, ya cözümüze celeydu? Oysa durum şimdi 1-1 ve maç devam ediyor, skor değişebilir. Aleyhimize de değişebilir, lehimize de...

Kimse üzerinde durmadı ama bence AB’nin açıklamasıyla Papa’nın mesajının zamansal denkliği, bir raslantı değil. Aslında her iki gol de AB tarafından atıldı ve yarım tokat, bir okşayışla “acıtmamaya” çalışıldı. Ciddi konuşmak gerekirse, ne Papa, ne de AB Türkiye’yi Avrupa’nın dışına itmek istiyor. Müzakere sürecini kesmek, Türkiye’yi “haydi yoluna” deyip kenara itmek, Avrupa’nın ne arzusu, ne de çıkarı. Ama “böyle” bir Türkiye’yi “değişene” kadar, maşayla tutacaklar. Tersi mümkün değil. Çünkü Türkiye, ne seküler, ne kültürel, zaten ne de demokratik zihniyet açısından AB’ye hazır. Kadınların şakır şakır iktidara geldiği AB de, elbette başı bağlı kadınların imam kocalarının yönettiği bir ülkeyi bağrına basmaya hazır değil.

AB’nin Türkiye’nin önüne bugün çıkardığı tüm engeller; limanlar, Rumlar, Kıbrıs falan bahanedir. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın, AKP hükümeti öncesi ateşli bir Türkiye üyeliği taraftarıyken AKP iktidarı sırasında frene basması, bu durumun en açık kanıtıdır. Öte yandan, AB’nin Türkiye’yi üye yazmaya çıkardığı tüm zorluklar, ülkemizi sömürmek ya da bölmek gibi bir amaç güdülmediği gibi, tersine Türkiye’nin AB için bir tehlike olarak algılandığını da yeterince açıklamaktadır.

İngiltere, benzeri ve daha başka nedenlerle, on yıl bekletilmiştir böyle, müzakere kapılarında.

Gün gelir, AB temeline güvenecek kadar güçlenir, Türkiye AB’nin ölçülerini paylaşacak kadar olgunlaşır, en önemlisi İslamcılık ve milliyetçilik arasına sıkışan güdüklüğünden kurtularak evrensel kültüre açılır, işte o zaman AB’nin kendisi gelir ve üyeliği tepsi içinde getirir. Öyle bir Türkiye’nin, Avrupa’yla bütünleşmesinde elbette yarar vardır. Bugün yavaşlatılıp, yarın düpedüz durdurulması mümkün müzakere süreci ise halen hem Türkiye’nin, hem de AB’nin işine gelmektedir. Böyle biline.

*****

Zidane, Materazzi’ye niye kafa attı

Duyduk duymadık demeyin, 2006 Dünya Kupası’nın adresini değiştiren Zidane’ın, İtalyan Materazzi’ye attığı kafanın gerçek öyküsü, dünya basınında ilk kez, yarın bu sütunda. Materazzi’nin Zidane’a söyledikleri ve ne kendisinin, ne de Fransız futbolcunun ortaya dökebildiği müthiş hakaretin içeriğini ve sırrını öğrendim, yarın açıklıyorum!