Suç ve günah
Vatan · 18 Aralık 2006
Sizin de tuhafınıza gidiyor mu bilmem, ama en azından farkındasınızdır : Türkiye’de laiklik gerileyip, dincilik ilerledikçe ve kendilerini önce Müslüman, sonra Türk olarak tanımlayan nüfus oranı arttıkça, bizzat dinin « günah » saydığı eylemlerde patlama yaşanıyor.
Kur’ana göre paraya tamah günah. Ama bakıyorsunuz, AKP’li İstanbul büyük şehir belediyesi, bir gecede değiştirdiği iman…pardon imar planıyla 26 milyon dolara alınmış bir arazinin değerini 365 milyon dolara çıkartıyor (Bkz. 16 aralık tarihli Vatan’ın manşet haberi). Kur’an, alın teriyle kazanılmamış paradan « haram » diye söz eder. Ama söz konusu arazinin alıcısına böyle bir « emsalsiz kıyak »tan da çekenin payına kuşkusuz « emsalsiz kaymak » düşer…
İslamiyet’te, hırsızlık da günahtır, cinayet de.
Oysa başta YİMPAŞ, bildiğiniz gibi en yaygın soygunlar din adına yapılıyor. « Bismillah »sız oturup kalkmayan ve zaten başını seccadeden kaldırmayan Müslüman dolandırıcılar, kendilerine salt namazında niyazında insanlar diye güvenen Müslümanları dolandırıyor.
Cinayet günahına gelince, giren girene : Müslüman AKP hükümetindeki Türkiye’de hacı, hoca ve tarikattan geçilmiyor. Ama günde ortalama beş cinayet işleniyor, başka bir deyişle millet birbirini boğazlıyor, tarikat caminde adam öldürülüyor, zaten katil de caminin ortasında linç ediliyor…
Eh, caminin ortasında bile hem de seri cinayet işlenince, laik Danıştay’a yapılan saldırı ve İslamcı bir avukatın bir yargıcı öldürüp dördünü yaraladığı gibi olaylar « şeriat hakkı » sayılıyor. Fakat elbette ki Kur’anın kimler tarafından okunup ne kadar anlaşıldığı ve neyin günah, neyin sevap olduğunu gerçekte kaç kişinin bildiği sorusunu da akla getiriyor.
İslamiyet’in kutsal kitabı, « namus »un ne olduğunu, haram para, hırsızlık, yetim hakkı yemek, yalancılık, riyakarlık, tamahkarlık gibi tüm günahları sıralayarak ve Allah’ın indinde cezasının büyük olduğunu bildirerek, hiç bir tereddüte yer bırakmayacak biçimde, çok güzel açıklıyor.
Ama AKP hükümetinin deyişiyle % 99’u Müslüman Türkiye’de, bu günahlara girilme oranı, adeta nüfusun dindarlaşma ivmesine paralel olarak artıyor. Daha da kötüsü, bu tür namus günahları Müslüman Türk toplumunda kanıksanıp « normal » kabul edilmelerinin yanısıra, « kafir » sayılan ülkelerden çok daha yaygın işleniyor !
Başka bir deyişle, laik ve seküler Batı toplumlarında « günah » değil, « suç » sayılan hırsızlık, soygunculuk, dolandırıcılık, yalancılık, başkasının hakkını yemek ve hatta haksız kazanç söz konusu olduğunda tamahkarlık, Müslüman Türkiye’de olduğu kadar ne devlet, ne belediye gibi kamu yönetimlerinde böylesine yaygın, ne de halk arasında « köşe dönmecilik » olarak kabul görüyor…
İslamiyet’te ayrıntılarıyla tarif edilen namus, ilaç için hiç biri dinsiz imansızım demeyen, tam tersine her biri her fırsatta salavat getiren ve zaten yakayı ele verdiklerinde bile Allah’ı şahit göstererek yemin billah « günahsız » olduklarını iddia edenler tarafından ayaklar altına alınıyor. Oysa epeyce kalabalık bu günahkar topluluk, toplumun günahsız ya da henüz günah işleyecek ortam ve olanağı bulamamış kesitiyle birlikte, Kur’an’ın kul yaşamının her işlevine yaydığı namus kavramından yalnızca « kadına » değgin namus anlayışını paylaşıyor ve uyguluyor.
İslamiyet’in insana saygı, bağışlama ve hoşgörme büyüklüğü ile « Allah’ın verdiği canı Allah alır » kuralı da böylece kadına indirgenen « namus cinayetleri »yle çiğneniyor.
Türk toplumunda yükselen dindarlık ivmesinde, niçin sevap sevincinden çok günah korkusunun yaygınlaştığını ve bu gelişmeye doğru orantıda artan suç/günah eğilimini sorgulamaya yarın devam edeceğim.
-----------------------