suç ve günah 3
Vatan · 21 Aralık 2006
VATAN
MİNE G.KIRIKKANAT
21.12.2006
İki koyun güdebilmek becerisini « siyaset çapı » belirleyerek Türkiye’nin çoban ihtiyacına işaret eden Başbakan Erdoğan’ın AKP içindeki rakibi, elbette ki « koyun olmayan yerdeki keçi Abdurrahman » kılığında dolaşıyordur. Ama biz, çoban olmadığımız için tebdili kıyafet dolaşan keçileri, hakiki koyunlardan ayıramıyoruz.
Olsa olsa, diyoruz, şahsına Abdurrahman dedirtecek ortamı bulan bir rakip, kendisini beğenmek, kasım kasım kasılmak zorundadır.
Çünkü aslının küçüklüğünü, ancak kendisini kendi gözünde büyüterek, övünerek unutur ve unutturur.
Çobanın sürüsünde kendisini öve öve bitiremeyen bir koyun görürseniz, biliniz ki Abdurrahman’dır…
Nereden aklıma geldi bu keçi hikayesi, niye anlatıyorum, vallahi bilmiyorum. Oysa bugünkü konumuz « ahlak » ve bendeniz, heykeli dikilecek değerde olduğuna kendisi karar veren TBMM başkanı Bülent Arınç’ın bir iddiasıyla başlamak istiyordum yazıya.
Sayın Arınç, haklı.
Türkiye Cumhuriyeti, Büyük Millet Meclisi’nin 1923’te değil, 1920’de kurulduğunu bilenlerin heykelinin dikilmesi gereken günler yaşıyor, gerçekten.
Bu ülkede 1970 öncesi kuşaklara, hem İslami ahlak öğretildi, hem de « laik ahlak » diyebileceğimiz insanlık sevgisi ve saygısı, yani « hümanizma ». Biri diğerine galebe çalmadı ve hem dini, hem yurttaşlık bilinciyle uyum içerisinde yaşayan insanların, toplumsal bir vicdanı vardı. Türkiye, 1970’lere kadar ve tüm ekonomik ya da siyasal olumsuzluklara rağmen,