Çocuklarını yiyen ülke
Vatan · 22 Aralık 2006
Ben yoksulluğu kış kokusundan tanırım. Yoksulluk, doğal gazın olduğu yerde kömür kokusu, odun kokusudur. Nerede insanlar kombileri kapatıp sobaları kuruyorsa ve kentlerin havası, yirmi yıl önceki gibi ucuz kömür dumanıyla zehirleniyorsa yavaş yavaş, yoksulluk oradadır.
Türkiye’nin özeti İstanbul’da uzun yıllardan beri ilk kez bu kış, kömürün kokusu isi, zaten egzoz zehiri havada galebe çalıyor artık. Demek ki yoksulluk geri dönmüş, yayılıyor, yuvalanıyor.
Ben yoksulluğu satır aralarında okurum. Nineler torunları için iş sorarlar. Babalar sessizce kahrolur ve sıkarken boş ve çaresiz yumruklarını, analar yalvarır « yavruma iş » diye mektuplarında. Ve bazen bir kız kardeş kahrolur, işsiz ağabey için:
« Mine hanım,
Ağabeyim 2005 Arkeoloji mezunu. KPSS’nı Türkiye genelinde 11.inci olarak kazandı. Turizm ve Kültür Bakanlığının işe almayı vaad ettiği 400 arkeolog arasına girmeyi umuyordu. Ancak DÖSİM aracılığıyla 200 arkeolog alındığından hiç haberi olmadı. Anlaşılan kendi istedikleri adaylara haber verip, onları almışlar. Ağabeyim şimdi o kadar zor durumdaki, anlatamam. Okumak uğruna gözleri bozulmuştu. Arkeolog olarak iş bulamayınca, polislik sınavına girmişti. Yine dereceyle kazanmıştı. Ama bu sefer de gözleri bozuk diye almadılar.
Neden birileri hep ağabeyim hakkını yiyor, onun hak ettiği yere başkaları giriyor ? Yazıklar olsun bu Türkiye’ye, yazıklar olsun bu hükümete. Ağabeyimin cebinde beş kuruş parası yok, bunca okuduktan sonra böyle sürünmeyi hak etmiyor. Onun olması gereken yer hep başkaları, onun kadar çaba sarfetmemiş, ama torpilli ya da İHL kökenli olanlar alınıyor. Sizden rica ediyorum, lütfen bu konunun üzerine gidin. Ağabeyim gibilerine yardım edilmezse, hiç biri, hiç bir zaman mesleklerinde çalışamayacaklar. Size teşekkür eder, başarılar dilerim. Siz hep başarılı olun ki, hakkı yenenlerin sesini duyurun. »
Ben haksızlığı, hakkı yenenle edilen alay ve arkadaşının kırılan yüreğiyle burkulan dost mektuplarından okurum bazen:
« Sevgili M.Kırıkkanat,
ÖSYM KPSS memur yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Arkadaşım bir
kuruma yerleştirilmişti. Dünyalar onun oldu. Ancak bir kaç saat sonra ÖSYM, sonuçları ‘hata yaptık’ diyerek geri aldı. Arkadaşım üzüldü ve belki değişir diye ‘nihai’ sonuçları bekledi. Gerçekten de ÖSYM, bir gün sonra internet sitesinde "nihai" sonuçları açıkladı. Arkadaşım yine aynı kuruma yerleştirilmiş görünüyordu ! Çok sevindi, çok. Nihai sonuçlar kesin olduğuna göre, işe girmişti artık.
Arkadaşım, o akşamı, ÖSYM'nin web sayfasındaki "nihai" sonuçları tıklayıp ,yerleştirildiği kurumun adını sesli sesli okuyarak geçirdi. Daha sonraki gün akrabalar toplandı, zafer kutlandı.
Üçüncü günün gece yarısı rüya bitiverdi. Arkadaşım zaferini bir kez daha görmek için ÖSYM'nin internet sayfasına girdi. "Nihai" sonuçları yine tıkladı, "her hangi bir kuruma yerleştirilemediniz" yazısı belirdi ekranda. Yüzlerce kez tıkladı. Rüya bitmişti. ÖSYM, "YİNE HATA YAPMIŞIZ, SONUÇLARI YİNE DEĞİŞTİRİYORUZ" bile demeden, bir pazar gecesi ,sessiz sedasız, sinsice, sonuçları tekrar değiştirmişti.
İnsanlarla oynamak ne kadar da kolaydı bu ülkede ve bu ülkede yaşamanın en zor tarafı çaresiz olmaktı.
Hoşçakalın sizi çok seviyoruz. »
Gençlerin umutlarını, yaşamlarını yiyen bu ülkenin sahipsiz ve korumasız çocukları… Ben de sizleri seviyorum çok ve sizlerin yürekleriyle kırılıyor yüreğim. Bu sütun var oldukça, sizin duyulmayan sesiniz olacak ve hiç olmazsa bağıracağım, sizi ezerlerken.
Ve bugün İstanbul’lu okurlarımla söyleşmek ve kitaplarımı imzalamak için, saat 16’da D and R Kanyon’da olacağım.
------------------------------