Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2006

Niçin yazıyorum?

Vatan · 29 Aralık 2006

Sayılı gün çabuk geçer” derdi annem. İnsan ömrü de sayılı gün değil midir zaten? Kuşkusuz her biriniz gibi ben de durup, geçenle kalanın muhasebesini yapıyorum, bazen. Kuşkusuz her biriniz gibi eğlenmek ve dinlenmekten çok, çalışmak, çalışmak, çalışmakla geçmiş, geçiyor ve geçecek gibi görünüyor gözüme zaman. İşte o zaman, tıpkı sizlerin de aklından geçiyordur eminim, devam edebilmek için zamanla, üstelik sonu belli bir yarışa, neye yaradığını yanıtlamak gerekiyor. Hele çalışmak yazmaksa, toplumsal işlevi açısından neye yaradığı, gerçekten su götürüyor...

İşte böyle, “Niye yazıyorum ki, ne işe yarıyor sanki?” diye düşündüğüm zamanlarda, beni siz yanıtlıyor, siz yarışa devam etmemi sağlıyorsunuz.

Bir delikanlı, Aydın Beraha’nın “Merhaba Mine abla” diye başlayan ve “Tarihte pek çok düşün insanına tartışma malzemesi olduğu gibi, ’ahlak’ temelde görece bir kavramdır, yani evrensel bir ahlak yasasından söz etmek mümkün değil...” doğruluğuyla devam eden, taze soluklu, ilginç, özgün felsefe denemesini okurken heyecanlanıyorum.

***

“Ahlak cinsel midir? Başlıklı yazınız, son yıllarda okuduğum en güzel köşe yazılarından biriydi, çok teşekkürler. Sadece bu yazı için değil, bize bu toplumda vicdan sahibi insanların da var olduğunu anımsattığınız için, daha 23 yaşında bir üniversite öğrencisi olmama rağmen içimde sönükleşen umudu tekrar canlandırdığınız için de teşekkürler...” diye yazan bir Alper Yurttaş, benim de içimde umut çiçekleri açtırıyor.

Bir Yalçın Oğuz’un kaleminden, “Sevgili Mine Hanım, size sevgili diye hitap etmeme lütfen şaşırmayınız. Ben yaşlı bir meslek adamıyım ve sizin hem gazetedeki yazılarınızı, hem de olaylara karşı duruşunuzu seviyor, takdir ediyorum...” diye okumak, bir ödül almışlık sevinci yaratıyor içimde.

Bir evlat, babasının parmakları olup, “Merhaba Mine Hanım, babam bilgisayar kullanmasını bilmediği için bu mail’i bana yazdırıyor. Şu an kendimi okuma yazma bilmeyen kişilerin mektubunu yazanlara benzetiyorum,” diye giriştiği tuşlara, “Babamın sizin için düşündükleri... Ali Zafer Toprak (Gaziantep)” basıp gönderince, değmeyin keyfime benim de.

***

Bir Mehmet Nalbantoğlu: “Ahlakın yaygın olarak cinsellikle ilişkilendirilmesi, kanımca tamamen erkek egemenliğinin temini ve devamı için erkeklerin hükmettiği toplumsal yapının dayatmasıdır.

Aslına bakarsanız; yaratan, doğuran ve doğurduğuna koruyucu kadın iyilik kavramına, erkekse avcılığı, sahiplenmeciliği ve dövüşkenliği nedeniyle kötülük kavramına, sade bir mantıkla daha yakındır.

Bu bakımdan, örneğin Kızılay’ın Kurban Bayramı için hazırlattığı ve kaldırmak zorunda kaldığı afişlerde Cebrail’in kadın olarak tasviri bence doğru bir yaklaşımdır. Alternatifi cinsiyetsiz bir figür olabilir, ancak asla erkek figürü olamazdı. Oysa kadın, melek figüründe bile din bilimcileri çevresinde bile erkeğin üstün imajına bir saldırı olarak algılanmıştır. Tam olarak ifade edilmese de, kaldırılan afişte Cebrail erkek olarak çizilse, itiraz edilmeyeceği ortadadır...” diye yazınca, ben de kanatlanıp uçuyorum, aziz okurlar!

Kadınlar, genç kızlar, zaten yanımda, zaten onlarla soluk alıp veriyorum.

Adınızı sayamayacağım, ama cesaret verici mektuplarınızı saydım: 2006 yılında tam 10 bin 261 e-posta, 35 de mektup göndermişsiniz. Tuhaf olan, artık eskisi kadar düşmanca ileti almıyorum. Ya ben olgunlaştım ya onlar yoruldu...

Ama niçin yazdığımın cevabı zaten sizsiniz. Hepinize teşekkürler.