Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Hrant Dink’in kanı

Vatan · 23 Ocak 2007

Meğer onu ne kadar severmişiz... Ne kadar bizden, ne kadar insan, ne kadar kırılganmış meğer, ne kadar birlikte çarparmış yüreklerimiz. Niye açıp yüreklerimizi, ona göstermemişiz? Meğer soluduğumuz hava, içtiğimiz su gibi yaşamsalmış varlığı, varlığımıza. Ama eksilmesi gerekmiş, onsuz boğulduğumuzu anlamak için. Neden fark etmemişiz?Meğer ne kadar çok Ermenice anlayanımız varmış. “Ahparik”in kardeş, “can”ın can, “canik”in cancağazım demek ve onun, ahparik can olduğunu, bilirlermiş meğer. Neden susmuşuz?Neden onu karşılarken değil de, uğurlarken hatırladık hepsini?Niye salt ona sevgimi, saygımı, düşünce namusuna ve kalemine, özellikle kalemine hayranlığımı söylemek için bile birkaç kelimecik Ermenice de ben öğrenmemişim?Meğer ne kadar değerliymiş, hepimiz için. Meğer ne kadar çokmuşuz onu seven, kardeşlik için, kardeşçe kavgasına hak veren, destekleyen.***O zaman niye böyle yalnız, böyle yetim, uzanıp kaldı kaldırıma, içe dönük tabanları, yamalı papucuyla Hrant?Yetimhanede büyüdüğünü bilirmişiz meğer. Niye öksüz bırakmışız, bırakmışım öyleyse, kerinçsizlerin karşısında?Neden o dövüşürken, sözlüğü açıp bakmak ve “kerinç: Ruh ve zihin sağlığı için çok gerekli bir mineraldir. Eksikliği, başta paranoya ve saldırganlık olmak üzere bir takım zihinsel rahatsızlıklara zemin hazırlar” diye okumak zahmetine katlanmamışım?Gazetesi Agos’u nasıl zorluklarla çıkardığını, korunaksız ve sade bir apartman dairesinde yeni baştan “insanca” yazmaya çalıştığı tarih için nelere dayandığını, kimlere göğüs gerdiğini, hangi ihanetlere kafa tuttuğunu, niye anlamamışım, anlamamışız?***Meğer binler, yüz binlermişiz, hatta milyonlar olabilirmişiz. Yokluğunda el ele verip yürümüşken, varlığında niye bir omuz da ben, biz vermemişiz, budala bir acımasızlıkla boğulan iyi niyetli yalnızlığına?Mahkûm olan yazısı, hayatımda okuduğum en zekice yazılardan biriydi. Hükmedilen düşmanlığın tam tersini, dostluğu simgeliyor ve ırkçı düşüncenin sığlığını vurguluyordu. Şimdi söyle ey Türk halkı, Hrant Dink’in kanı, kaldırıma akıp gitti işte, şimdi söyle: Kan temizler mi, yoksa kirletir miymiş?Kimin kanı temiz, kiminki zehirliymiş?Güvercin uçamadı. Kanadın açamadı. Kaçamadı hain avcının kahpe kurşunlarından. Şimdi söyle ey Türk halkı, Hrant Dink’in kanıyla temizlendi mi, yoksa kirlendi mi Türkiye?Şifalı mıdır güvercin kanı, yoksa zehirli mi ?Güvercin kanı içer mi katiller? Hrant’ı boynundan vurmadan önce, güvercin boynu burmuşlar mıdır? Hrant’ın kanını dökmeden önce, güvercin kanı dökmüşler midir? ***Ne kadar kolay doğurup, ne kadar kolay öldürüyor bu topraklar.

Neden kana doymuyor?Doğmak için bir damla döl, ölmek için bir kurşun kan. Niye böylesine ucuz, bu ülkede hayat? Neden güzelim leoparlar, kurtlar, ayılar, vaşaklar, tilkiler tükeniyor da, arttıkça artıyor vahşi mi vahşi insanlar? Neden adam Hrant’lar tükeniyor da, çoğalıyor, sarıyor, boğuyor Türkiye’yi ruhsuz, vicdansız, kişiliksiz ve cani insan müsveddeleri, faşist cudam gölgeleri?Ne verimli bir kan dölüdür, ne derin bir kan gölüdür, sıksan on yedilik katiller fışkıran bu topraklar? Hrant Dink’in, zaten babası tarafından ihbar edilen katili yakalandı diye birbirini kutlayan devletlilere, özellikle de başbakanına, belediye başkanına, iç işleri bakanına, dış kapının tokmağına teşekkür ede ede bitiremeyen İstanbul Valisine hatırlatmalı: Başarı tablosu ve tebrik salvosunda, kendi makamını unuttu! Hrant’ı çağırıp “bak başına iş gelir” diye haberdar edecek kadar bildiği tehlikeye karşı, “koruma istemedi” diye onu korumaya almayan, mütevazı gazetesinin önüne göstermelik bir bekçi bile koymayan vilayetini kutlamayı unuttu! Katil, katil olmadan nasıl yakalanırdı yoksa? Cinayet işlenmese, hangi caniyi tutuklamakla övüp övünebilirdi devlet?Hrant Dink’in kanı dökülmese, Ermeni’si Türk’ü yollara düşüp kardeşlik için yürür müydü bu millet?Gözün aydın, rahat uyu canım Hrant, dirinin yapamadığını, ölünle başarıyorsun! Yokluğun, varlığından daha güçlüymüş meğer.