Uganda uygarlığına doğru
Vatan · 30 Ocak 2007
Gözaltına alınan gençlerden üçte biri 18 yaşın altında, 600 tutuklunun 100’den biraz fazlası 16 yaşın altındaydı. Ve ağırlaştırılmış cezalara çarptırılabildiler. Niye?
Çünkü Fransa’nın yeni ceza yasası, suç sorumluluk sınırını 13 yaşa indirdi! Bu yasaya göre, 13 yaş altı çocuklara hapis cezası verilemiyor. 13-16 yaş arası suçlulara verilecek ceza, kanunda erişkinler için öngörülen hapis cezasının ancak yarısı uygulanabilir koşuluyla hapis mi, yoksa ıslahevi mi olacak, yargıcın değerlendirilmesine bırakılıyor. 16-18 yaş arası ise, erişkinlere öngörülen hapis cezasının tamamı uygulanabilir biçimde, yine yargıcın kanısına bağlanıyor (FCK madde 122, şık 8).
Şimdi söyleyin bana, Fransa AB’nin üstelik kurucu üyesi mi değil mi?
“Birkaç yıl hapis yatıp çıkacağı için” eline silah tutuşturulan 18 yaş altı gençlere adam öldürtülen Türkiye’de, “Valla çıkar, çünkü AB istedi diye yasalar değişti!” diyenler neyi yutturuyorlar bize?
Bizim varoşlar tutuştuğunda, yukarıda sıraladığım zarar bilançosu oluşmadan yüzlerce kişi ölür! Orada ölülen ve öldürülen Türkiye’de ise “erişkin” sözünün karşıtı bile yok, ama “erişkin olmayan” diye geçiştirdiğimiz nüfusun eline ibadullah silah veriyoruz. Ve sonra, kazık kadar katilleri, çocuk mahkemelerinde yargılayıp iki üç yılda salıveriyoruz, zaten erişkin katilleri de maşallah aflarla, indirimlerle daha fazla tutmuyoruz içerde!
Bütün bunları bir yana bırakın, bekliyorum, kimin aklına gelecek diye Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın kemik yaşını ölçmek? Nereden belli doğar doğmaz nüfusa kaydedildiği?
Anadolu’da doğduğu gün nüfusa geçirilen kaç çocuk var acaba?
Ülkemizin maşallah en performans gösterdiği alan, şiddete gelince...
Geçen günlerden birinde Vatan’da bir fotoğraf yayınlandı: Uganda’daki Akii Stadyumu’nda 6 yaşındaki Ömer ile 4 yaşındaki arkadaşı Münir, ellerinde koca koca tüfekler vardı, gururla gövde gösterisi yapıyorlardı.
Türkiye’deki sünnet çocuklarından farkları, ellerindeki silahların hakiki olmasıydı, o kadar.
Bizimkilere bazen hakikisini attırıp, çoğunlukla sahtesini tutturuyorlar. Ama edinilen alışkanlık, taşıtılan “pusat” (savaş gereci) gururu aynı.
Stadyuma “beyaz bere”yle akın eden Trabzonspor taraftarlarına bakılırsa, muasır olmasa da, Uganda medeniyetine yaklaştık, sayılır.