Aşk ve siyaset
Vatan · 2 Şubat 2007
Carissima Donatella,
Seninle karşılıklı oturup, “yürümek için değiller ki...” diye kendine de, bana da giydirdiğin zürafa topuklu papuçlarımızı fora ettikten sonra parmak ucunda sekmekten perişan ayaklarımızı göbeğimize çekerek laflamayalı ne kadar zaman oldu?
Beş gün mü, bir hafta mı geçti, İtalya’dan hiç üşenmeden tek tek ithal ettiğin “grappa” şişelerinden birinin dibine daha darı ekeli, unuttum. Seninle çene çalmaya doyamadan yollara düştüm, yine... Ve uçak daha Paris’e inmeden, aylardır uzak kaldığım Fransa’nın en sıkı “siyasal” dedikodusuna vakıf oldum, Dona’cığım.
Fransa’da seks, artık siyasal dedikodu malzemesi yapılmıyor, evlilik dışı kaçamaklar vakayı adiyeden sayılıyor, politikacıların cinselliği ancak “aşk”la beslendiğinde gündeme geliyor kamuoyunda. Ve bugünlerde siyasal kulislerde Fransız Sosyalist Partisi’nin kadın cumhurbaşkanı adayı Segolénè Royal’in aşkî durumları fısıldanıyor.
Sen ve ben Segolénè’in estetiğiyle zaten övünüyorduk, çünkü üç aşağı beş yukarı aynı yaştayız ve dünya âlemin bu yaşta bir kadına duyduğu hayranlıktan, biraz da kendimize pay çıkarıyorduk, “Bak, bizim işimiz de bitmemiş demek!” kabilinden... “Miiiine, ma perche parlare di nostro eta?” diye söylendiğini duyar gibiyim (bu arada İtalyanca döktürdüğüme de dikkatini çekerim). Ama yaşımızdan söz etmem gerekiyor, çünkü bir müjdem var, sıkı dur; hem işimiz bitmemiş, hem Segolénè’den alacağımız daha çook ilham var, Donatella’cığım!
Biliyorsun Segolénè, hem bakanlık falan yapmış deneyimli bir politikacı, hem de Sosyalist Parti Genel Sekreteri François Hollande’ın eşi. Bu güzel ve alımlı kadının, hiç mi hiç yakışıklı olmamasının yanısıra çirkinliği bile ilginç sayılmayacak, sevimli ablak tadındaki François Hollande’dan dört çocuk yapmışlığına hep şaşırmış ve “adamın görünmeyen bir özelliği var herhal,” diye düşünmüşümdür hep.
Şekerim, Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sosyalist adayı Segolénè Royal ve François Hollande’ın evliliği meğer uzun süreden beri göstermelikmiş, her ikisinin de alternatif bir “aşk” yaşamları varmış.
Segolénè’in alternatif aşkı, Renault’nun eski CEO’su, karun kadar zengin iş adamı Louis Schwetzer! François Hollande’ınki ise, Paris’in sosyalist Belediye Başkanı Bertrand Delanoe’nin sağ kolu, Anne Hidalgo.
İşte bu leziz dedikoduya vakıf olunca, şaşkınlıktan çenem düştü, Donatella. Çünkü sen belki görmemişsindir ama, ben her iki alternatif sevgiliyi de biliyorum ve durumu şöyle özetleyebilirim: Güzel Segolénè, bir yakışıksızdan, başka bir yakışıksıza geçmiş. Çok aradı herhalde, François Hollande’a benzeyecek kadar ablak olanını bulmuş ve hatta biraz daha yaşlısını seçmiş!
François Hollande ise inan bana, halen Fransız kadın politikacılar arasındaki en güzel iki kadından biri, Segolénè’den sonra geleni, daha alımlı, çünkü İspanyol asıllı bir afet ve daha genç olanını takmış koluna, iyi mi?
Şekerim, ben bugün aslında “Türkiye’de artan şiddet ve vahşet eğiliminde cinsel eşitsizliğin rolü” üzerine ciddi bir yazı yazacaktım, Ama Segolénè ve seçim kampanyası başlayalıberi “Fransa’nın first lady adayı” diye anılmayı gıkını çıkarmadan sineye çeken Hollande’ın çifter çift dedikodusu o kadar lezizdi ki, önce sana yazmaktan kendimi alamadım!
Okurlarımız bizi sever, dedikodu keyfimizin de tadını çıkarırlar nasılsa, değil mi Dona’cığım?
Kestane kebap, acele cevap.
Ciao bella, ciao.