Meğer karikatür kutsalmış
Vatan · 9 Şubat 2007
Fransa’da İslamiyet, Katolik Hristiyanlıktan sonra en yaygın ikinci din. Protestanlık, Yahudilik vb. açık arayla sonra geliyor ve Fransa, AB’de en büyük Müslüman nüfusu barındıran ülke. Ancak kimliklerde din bölümü olmadığı gibi, kimseye hiçbir nedenle dini sorulmadığından Müslüman sayısı tam bilinmiyor. Okullarda tesettür ve dini sembolleri yasaklayan yasa çıkarken bizzat tanık oldum: “Fransa’da kaç Müslüman öğrenci var” sorusunu yönelttiğim Eğitim Bakanlığı görevlisi, azarlar gibi, “Bilemeyiz, çünkü sormak ve araştırmak cumhuriyet kurallarına aykırıdır!” demişti. Sözünü ettiği kurallar, aslında birdi: Laiklik.
İşte bu yüzden İslami nüfus da ancak tahmin ediliyor, 5 milyon dolaylarında deniyor. İslami kültür kökenli diyebileceğimiz topluluğun kaçta kaçı şeriatçı, kaçta kaçı laik, inançlı ya da inançsız, o da belli değil...
Ne var ki Paris’te, Hz. Muhammed’in karikatürlerini yayınlayan Charlie Hebdo mizah dergisiyle, İslami örgütleri karşı karşıya getiren ceza davası, Fransa’da laik ve demokrat Müslümanların hiç de azımsanmayacak sayıda ve entelektüellerinin de ne kadar cesur olduğunu gösterdi. Ve mahkemede, sözde Fransa’daki Müslümanları temsil eden İslamcı örgütler, karşılarında bu laik Müslüman entelektüelleri buldu. Davacıları en çok terleten ve zaten savcının “suç oluşmadığı” gerekçesiyle düşmesini talep ettiği iddianameyle sonucu belli mahkemeyi, asıl etkileyen onlardı.
Sağ ve sol parti başkanlarının, cumhurbaşkanı adaylarının demokratik “fikir ve ifade özgürlüğü”nü savunmak için Charlie Hebdo’nun tanıkları olarak mahkeme salonunda yan yana boy göstermeleri Fransa için şaşırtıcı değildi. Ama “mümin Müslüman” olduğunu belirten Cezayirli Muhammed Sefavi’nin, mahkeme heyetine 1928’de kurulan Müslüman Kardeşler’in kılıç çakıştıran amblemini, kelimeyi şahadeti kılıç üstüne yazan Suudi bayrağını gösterip: “İslamiyet’i şiddetle bütünleştiren bunlardır, Charlie Hebdo dergisi değil!” demesi, önemliydi.
Neden? Çünkü her iki tarafın avukatları da zaten “çapkın” politikacıları savunmakla ünlenmiş, kendileri de “fındıksever” hukukçulardı. Bu davada İslamcı örgütleri ve bir anlamda tabii ki İslamiyet’in kutsal kurallarını, Cumhurbaşkanı Chirac’ın avukatı Francis Spziner savunuyordu. Charlie Hebdo’nun “fikir” ve ifade özgürlüğünü savunan Kiejman ise... Başta müteveffa cumhurbaşkanı, Mitterrand ailesinin avukatıydı. Davanın iptalini isteyen savcı, kadın olmasına rağmen o da çapkınlık gülüşmelerine katıldı.
Ah bu Fransızlar!
Bu ülkede galiba, ancak karikatür kutsal.