Joost Lagendijk’e açık mektup
Vatan · 5 Mart 2007
Sayın Lagendijk, Tarihçi ve yayımcı kimliğiyle entelektüel birikiminden kuşku duymadığım sizin Türkiye hakkındaki düşünce ve demeçlerinizi, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu’nda görev aldığınız 1999’dan beri izliyorum. Halen eşbaşkan olarak yönettiğiniz bu komisyonun amacı, eğer yanılmıyorsam, Türkiye’yi AB üyeliğine, AB’yi de Türkiye’nin üyeliğine hazırlamaktır. Böyle bir hazırlık, elbette ki teknik konularda uyum sağlamak olduğunca, Türkiye’nin üyelik hedefinin yararına gerek AB, gerekse Türkiye’ye inandırmak, tarafları birbirine yaklaştırmakla yapılır.
Oysa sizin de saptadığınız gibi bugün gelinen noktada Türkiye ile AB birbirine yaklaşmıyor, tam tersine uzaklaşıyor. Türkiye’nin AB inancı eriyor, kuşkusu artıyor. AB ise Türkiye konusunu zaten dondurdu. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonunun 1999’dan beri hedef değiştirmediği, sizin de bu komisyonda, üstelik eşbaşkan olarak sekiz yıldır kesintisiz aynı amaçla çalıştığınız göz önüne alınırsa, bu durum biraz (hatta epeyce) sizin de başarısızlığınız sayılmaz mı, Sayın Lagendijk?
Eğer “Nerede hata yaptım, yapıyorum?” diye soracak olursanız ki, böyle bir sorgulama komplekssiz aydınlara yaraşır, benim size yönelteceğim birkaç eleştiri var.
Siz Türkiye hakkında konuştuğunuzda, hemen her önerinize katılıyor, ama sanki İskandinavya’daki bir Türkiye’den söz ettiğiniz duygusuna kapılıyorum. Örneğin, TSK’nın laiklikte taraf olmaması, laikliğin güçlü politikacılar, özgür basın ve güçlü sivil toplum örgütleri tarafından savunulması gerektiğini söylediğinizde, 22 yıldır Avrupalı bir Türk olarak alkışlıyorum, çünkü Fransa’da laikliğin nasıl savunulduğunu anlatıyorsunuz bana!
Ama sizin ne tarif ettiğiniz yer Türkiye, ne de önerdiğiniz çözüm bu coğrafyada var.
TÜSİAD dışında, hangi güçlü sivil toplum örgütünden söz ediyorsunuz Türkiye’de? 1999’dan beri sendikacılığın nasıl öldürüldüğünü ve dirilmesine izin verilmeyeceğini anlayamadınız mı?
Bütün hükümet üyelerinin ruhban eğitimi almış, milli eğitim müfredatından Darwin’in evrim teorisi resmen çıkarılmış, 4 yıldır 18 bakanlığın yönetim kadrolarına 12 bin iktidar partizanı atanmış; başbakanın daha önceki gün köylülere, “5 bin kadro açtık, 2007’de 5 bin papaz atayacağız,” müjdesini verdiği bir AB üyesi ya da adayı ülke biliyor musunuz ki... Türkiye’de devleti, laikliği niçin “ordu korur” bilemiyorsunuz, anlıyamıyorsunuz?
Özgür basın, diyorsunuz. Hangi özgür basından söz ediyorsunuz? AKP iktidarına alkış tutmakta özgür basından mı, yoksa ABD’den gelen “feto”larla bedava dağıtılan en çok satardan mı? Belki de uhrevi mucize yaratmakta illüzyonistlere taş çıkaran televizyonların “din istismarı” ile “Kurtlar Vadisi” arasında kalan televole özgürlüğünden söz ediyorsunuzdur.
Ama ben sizi, bugüne değin bağımsız kalmaya çalışırken borç altında ezilen az sayıda basın organının özgürlüğü için konuştuğunuzu hiç duymadım. Kuşkusuz muhalif yayın yaptığı için Maliye Bakanlığı’nın 40 müfettişle denetlediği Kanaltürk’e reklam verilmemesi, bu kanalın programlarına “para almadan” katılan benim gibi gazetecilerin banka hesaplarına bile vergi usul yasası ve bankalar yasasına aykırı olarak girildiğinden de haberiniz yoktur! Ya ticaret odaları, sivil toplum kuruluşu mudur sizce? ATO üyelerinin başına gelenlerden haberiniz var mı? AKP iktidarına yöneltilen en küçük bir eleştirinin, eleştiriyi yönelten hakkında “vergi incelemesi” başlatıldığını da mı duymadınız?
Kısacası Sayın Lagendijk, sizin AKP iktidarının Türkiye’de özgür basını nasıl bağladığından, zaten zayıf ve az sayıda sivil toplum örgütlerini nasıl sindirip susturduğundan haberiniz var mı? Varsa, niçin konuşmuyorsunuz? Yoksa, niçin susmuyorsunuz?
Ve bilmediğinizi konuştuğunuz sürece, tabii ki Türkiye’de devleti ve laikliği TSK’nın koruyacağına niçin inanılır, anlayamazsınız.
Ne yazık ki biz Avrupalı Türkler, bir gün Avrupalı sizlere, sadece AB’nin Türkiye’de niçin başarısız olduğunu değil, korkarım AB’nin de kendisine yenilgisini anlatmak zorunda kalacağız. Saygılarımla.