Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Yarın ne günü?

Vatan · 6 Mart 2007

Bıyıklı Türk, konuşmuş: “Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanacağı bir haftada, belli makamda bulunan kişilerin, eşleri dolayısıyla yargılanmalarını doğru bulmuyoruz. Kaldı ki bizim Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız, eşlerinin başörtüsüyle Versailles’a, Washington’a, Kremlin’e gidiyorlar, hiçbir sorunla karşılaşmıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde öyle bir problem yaşanmazken, Türkiye’de de böyle bir problemin yaşanacağını tahmin etmiyorum...”

Neresinden tutayım?

Şöyle kaytanından, burmasından ya da bosundan, bıyık gibi bıyık olsa, tut ucundan çal duvara. Ama bu bıyık ele gelmiyor, seyrek fırça traşı, kaygan, AKP bıyığı.

Boru değil, AKP Grup Başkanvekili İrfan Gündüz’ün bıyığı konuşuyor, arkadaşlar! Dünkü Hürriyet’te okudum. Merak ediyorum, acaba bir gazeteci, İrfan adının ne anlama geldiğini sordu mu, bıyığına?

Çünkü “irfan”, bilim ve zekâ ile hasıl olan olgunluktur. Cehaleti tıraşlayınca, AKP’de irfan oluyor demek. Konuşan bıyık, grup başkanvekili olmasa koskoca iktidar partisinin, vallahi cevap vermezdim. Ama olmuş işte, ben de kendisine “irfan” öğreteceğim...

Sayın bıyık, doğru söylüyor: Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımızın başörtülü eşleri, Versailles Sarayı’na biletlerini alıp sorunsuz girebilir, istedikleri gibi de dolaşabilirler. Hatta, eğer yabancı dil biliyorlarsa, beş dilden yayın yapan kulaklık bile takabilirler başörtülerinin üzerine. Çünkü sayın bıyığın sözünü ettiği Versailles, bir müzedir. İçinde en son oturan Kral, XVI. Louis olup, kendisinin ve eşinin kelleleri, 1792’de, hem de Cumhuriyetçiler(!) tarafından kesilmiştir. Ol cumhuriyetçilerin sembolü de, memesi dışarda, kızıl başlıklı bir kadın, Marianne figürüdür!

Eğer sayın bıyık, Fransa’da Washington’un karşılığı olan mekânı kastediyorsa, başkentin adı Paris’tir. Yok, Washington derken Beyaz Saray’ı bilemedi de ABD başkentini söyledi ve aslında Kremlin’in karşılığını arıyorsa Fransa’da, o zaman da cevap Versailles değil, Élysée Sarayı’dır. Çünkü cumhurbaşkanları Élysée Sarayı’nda oturur ve konuk cumhurbaşkanlarını ya da başbakanları da orada kabul ederler.

Ancak...

Élysée Sarayı’na devlet konuklarının başörtülü eşleri giremez! Nitekim Başbakan Erdoğan’ın 20 Temmuz 2004’te Cumhurbaşkanı Chirac’la Élysée Sarayı’nda yaptığı ziyaret hazırlanırken, “başörtülü eşinin Élysée Sarayı’na kabul edilmeyeceği” kendisine diplomatik üslupla bildirilmiş, Başbakan da Paris’e zaten yalnız gelmiştir!

Bay bıyık, Dışişleri Bakanı eşi hakkında da yanılmaktadır. Çünkü Abdullah Gül, Fransa Cumhurbaşkanı’nı ziyaret edemez, muhatabı değildir, başbakanın bir ziyaretine eşlik edebilir ancak ve Dışişleri Bakanı Gül, bugüne kadar Élysée Sarayı’na gelmemiş, Hayrünnisa Hanım da başörtüsüyle Élysée’ye girmemiş ve zaten eşi başbakan olsa bile başörtüsünü çıkarmadığı sürece içeri alınmaz!

Kremlin’e gelince...

Başbakan Erdoğan 10-11 Ocak 2005’teki Moskova ziyaretine eşi Emine Hanım’la çıkmış olmasına karşın, Kremlin Sarayı’ndaki akşam yemeğine yalnız katılmak zorunda kalmış, çünkü kendisine ev sahibi Başkan Putin’in eşi Ludmilla’nın “aniden” nezle olduğu bildirilmiştir! Dolayısıyla ilk geceki gayri resmi yemek “erkek erkeğe” yenmiş, ertesi günkü resmi toplantılar da “erkek erkeğe” yapılmıştır.

Bu gerçeklerin ışığında, AKP’nin grup Başkanvekili’nin saygın bıyığının altından çıkan “türbanla dünyaya sorunsuz gidiyorlar” fikrindeki tek doğru, Washington’dur. Eğer, dünyadan anlaşılan Washington’sa, bu bir AKP gerçeğidir.

Ama AKP Grup Başkanvekili’nin, Kremlin’e resmen giremeyen başörtüsünün, Versailles sandığı Élysée Sarayı’na kadar sokması, iktidardaki cehaletin fotoğrafıdır. Çünkü Türkiye’ye laiklik fikrini aşılayan ülke, Fransa’dır.

Demek ki neymiş? Bıyıkla iktidar olunur, AKP Grup Başkanvekili olunur, ama irfan sahibi olunmazmış. Ve yarın, bugünden kutlanabilirmiş.

Dünya Kadınlar Günü, cehaleti bıyıklarından tutup yere çalan tüm kadınlara armağan olsun!