Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Hayır’lara vesile bir seçim

Vatan · 20 Mart 2007

François Bayrou, 1951 doğumlu bir “çiftçi oğlu”, toprak adamı. Üstelik, hâlâ saf kan yarış atı yetiştiriyor, harası meşhur. Ama klasik edebiyat doktorası ve yazarlığı var. “IV. Henri: Özgür Kral” isimli biyografik eseri, 300 bin satarak rekor kırdı. Politika üzerine 12 adet deneme kitabının da yazarı. Toprağa çok bağlı Fransızlar, zaten Bayrou’nun hem köylü, hem entelektüel oluşuna bayılıyor. Yeri gelmişken söyleyeyim: Bu ülkede en azından siyasal içerikli bir iki kitap yazmadan ne parti lideri olunuyor, ne de devlet adamı.

26 yıllık politikacı, parti başkanı, eski eğitim bakanı ve Avrupa milletvekili “üçüncü adam” Bayrou, ne kadar koyu Katolikse, o kadar koyu laik, demokrat ve cumhuriyetçi bir AB savunucusu. Laikliği, “bütün dinlerin birlikte uyum içinde yaşayabilmesi için temel şart” koşuyor.

Türkiye için yaptığı analize gelince, buyrun kendi kaleminden okuyun:

***

“Türkiye’nin üyeliği, AB’nin dağılmasına atılacak bir adımdır. Çünkü hem jeopolitik, hem de demokrasi anlamında Türkiye ile aramızda bir uçurum var.

AB konusunda iki vizyon çatışıyor: Birincisi, yalnız pazar, ölçü ve yasaların birliğini savunan Amerikan vizyonu. Türkiye’nin üyeliği bu vizyonun parçasıdır. Öteki vizyon, siyasal birlik olup, demokratik kurumların birlikte hareket edeceği bütünleşme. Barroso, ‘Türkiye Avrupa’ya uymalı,’ derken iki model arasındaki uyumsuzluğu da itiraf ediyor.

Ben halkların ve kültürlerin, uzun süre bastırılabileceğini sanmıyorum. Tam tersine, boyun eğdirilen kimlik, daha güçlü olarak geri döner.

Avrupa ‘Hristiyan kulübü’ olmasın diye Türkiye’nin üyeliğini savunanlara karşıyım. AB, Hristiyan kulübü değil! Topraklarımızda 15 milyon Müslüman yaşıyor ve Bosna, AB üyesi olmak istediği zaman, destekleriz. Avrupa’yı Hristiyan kültür yaratmadı. Avrupa, Atina, Roma ve Kudüs’ün doğurgan kesişmesidir.

Ben daha sağlıklı bir açılım öneriyorum: Savunduğumuz özgür, güçlü ve federal bir Avrupa, Akdeniz ülkeleriyle karşılıklı yaptırım ve yardımlara dayalı, geniş bir işbirliği sahası yaratmalıdır. Türkiye’nin yeri, barış ve kalkınma amaçlı bu sahadaki birinci ve temel taştır. Türkiye ancak o zaman, Doğu’yla Batı, İslamiyet’le bizim Yahudi-Hristiyan mirası düşünce özgürlüğü toplumlarımız arasında köprü olabilir.”

***

Fransa cumhurbaşkanı adayı François Bayrou, işte böyle düşünüyor ülkemiz hakkında. Kendisi ve başkanı olduğu UDF partisi, Fransa’nın Ermeni Soykırımı’nı resmen tanıdığına dair yasanın çıkmasında başı çekti. Ancak, soykırım inkârını hapisle cezalandırmayı öngören ve halen senatoda bekleyen ikinci yasaya, “Sorun tarih ve Avrupa’nın siyasal denge sorunudur, ceza hukukuna girmez,” gerekçesiyle karşı çıktı ve ret oyu verdi.

7 Mayıs sabahı, Fransa böyle bir cumhurbaşkanıyla uyanırsa, AB yokuşunda zaten yavaşlayan Türkiye, bence bir süre durur ve dinlenir, arkadaşlar. Haydi hayırlısı. Ama ne yazık ki...