Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Ertesi olmayan gün

Vatan · 9 Nisan 2007

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, Bitlis’te şehit düşen Asteğmen Sertaç Uzun’un cenaze töreninde gözyaşlarını tutamamış.

Büyükanıt ağlarken, şehit sayısı 9’a yükselmiş de haberimiz yokmuş.

Dün de 10 olmuş.

Büyükanıt ağlamasın da kimler ağlasın.

Bir zamanlar avuç içi kadar Yunanistan’ı “Tükürüğümüzle boğarız!” diye haykırırmışız.

Meğer 5 bin PKK’lıyı boğamaz, hem de 17 yıldır ümüğüne basamadığımız kaşarlı teröristlerin üstüne 12 günlük asteğmenleri gönderirmişiz, hâlâ.

***

Yıllardır yazmışız, yazmışız... Kadınız ya, siviliz ya, aklımız ermez diye kulak verilmemiş belli ki. Güngör Mengi dün yazmış, erkektir diye dinlerler belki: Düşmanın beş bin gerilla itine karşı, yüz binlik ordu dizmek değil, on bin eğitimli, donanımlı, deneyimli aslanı niye çıkartmamışız?

Ağlamak gerekirmiş, evet. Bağıra bağıra ağlamak hem de.

Meğer hâlâ inatla, mühendisi, mimarı, doktoru, bu ülkeyi silah değil, beyin gücüyle geleceğe taşısın diye yetiştirdiğimiz gençleri gönderiyormuşuz silahlı eşkıyanın üstüne...

Silahı gönüllü taşıyacak sağlam ve kalıcı omuzların üstlenmesi gereken bir savunma görevini, beyniyle yüklenmek için eğitilen geçici ve toy askerlerin omuzlarına yüklüyormuşuz hâlâ.

***

“Türkiye’de 30 milyon Kürt var. Ankara Kerkük’e karışırsa, biz de Diyarbakır’a karışırız” diye tehdit eden Barzani’ye cevap MGK’da verilecekmiş. Şimdiye kadar nasıl verdilerse... Beklermişiz.

Zaten Başbakan da vermiş veriştirmiş. Müjdeler olsun! Barzani, “Bu lafın altında kalırmış...”

Dikkatinizi çekerim: Savurduğu tehdidin altında “bırakılmaz,” kendi kendine, ettiği lafın altında kalırmış Barzani.

Meğer ABD’ye de kafa tutulamazmış.

Meğer Fethullah Gülen, Utah’dan bir “Böh!” yapar, ne andıç kalır, ne günlük, pasifize ediliverirmiş asker.

Romanyalı Elena bile Samanyolu Televizyonu’nda kelime-i şahadet getirip Müslüman olmuş, zaten.

Seke seke Osmanlı oluyormuşuz, madem.

Başbakanımız da Cumhurbaşkanı olacakmış.

Ağzından da bir kez “Sayın cumhurbaşkanım...” diye kaçmış.

***

Büyükanıt ağlamasın da kimler ağlasın, sahiden?

Siz ağlamayın, sayın seyirciler.

Ağlamayın, aziz okurlarım.

Ağlama ey milletim!

Düşünce ve yaşam savunmasında, sözün bittiği yerde kazanılır ya da yitirilir dava. Sözün bittiği yerde durup kalan, bekleyen ve ağlayanların üzerinden silindir gibi geçer, hasım. Sözün bittiği yerde eyleme geçen, ayağa kalkan, dikilen ve yürüyen kazanır.

Sözün bittiği yerdeyiz.

Kalkın ayağa. Dikilin ve yürüyün, 14 Nisan Cumartesi günü başkent Ankara’ya. Bir gününüzü ayırın, bir gününüzü verin laik cumhuriyeti, demokratik egemenliğinizi savunmaya. Miş, muş değil: Gün, cumartesi günüdür. Sonrası geçtir. Sonrası yoktur. Bilin.