Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Bunlar arsız...

Vatan · 17 Nisan 2007

Dünya Bankası, küresel ekonomiyi "neo liberal" ideolojinin gereklerine göre düzenleyen ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu az gelişmiş ülkelerin kaderini, iki dudağının arasında tutan bir kurumdur. Biçare az gelişmişler, Dünya Bankası'nın ağzına bakar. Çünkü banka, kendi açtığı krediler açısından değil, bu ülkelerin başka kurumlardan borç alabileceği "sağlık raporu", yani "kredi vizesi"ni veren ya da vermeyen merci olması bakımından önemlidir. "Büyüdü, büyüdü" dedikleri ekonomisi borç kanseri, kredi tümörünün büyümesinden ibaret Türkiye'nin kelle jölesi beylerinin habire debire Dünya Bankası'na koşturması, "he" dediydi, "ne" dediydi diye ağzının içine bakması, işte bu yüzdendir. Dünya Bankası "he" dediğinde Türkiye kredi vizesini kapar, büyüyen tümörünü eline alıp "Bakın ne büyük şeyim var," diye dolanır. Zaten Paul Wolfowitz'in Dünya Bankası Başkanı seçilir seçilmez, yırtık çoraplarını bile değişterecek zaman bulamadan kendisini Türkiye'ye atması, ülkemizin tümör büyütmedeki şampiyonluğunun da kanıtıdır.

Zavallı az gelişmişler Dünya Bankası'nın ağzına bakadursun, Bush oğlu Bush tarafından daha birkaç ay önce başkan "seçtirilen" Paul Wolfowitz, kurumun personel maaşlarını neresine sıkıştırdığına, neresinden "he" dediğine dair yeni bir adres verdi: Apış arası.

Meğer başkanlığa gelir gelmez ilk iş, Dünya Bankası'nda çalışan sevgilisi Şaha Rıza'yı terfi ettirmiş, yıllık maaşını 133 bin dolardan 190 bine yükseltmiş, her yıl yüzde 8 de zam garantisi vermiş. Ne aldıysa öyle vermiş ki, Şaha Rıza bile çıkıp "Valla ben istememiştim" diye anında sattı âşığını.

Wolfowitz kim? ABD'nin Irak işgalinin üç mimarından biri! Saddam'ın nükleer bombaya sahip olduğuna dair dolandırdığı düzmece istihbarat raporları fos çıkınca, bakanlıktan alınıp Dünya Bankası'nın başkanlığına atanan bir yalancı, bir sahtekâr! Sadomazo olup cinsel işkenceden zevk alıyorsa hiç şaşırmam: Ellerinde yüz binlerce Iraklı'nın kanı, Dünya Bankası'nın başında, geri kalmış ülke ekonomilerini küreselleştirecek güya. Kaşıkla verdiğini kürekle alacak yani... Aldıklarından da eşine, dostuna, sevgilisine dağıtacak tabii.

Neyse ne; skandal patlayınca Paul Wolfowitz'in Dünya Bankası başkanlığından düşmesi gündeme geldi tabii. Ama adam oralı değil. "Hata ettim, ama bu kurumun misyonunu yerine getirebileceğime inanıyorum" diyor; ama istifa etmiyor.

İşte bu noktada, bana birilerini hatırlatıyor Wolfowitz.

"Hata ettim" yerine "değiştim" koyun; eşini, dostunu, oğlunu, kızını gören, ortaklarını ihya eden, ama asla istifa etmeyen bizim Wolfowitz'ler Amerikalı patronlarını hem nicelik, hem nitelikte katlar. Üstelik "serial yolsuzluk" boncukları birbirine eklense, dünya turu yaparlar.

Paul Wolfowitz Dünya Bankası'na bedelse, asıl bizim Wolfowitz'ler küresel!

Ne Türkiye, ne ABD, hiçbiri, hiçbir zaman, hiçbir suç, cürüm sonucu istifa etmez, çünkü utanmazlar.

Arsızdır bunlar, arsız. Yapışırlar makamlara. Kazımadan sökülmezler emdikleri rantlardan.

Ve yedi milyar insanın dünyasını, halen sayıları milyonu bile bulmayan bu arsızlar ordusu karartıyor. Proje küresel: Paul Wolfowitz'in başkan atandığı Dünya Bankası'nda, ne tesadüf, idare müdürü Juan Jose Daboub'un da Opus Dei tarikatı üyesi olduğu ve geri kalmış ülkelerde nüfus planlamasını önlediği anlaşıldı. Neden? Çünkü Opus Dei, neo liberalizmin Katolik ideolojisi, "Çoğalın, çoğalın da birbirinizi yiyin!" şiarını savunuyor. Fethullah Gülen tarikatının Opus Dei'in "İslami mümessili" olduğunu haykırmam boşuna değil benim.

Paul, Juan, Fethullah, Benedikt, Adnan, Dick, Recep, George, Abdullah, Yasin, Tony, hepsi bizim küresel çocuklar bunlar.