Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Fransa Cumhurbaşkanı kim olmayacak...

Vatan · 20 Nisan 2007

Fransa, halkının yaşamak ve yurttaşı olmaktan en mutlu olduğu ülkedir. Fransız ulusu, dünya çapında yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında, “Başka ülkede yaşamak ister miydiniz?” sorusuna “Hayır!” ve “Ülkenizde mutlu musunuz?” sorusuna “Evet!” şampiyonluğunu yıllardır kimseciklere kaptırmaz. Üstelik verdiği cevabın doğruluğunu sayılarla kanıtlar: 65 milyonluk ülkenin, Fransa toprakları dışında yaşayan ve çalışan nüfusu sadece 900 bindir.

75 milyonluk Türkiye’nin yurt dışında da 10 milyona yakın nüfus sahibi olduğunu düşünürseniz, ne demek istediğimi anlarsınız... Ama konumuz Fransa.

Bayrağının gölgesinden çıkmakta en az hevesli Fransız halkının ülkesinde olmaktan duyduğu mutluluk, gerçekten şaşırtıcıdır. Çünkü anketler bir yana, dışarıya saldığı nüfus azlığı olmasa, Fransızların Fransa aşkını hiç anlayamazsınız: Dır dır dır, yediden yetmişe her şeyden şikâyet eder, hiçbir şeye mükemmel demez, alınanın daha iyisini, verilenin daha çoğunu isterler hep. On yedi yıldır arasında yaşadığım insanlara özgü bu kötümserliğe, önceleri kızardım. Zamanla fikir değiştirdim ve artık, Fransa’nın dırdır edildikçe, hatta dırdır edildiği için böylesine güzel yaşanır bir ülke olduğunu, daha doğrusu kalabildiğini düşünüyorum.

İşte yarın, başındakilerin de kendi başının da etini yemekle beslenen Fransa halkı, yeni bir cumhurbaşkanı seçmek için sandık başına gidiyor. Zaten haziranda da genel seçimler var. Her iki seçim sistemi de iki turlu. Ama birinci cumhurbaşkanlığı turu, bence hem 6 Mayıs’ta yapılacak ikinci turda kimin cumhurbaşkanı olduğunu belirleyecek, hem de haziran ayındaki genel seçim sonuçlarını derinden etkileyecek.

Halkoyuyla seçilecek cumhurbaşkanı adaylarının çokluğu, her kafadan bir ses çıkartan toplumun da aynası adeta: Yarın tam 12 adaydan 10’u elenecek, iki finalist bir hafta daha medya minderlerinde güreşecek, bu arada siyasal ittifaklar bozulup tekrar yapılacak ve nihayet 6 Mayıs’ta galip ilan edilen, Élysée Sarayı’ndan borazan çalacak.

Fransa’da resmen cumhurbaşkanı adayı olabilmek için, adayın 500 belediye meclis üyesinden “olur” imzası alması gerekiyor. Aynı meclis üyesi, iki adaya birden “olur” veremiyor. Bu açıdan bakıldığında, 2007 Fransa cumhurbaşkanlığına 12 aday çıkarabilmek bile bir mucize değil mi sizce? Çünkü adaylar başta tüm Fransızlar biliyor ki en geniş sürpriz açılımı ancak ve ancak 4 adaya şans tanıyor: Nicolas Sarkozy, Ségolène Royal, François Bayrou ve Jean Marie Le Pen. Ötekilerin hepsi, kaybedeceklerini bile bile yarışıyor ve üstelik, taraftarları da adayının kazanmayacağını bilerek onlara oy veriyor. Ama verecek. Ve bu sekiz adayın oy potansiyelini yan yana koyduğunuzda, birinci turda seçmen oylarının en azından yüzde 15’i ediyor! İşte ben de Fransa’yı bu yüzden seviyorum, aziz okurlarım. Çünkü bu halk arasında neticeye değil Hatice’ye oynayan, olabiliri değil hayallerini kovalayan yüzde 15’lik bir “her şeye rağmencilik” var.

H H H

Öte yandan, yarınki “olabilir” tablosunda da büyük bir sürpriz bekleniyor. Klasik şema, Sarkozy ve Royal’in finalist kalması. Fakat ben bugüne değin Fransa’da klasik şemaların bir kez bile doğru çıktığına tanık olmadım. Daha önce söylemiştim, gönlüm tüm adaylar arasında en akıllı, en birikimli ve en iç açıcı aday Ségolène Royal’den yana. Oysa Fransız ve yabancı gazeteci arkadaşlarımla bahse girerken, üç numaralı aday François Bayrou’nun cumhurbaşkanlığına oynadım. Niçin böyle düşündüğüm, ancak bahsi kazanırsam önemli sayılır, o zaman açıklarım.

Ama ikinci tura kimler kalırsa kalsın, içimden bir ses, nedense Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanı olmayacağını söylüyor bana.

Yarın akşam, TSİ 23.30’da Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunu TV5 Monde ekranında yorumlayacak gazeteciler arasında olacağım. İlgilenirseniz, buyrun bakın.