Bindirilmiş aday!
Vatan · 26 Nisan 2007
Türk milleti zeki midir, milyonlarca insandan oluşan bir millet akıllı ya da akılsız diye tek kalemde toplanabilir mi, bilemem. Ama Atatürk “Türk milleti zekidir!” derken, kendi zekâsını kanıtlıyordu. Çünkü zekâ, karşısındakinden de zekâ bekler.
Milleti aptal sananların, kendileri aptaldır.
AKP, 2002 seçimlerinde kendisine oy veren yüzde otuzluk bir azınlığın, tam ikiye katlanarak meclise yansımasıyla “çoğunluk” farzedilen bir
iktidar partisidir.
Eğer AKP, meclis çoğunluğuna bakıp millet çoğunluğunu temsil ettiğini düşünüyorsa, çok yanılır.
Özelinde Başbakan, genelinde AKP iktidarı, 14 Nisan mitinginde ortaya çıkan “İstemiyoruz!” mesajını salt Recep Tayyip Erdoğan’a gönderilmiş gibi algıladı.
Tandoğan Meydanı’nda toplanan bir milyon laik cumhuriyetçi, “bindirilmiş kıt’alar” idiyse, Erdoğan’ın kendi yerine Abdullah Gül’ü sürmesi, “bindirilmiş adaylık” değil midir?
AKP’nin “bindirilmiş aday” takdiminin ardında, “Bunların aklı olsaydı, laiklik maiklik taksalardı, bizi zaten 2003’te iktidar yapmazlardı. Bir kere yediler, bir daha yerler…” düşüncesi var.
Millete yine ümmet muamelesi çekiyor, çünkü kendilerine oy veren yüzde otuzları, “millet” sanıyorlar.
Hayır. Türk milletinin çoğunluğu, henüz istedikleri kıvama gelmedi, şimdilik ümmet değil, daha.
Türk milletinin çoğunluğu, Tandoğan mitingine katılan bayrakların arkasındaki 45 milyon insandır.
Ne AKP iktidarı anladı bu çoğunluğun özünü, ne de AKP’ye muhalif parti ve örgütler. Ki, sonuncuların arasında Tandoğan mitingini düzenleyenler de var ve bence daha vahim, onların anlamaması.
Türk milletinin çoğunluğu, ne ABD düşmanı, ne AB karşıtı, ne de liberal ekonomi. Ne sağcı, ne solcu ve hatta aşırı milliyetçi bile değil. Bu çoğunluğun (şimdilik) üzerinde birleştiği tek bir istem var: Laik cumhuriyet.
Devletin en üst temsil makamında, laik olmayan bir cumhurbaşkanı is-te-mi-yor-lar!
Türk milletinin, sözümona kamuoyu “yapıcı” ve AKP tetikçisi medyanın yaylım ateşine rağmen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i bağrına basması, “Laik Çankaya” isteminin en belirgin kanıtıdır.
Türk milleti, dört buçuk yıllık AKP iktidarına “bu da geçer yahu” diye tahammül gücünü de, Cumhurbaşkanı Sezer’in Çankaya’daki laiklik güvencesinde bulmuştur.
***
AKP iktidarı, Türkiye’de “deprem müteahhitliği” yapıyor. Yüzde otuzluk (yüzde kırk da olabilir, sonuç değişmez) temele, yüzde altmışlık kat çıkıyor. Bu katların yarısı “halk izinsiz”, kaçak... Üstelik, zemine ibadet/ticarethane açmak için, kolonları kesiyor. Nedir o kolonlar? Laiklik, çoğulcu demokrasi ve bağımsız yargı.
Türkiye’de er geç deprem olur. AKP’nin tek partili gecekondu devleti de ilk sarsıntıda yıkılır. Ama bu enkazın altından, iktidarı muhalefeti, kimse sağ çıkamaz!
Abdullah Gül için söylenecek çok şey var. Hepsini söyleyeceğiz! Ama bugün, Abdullah Gül’ün adaylığı açıklandıktan sonra çok anlamlı ve dış odaklı iki destek mesajına dikkatinizi çekmek istiyorum: Büyükelçi Ross Wilson’un “türbana sarılı” ince demeciyle, ABD’nin Abdullah Gül’e icazet verdiği anlaşıldı. Derken, Irak Devlet Başkanı ve Kürdistan Yurtsever Birliği Başkanı Celal Talabani, “Bu ay Türkiye’deki iktidar partisi AKP’nin hiç bir sorunla karşılaşmasını istemediklerini” söyledi.
ABD ile Talabani’nin ortak projeleri ne? Irak’ta bağımsız bir Kürdistan kurmak. Abdullah Gül’ün dört yıllık Dışişleri Bakanlığı sırasında, bütün kırmızı çizgileri yalama olan Türkiye’de, yeni ABD’ullah cumhuriyetinden beklenen tavır “proje onayı”ndan başka ne olabilir?
Abdullah Gül adaylığı, aslında Türk halkı için bir fırsat: Kırmızı Beyaz bir devrim yapabileceğimiz noktadayız.
Ey kulluğu reddeden yurttaşlar, ey ümmet değil millet olan çoğunluk, hedefiniz 29 Nisan’da İstanbul Çağlayan’dır!
Ankara Tandoğan’dan sonra bile milleti hâlâ aldatabileceklerini, direncimizi kırabileceklerini sananlara, “laik cumhur” neymiş, kaç yazarmış, gösterelim!