Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Güneşi doğurmak...

Vatan · 30 Nisan 2007

Üstünüze alınmadan üstünüze doğan güneş, giderek kararıyordu oysa. Bazıları, “güneş istemezük” demeye başlamıştı. Güneşten kaçgöç başladı. Kara çarşaf, sıkma baş, harem selam, haram helal, yasak günah derken, önce kadınları kaçırdılar. Sonra çocukları göçürdüler

Hapşırırığıyla dağıtabileceği Liliput’lar tarafından, uyuyakaldığı için esir alınan Gulliver’dınız siz.

Üstünüze alınmadan üstünüze doğan güneş, giderek kararıyordu oysa. Bazıları, “güneş istemezük” demeye başlamıştı. Güneşten kaçgöç başladı. Kara çarşaf, sıkma baş, harem selam, haram helal, yasak günah derken, önce kadınları kaçırdılar. Sonra çocukları göçürdüler.

Bir gün baktınız ki, üçün birine kaptırmak üzeresiniz güneşi.

Farkına vardınız tehlikenin. Varlığına alıştığınız laik cumhuriyetin yokluğuna hazır mıydınız?

Size güneşi, çocuklarınıza karanlık bırakın diye mi vermişlerdi?

Hayır. Bin kez hayır!

Siz ki Türk halkının yüzde altmışısınız, nihayet o güneşin sizin güneşiniz, çocuklarınızı aydınlatacak, fikri hür, vicdanı hür yaşatacak en temel ihtiyaç, ışık olduğunu anladınız.

Ve o güneşi, yeniden doğurmak zorundasınız.

İşte sancılar başladı. Sezaryen de istemiyoruz, bu kez! Hatta göbek bağını da kendimiz keseceğiz, yeterince olgunlaştık artık.

Hapşırırığıyla dağıtabileceği Liliput’lar tarafından, uyuyakaldığı için esir alınan Gulliver’dınız siz.

Üstünüze alınmadan üstünüze doğan güneş, giderek kararıyordu oysa. Bazıları, “güneş istemezük” demeye başlamıştı. Güneşten kaçgöç başladı. Kara çarşaf, sıkma baş, harem selam, haram helal, yasak günah derken, önce kadınları kaçırdılar. Sonra çocukları göçürdüler.

Bir gün baktınız ki, üçün birine kaptırmak üzeresiniz güneşi.

Farkına vardınız tehlikenin. Varlığına alıştığınız laik cumhuriyetin yokluğuna hazır mıydınız?

Size güneşi, çocuklarınıza karanlık bırakın diye mi vermişlerdi?

Hayır. Bin kez hayır!

Siz ki Türk halkının yüzde altmışısınız, nihayet o güneşin sizin güneşiniz, çocuklarınızı aydınlatacak, fikri hür, vicdanı hür yaşatacak en temel ihtiyaç, ışık olduğunu anladınız.

Ve o güneşi, yeniden doğurmak zorundasınız.

İşte sancılar başladı. Sezaryen de istemiyoruz, bu kez! Hatta göbek bağını da kendimiz keseceğiz, yeterince olgunlaştık artık.

Rüzgâr gülleri deyip geçme, onlar rüzgârın yönünü gösterir.

Demek ki rüzgârı arkana sen aldın Gulliver, anla ve devam et adımlarınla sarsmaya vatan toprağını.

O vatan toprağı ki, depremlere alışıktır, ama halkın depremine hazır değil. Bakmayın Ankara’da cart curt edip sağlam duruyormuş gibi yapan Lilliput’lara.

Tandoğan’dan sonra Çağlayan’da laik cumhuriyete yürüyen uygar Türkiye, sadece AKP iktidarını uyarmıyor. Orduya “gölge etme, ben kendi ihsanımı alırım,” mesajını veriyor, başta CHP tüm muhalefete “görevini yap” diyor.

Görev, demokrat Türkiye’nin AKP’yi sandıkta gömmesini sağlamaktır. Muhalefet, lider sultasını, kişisel ihtirasları aşarsa, hiç bir ankete inanmayın, AKP seçimleri kaybedecektir. Bugüne kadar yapılan yoklamaların hepsi, “muhalefetin becerisine duyulmayan güven” yüzünden AKP’yi favori göstermektedir. Dolayısıyla asıl muhalefetin, halkın ayak seslerini iyi dinlemesi gerekiyor.

Çünkü millet yürümeye başlayınca, nereye gider, meclisin içine mi girer, dışında mı durur, belli olmaz. Ama oraya kadar giderse, kimseye vekalet bırakmaz.