Lak lak lak
Vatan · 10 Mayıs 2007
Türkiye’ye değgin siyasal ve ekonomik müjdeleri, nedense hep dışardan alıyoruz.
AKP muktedirleri ne kadar demokratik, ne kadar uzlaşmacı, ne kadar çağdaş, ne kadar kadar şeriat karşıtı, hatta anti-İslamcı olduklarını nedense Türklere değil de, yabancılara ifşa ediyor.
Hazretlerin her biri, birer bülbül.
Laik cumhuriyet ilkeleri dedin mi, yurt içinde dut yemiş gibi susup, yurt dışına nakarat çekiyorlar. İçerde hık mık, dışarda bir laklak şakırtısı, bir laklak...
Vatan’daşım Ruhat Mengi’nin zarif üslubundan okudunuz:
İyi ki Almanlar var, Cüneyd Zapsu’ya Focus yapıyorlar da, “AKP’nin İslamcı, İslami bir parti olmadığını, dini bir yönelimi bulunmadığını” öğreniyoruz.
Başyazarımız Güngör Mengi’yi bile umutlandırdı:
İyi ki Financial Times, Abdullah Gül’ü röportaj ediyor da, “Bir kimse nasıl AK Parti’nin Türkiye’yi dini bir devlet yapma yönünde gizli bir gündemi olduğunu düşünebilir?” diye şaşabiliyoruz. Hatta Gül, “Onlara belirli bir hayat tarzı empoze etmek istediğimizi kanıtlayan tek bir örnek var mı?” diye sorunca FT’ye, şaşınlıktan küçük dilimizi bile yutayazıyoruz!
İyi ki JP Morgan var da, AKP’nin hâlâ yüzde 30 dolayında oy alabileceğini, bunun mecliste 280 ile 300 sandalye, her sandalyenin de yabancı yatırımcıların borsadaki milyar dolarlarına tahvil edilebileceğini öğreniyoruz.
Hani yani eğer yabancı yatırımcıysak ve Türk borsalarında 87 milyar dolarımız varsa, bizim de salsa değilse bile “Salla, salla, salla!” ritminde göbek atma olasılığımız var FT’nin müjdesine.
***
Ama işte bizler, “sayın seyirciler” den ibaretiz bu tabloda.
Ne yazık ki biz Türkler, Alman değiliz. Alman Focus dergisini okuduğumuz da pek söylenemez. Dolayısıyla Cüneyd Zapsu ve ABD’ullah Gül’ün tarif ettiği AKP’den habersiziz.
Bizim haberli olduğumuz AKP, Türkiye’de arife tarif gerektirmiyor. İktidarda dört buçuk yılını dolduran bu parti İslamcı değilse, Türkiye’nin iman tahtasına çöken bu imamlar kim? Okulları medreseye, resmi daireleri mescide, meclis mescidini camiye çeviren bu imamlar İslamcıysa, o zaman AKP ne?
ABD’ullah, bulmuş elin İngiliz’ini, tabii ki Financial Times’a sorar, “onlara İslami yaşam tarzı empoze edilen tek örnek var mı” diye.
Onlar dediği biziz ve sormaya cesareti olsa, istediği örneği, tek değil yüzlercesiyle katlar veririz eline:
23 Nisan’da çarşaflara dolanıp ilahiler okumak, küçücük kızlara “vahiy” olarak mı inmiştir?
Dokuz yaşındaki kızların evlendirilmesi vaazları, İSKİ gişelerinde harem ve selam kuyrukları, erkek erkeğe AKP kampları, tesettür plajları, kadın parkları, doğuya “erkek” mühendis istihdamı, kısa kollu elbiseyle girilemeyen ticani dükkânları, içki içilen yerleri şehir dışına taşıma projeleri, içki yasaklı deniz kenarları (Üsküdar), camiye dönüştürülen yeşil alanlar, izinsiz Kur’an kurslarına cezasız yasama, başkanından memuruna İHL şartı aranan belediye istihdamları, okullarda Darwin teorisi yerine okutulan yaratılış palavrası, abdest suyu şifalıdır mavrası ve günlük hayatımıza giren, kimi semtleri, hatta kentleri bile değil Müslüman, radikal İslamcı olunmazsa girilmez kılan dar, kalın, korkunç ve çağdışı zihniyet, Türkiye’nin yavaş yavaş gömüldüğü tarih öncesi bataklık; yurt çapında sistemli, bilinçli, sinsi bir empozisyon sonucu değil de nedir? Borsa emisyonu mu?
Bak bu olabilir !
***
Dikkat edersen, ey okur, AKP’yi öve öve bitiremeyen siyasal ve ekonomik fetvaların hepsi dışardan veriliyor. Hepsinin Türk borsalarında sıcak paracıkları var ve yatırımcı bile değiller: Yağlı faizi internet üzerinden vurup, Avrupalarında, Amerikalarında keyif çatıyorlar.
Türkiye’de yaşayan, iş kuran, istihdam sağlayanların derneği, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ mantıklı ve ülke yararına bir görüş mü belirtti? Kükrüyor başbakan, “Sen bilmezsin, meclis bilir!” diye.
TÜSİAD’a bir önerim var: Bundan böyle mesajlarını Amerikan, İngiliz, Alman vb. bir iş adamları ve sanayiciler derneği aracılığıyla iletsinler hükümete.
Bakalım Başbakan “yabancı sermaye” yi, yerlisi kadar kolay azarlayabiliyor mu?