Birleşmeyin!
Vatan · 15 Mayıs 2007
İznik Gölü’ne uzanan ahşap rıhtım, palamarsız kalmazdı hiç. Güneşinki çözülürken, bizimki bağlanırdı. Günün son ışıklarını göle salar, sohbet kahkahaları yakardık. Yedi arkadaştan üçünün adı Mine’ydi, iyi mi! Dörtten biri “Mine!” dese, üçümüz birden “Evvet!” sesi verir ya da sorardık: “Hangi Mine?”
Yanıt, soyadıyla gelirdi. Mine Gözen... Mine Sirmen... Ya da bendeniz. Bir ara, Saulnier soyadını taşırken Mine Sirmen’le baş harf akrabalığım bile vardı. Öteki Mine’yle de hem Gözen’in G’sini paylaşıyordum, hem de aynı yıl, aynı ay doğmuştuk, yaşıtımdı.
En cıvıltılı, çünkü en acılı adaşımız Mine Gözen’i iki yıl önce, habersiz, zamansız ve onca haksız gelen ölüm meleği, bir an içinde alıp götürdü aramızdan.
O gün bugündür, İznik Gölü’ne uzanan ahşap rıhtıma yalnız güneş bağlayıp çözüyor palamarı. Biz yokuz üzerinde.
O gün bugündür, Mine Sirmen’i iki kişilik seviyorum.
Uzakta ya da yakında, üstüne titriyoruz birbirimizin.
Devlet gibi kadındır Mine Sirmen. Yeri gelir, başöğretmendir, yeri gelir pazar günleri mektup yazılan “sevgili”. Kaşlarını çattı mı, sıvışmanızda yarar vardır. Kahkakayı bastı mı, keyfine doyum olmaz.
Eğer hedefte değilseniz, baldan tatlıdır öfkeleri.
“Karı koca partisiydi, kocakarı partisi oldu!” deyiverdi geçenlerde.
Partinin adını koymak, zekânıza hakaret olur, çünkü iki olasılık yok. Teşhis kuşkusuz acımasız, bir o kadar doğru ve kabul edersiniz ki “cuk oturtmak” diye, böylesine denir herhalde.
***
DSP lideri Zeki Sezer, akıllı, nazik, idealist, kültürlü, bizim Türk halkını mecliste temsil etmesini istediğimiz niteliklere sahip çağdaş ve uygar bir politikacı.
Ama merhum babasının fotoğrafının önünde bile el pençe divan duran, kazık kadar olduktan sonra bile annesinin koyduğu tabağı bitirmeden sofradan kalkamayan evlat profilinden kurtulamıyor.
Oysa baba saygısı, ana baskısına baş kaldırmayan evlat, düzene hiç kaldıramaz!
Nitekim, millet meydanlarda “birleşin!” diye bağırıyor, DSP’nin merhum babası, koca anasından bir türlü azade olamayan kadirşinas evlatları, fısıl fısıl “beşin üçü, üçün beşi” hesapları yapıyor.
Millet meydanlarda kükrüyor, DSP’nin vekil adayları kulislerde “hani bana mama” diye miyavlıyor!
Zeki Sezer yok çok fedakârmış, yok çok nazikmiş, aslında içinde fırtınalar koparmış da kimseciklere sesini yükseltmemek için gider dağda bayırda bağırırmış.
Miş miş, mış.
Oysa millet ovada, önüne düşecek, İzmir’de ünlediği Ankara’da yankılanacak gür sesli vekiller arıyor.
***
Birleşmeyin be!
Siz meclise girseniz ne yazar, girmeseniz ne yazarsınız, bugüne kadar yazamadığınız ufkuna Türkiye’nin?
Siz vekil olsanız ne olur, olmasanız ne olur, millet öne düşünce?
Millet ayakta, millet kalktı, sahibi geldi ülkenin. İzmir’de “İzmirliyim, gavurum!” diye kafa tutan o güzel kız var ya dinci bağnazlığa, işte o güzel kızlar, o yakışıklı delikanlılar ve onların özgürlüğü için ayaklanan ak saçlılar, yediden yetmişe laik cumhuriyet efeleri tuttu artık memleketin kader yollarını.
Bu millet, Erzurum’da terkisine kadın diye tek tük kara çarşaflı numune atıp, bindirilmiş “erkek” kıtalarına benzemez.
Bu millet, sizlere zaman kazanmak için “birleşin” dedi, yoksa kendi örgütlenecek.
AKP’nin yangından mal kaçırır gibi Anayasa’yı değiştirmeye kalktığı, Rusya’nın enerji yolundan çıkardığı, gazı, suyu, elektriği kesilecek Türkiye hızla uçuruma sürüklendiği için zaman kazanmak ve birleşmeniz gerekiyordu.
Birleşmeyin.
Tarihin çöplüğüne atılmanız vakti geldi, aslında.
Bu milletin en müthiş becerisi tüm ibreler aşağı gösterirken yukarıya vurmaktır. Ve atasından yadigâr karakteridir, can havliyle küllerinden doğmak!