Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Medya tarihinden çarpışma sayfası

Vatan · 17 Mayıs 2007

Bugün benim yazı günüm değil. Ama medya tarihine değerli bir gazetecinin sayfası yazılırken, benim de ekleyecek ve çıkaracaklarım var.

Amansız ölümün aramızdan çok zamansız aldığı Turan Yavuz’la yakın arkadaş değildik. Ama birbirimizi “tebrik” telefonları edecek kadar takdir eder ve sayardık.

Meslek hayatımız, çok önemli bir “haber”de kesişti: Tansu Çiller’in ABD’deki mal varlığı.

1994 yılında Turan Yavuz, Milliyet Gazetesi’nin Washington, ben de Paris temsilcisiydik. Çok sevip saydığımız, hatta yakın arkadaşımız Umur Talu’nun 1992’de başlayan genel yayın yönetmenliği gazetede taptaze rüzgârlar estirmiş, canla başla çalışıyorduk hepimiz. Üstelik ben, adeta kanatlanmış, bir şans denizinde yüzüyordum. Paris’te hiçbir Türk gazetecinin bugüne kadar hâlâ yapamadığı kişilerle röportajlar, özel haberleri ardı ardına patlatıyordum. Üstelik Aydın Doğan sık sık Paris’e geliyordu ve bugün bile, en azından benim koruduğum bir saygı ve sevgi doğmuştu aramızda.

Haber değil, bir bomba tutuyordum elimde. Beni kesin aşan, belki gazete yönetimini bile aşabilecek bir bomba. Rastlantıya bakın ki, Aydın Doğan dört gün sonra Paris’e geliyordu. Önce patrona söylemek daha doğru olacaktı. Tabii içten içe, patrona caka satmak da istiyordum.

25 Mart 1994’te Türkiye, dolarla borçlananların battığı ve gecelik faizin yüzde 700’e vurduğu bir güne uyandı. Kaldığı otelde, Aydın Doğan’ın sabah kahvaltısında söylediği sözü hiç unutamayacağım: “Bak Mine, dün akşam benim kadar üretmeyen ve istihdam sağlamayan adamlar, bu sabah benden zengin kalktılar!”

İşte o sabah kahvaltısında, Tansu Çiller’in mal varlığını, İstanbul Taksim’deki avukatlık bürosunun adını verdim Aydın Doğan’a. Haber çok hoşuna gitti, döner dönmez Umur’la konuşacağını söyledi ve Paris’te kaldığı iki gün süreyle, “ABD’ye beraber gideriz, ben patron sen muhabir, gazetecilik yaparız!” diye şakalaştı.

Sonra döndü İstanbul’a. Aradan iki buçuk ay geçti. Kimse beni aramadı, ben de kimseye bir şey sormadım. İstihbaratı veren arkadaşım, “Seninkilerin yüreği yetmedi!” diye alay ediyordu. Derken 17 Haziran 1994’te, Milliyet, Çiller’in ABD’deki mal varlığı haberini Turan Yavuz imzasıyla patlattı.

Aklına, çabasına, ellerine sağlıktı. Hiç gocunmadım. ABD odaklı bir haberi araştırmakla onun görevlendirilmesi, her bakımdan daha uygundu.

Zaten Aydın Doğan da 2004 yılında, Paris Başkonsolosumuz Aydın Sezgin, Ertuğrul Özkök, Taylan Birgen ve Muammer Elveren’in bulunduğu Sormani Restoran’daki yemekte: “Bakın sizlere ilk kez açıklıyorum, Tansu Çiller’in mal varlığından beni ilk kez Mine haberdar etmişti” diye tanık huzurunda anlatmıştır olayı.

Bütün bunları niçin yazdım?

Madem Umur Talu, “medya tarihinin çarpıcı sayfaları”na Turan Yavuz’unkini yazıyor, çarpışmanın tam tarihini vermek gerek.

Çünkü Turan Yavuz, çok düzgün bir gazeteciydi, sayfasında da ne kendisini büyütecek, ne de yazanları küçültecek çarpıklıklar olmamalı. Arkadaşım Umur Talu, dün Sabah Gazetesi’ndeki yazısında Çiller’in ABD’deki mal varlığı haberini polisiye tadında anlatıyor. Sayfayı gizli hazırladıklarını, Aydın Doğan’dan sakladıklarını öne sürüyor.

Vallahi bu kadar mizansene gerek yoktu. Aydın Doğan, haberi iki buçuk ay önce almıştı zaten