Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Gerhard Schröder’e açık mektup

Vatan · 4 Haziran 2007

Sayın Schröder, Bu mektubu size üç hafta önce yazmalıydım, ama Türkiye’nin yoğun gündemi, işleriniz hakkında araştırma yapmak gereği derken, bugünü bulduk.

Diyeceksiniz ki, “Ben Gerhard Schröder artık Almanya başbakanı falan değilim, GAZPROM’un hizmetindeyim. Rusya ile Almanya arasındaki Baltık denizi gaz boru hattı NEGP konsorsiyum denetim başkanı oldum, bu kadın benden ne ister?”

Asıl ben sizin Türkiye’den ne istediğinizi, gerek Almanya Başbakanıyken, gerekse GAZPROM adına denetim başkanı olduktan sonraki konumunuzla, Türkiye’den ne aldığınızı ve daha ne almayı beklediğinizi sorguluyorum, Sayın Schröder.

Eski başbakan olmanız politikayı bıraktığınız anlamına gelseydi, üç hafta önce Tayyip Erdoğan’ın koltuğu sallanıyor diye korkup telaşlanmazdınız. Oysa siz, Türkiye tarihinde ilk kez dört buçuk milyon laik demokrat (nihayet) uyanıp yollara dökülünce, her partiden, her siyasal görüşten çok geniş bir halk kitlesinin tek müşterek “laik cumhuriyet” çerçevesinde birleşip tek talep olarak “AKP’yi iktidardan indirmek” istediklerini görür görmez, siyasal kimliğinizi kuşandınız ve “Eski başbakan Türkiye’deki gelişmeleri Avrupa Hürriyet’e değerlendirdi” başlığı altında, inanılmaz bir tarafgirlikle, AKP hükümetinin avukatlığına soyundunuz.

Lafı uzatmayacağım Sayın Schröder: Sizin Kerem Çalışkan’a verdiğiniz cevaplar aracılığıyla yaptığınız Türkiye’deki siyasal gelişmeler değerlendirmesi, aklı evvel erişkinin geri zekâlı çocuğa “Ben var demokrat, sen olmak demokrat, ben seni attaya götürmek...” önerisinden başka bir şey değildir.

Oysa AKP’yi iktidardan indirmek isteyen Türkler, sizin demokrasi öğretemeyeceğiniz kadar demokrat ve sizin manipüle edemeyeceğiniz kadar donanımlı insanlardır. Üstelik Türkiye’yi sizden daha iyi tanıyor, çünkü her gün içinde yaşıyorlar. “Ben Türkiye’de İslamlaşma tehlikesi görmüyorum,” derken, izin verin biz daha iyi bilelim, Sayın Schröder!

Dostlarınız Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, Almanya’nın başbakanı ve Cumhurbaşkanı adayı Dışişleri Bakanı değil. Dolayısıyla sizin Erdoğan’a güvenmeniz, “onun devlet ve dinin ayrılmasını açıkça savunduğunu,” düşünmenizin kıymeti harbisi yok. Keza Gül’ü nasıl bildiğinizin de, hiçbir önemi yok.

Ayrıca Türkiye’yi yöneten politikacıları, Türk halkına ne övmeye, ne de yermeye hakkınız var. “Şu anda bütün demokratlar Başbakan Erdoğan’a destek vermeli,” diye buyurmaya ise hiç cüretiniz olmamalı. Çünkü siz yabancı bir politikacısınız ve muhataplarınızı ancak uluslararası platformda övebilir ya da yerebilirsiniz.

Haddinizi, evrensel protokol kurallarını böylesine çiğneyerek aşmanız, bana politikacılıktan çok, tüccarlık yaptığınızı düşündürüyor, Sayın Schröder.

Üstelik böyle düşünmek için sağlam nedenlerim var. Ben değil, bizzat Alman meslektaşlarım Almanya’nın Rus gazına ödediği pahalı faturada, sizin başbakan koltuğundayken attığınız imzayı görüyor.

O koltuktan iner inmez GAZPROM makamına oturmanızı da ister istemez, başbakanken çaktığınız imzaların pahasına bağladılar. Alman halkının yediği kazık, benim ilgi alanım değil. Benim ilgi alanım, GAZPROM’a hizmetinizin Türkiye’ye neye mal olduğu ve Erdoğan hükümetine verdiğiniz ölçüsüz gazın, hangi “prom” hizmetinden kaynaklandığı...

Düşünüyorum da, Rus gazını Almanya’dan bile daha pahalı alan Türkiye “transit ülke olacaksın” diye 4 yıldır oyalandığı doğal gaz yollarında, 2007 başı itibarıyla devre dışı kaldığı gibi, Türkmenistan ve Kazakistan boru hattı da Rusya’dan geçiyor...

Düşünüyorum da, “Kuzey Irak’ta petrol çıkaracaksın,” diye Barzani’nin tükürük hokkalığına soyunurken de, petrol güzergâhı da Rusya’ya kaymış.

Acaba GAZPROM hizmetlisi olarak siz de AKP hükümetini, “daha enayisini bulamayız” diye pompalıyor olmayasanız Sayın Schröder?

Yoksa AKP’den başka bir iktidarın gazı kaçmış bazı faturaları ödemeyeceğinden mi endişelisiniz?

Saygılarımla diyemeyeceğim, attığınız kazık engel.