Yalan rüzgârı
Vatan · 7 Haziran 2007
“Kerkük, asla Kürt yerleşkesi değildir. Aksini iddia edenler, hayasızca yalan söyler. Seyyahlar, bölgeye ilişkin notlarında hemfikirdirler: Kerkük nüfusu Türkoman ve Arap çoğunlukludur.
Kürt milliyetçileri, Büyük Kürdistan kurmak hayallerini haklı göstermek için uydurdukları tarihte, Kürtlerin Buzul Çağı’nda İskandinavya’dan Mezopotamya ve İran platolarına göç ettiğini iddia etmekle kalmıyor, Persya’daki Sassanides sülalesinden 28 kralın ve soy ağaçları Hz. İbrahim’den başlayıp Pehleviler’e uzanan Kral Darius ile Xerxes’in bile Kürt olduğunu öne sürüyorlar!”
“Revizyonist Kürt tarihçilerin işine gelmese de, kesin olan tek gerçek Kerkük’ün Sümerler döneminde Arafa adını taşıdığı, İ.Ö. 15. ve 14. yüzyıllarda Mitani Huri Krallığı’nın başkenti olduğu ve antik kent kalıntılarının bugün Kal’a denilen tepenin altında yattığıdır.”
“Bugün Kerkük’te güçlü bir Kürt azınlığın varlığını kimse inkâr etmiyor. Ama Türkomanların gerek bu bölgede, gerekse Telafer’deki atasal haklarını reddetmek için epeyce kötü niyet gerek. Türkomanlar buraya Abbasiler’in hilafet ordusunda dövüşmek için 9. yüzyılda geldiler. 1117’den 1194’e kadar Selçuklular zamanında çoğalıp güçlendiler ve Timurlenk, 1392’ye doğru Kerkük’e 100 bin Türk esir yerleştirdi. 15.yüzyıl’da önce Karakoyunlu, ardından Akkoyunlu Türkomanlar tarafından işgal edilen Irak, 90 yıl sonra geçtiği Osmanlı yönetiminde 1534’ten 1915’e kadar kaldı ve bölgedeki Türk yerleşimi de kesinleşti.”
“Kerkük’teki Kürt nüfusu, 1930’lara kadar uzanabilen yeni bir tarihtir ve İngilizlerin, Irak Petroleum Company (IPC) bünyesinde Arap ve Türkomanlardan daha yumuşak başlı buldukları Kürt işçileri istihdamıyla başlar.”
“Bölgedeki Türkoman nüfusu azımsamak eğilimi, Birinci Dünya Savaşı sonunda ekonomik ve stratejik nedenlerle ortaya çıkar. 1923’teki Lozan Konferansı sırasında İngilizler, petrol potansiyelini gördükleri Musul’da Türkiye’nin hak iddia etmesini engellemek amacıyla bölgedeki Türkoman ağırlıklı nüfustan söz bile ettirmezler.”
“Türkomanların ve Arapların durumu, aynı yıl 15 Ekim sabah saat 3’te, kente birkaç kilometre ötedeki Baba Gürgür kuyusundan yükselen muhteşem gürültü sonrası fışkıran petrolle birlikte kötüleşmiştir. Ama demografya, inatçı bir bilimdir: 1957 nüfus sayımında, Irak’ta yaşayan Kürtler 1 milyon, Türkomanlar ise 600 bin olup, Kerkük nüfus çoğunluğu Türkoman bir yerleşkedir.”
“Molla Barzani’nin 1970’li yıllarda Kerkük’ün Irak’a aidiyetini reddinden öteye, bölgedeki çok sayıda Türkoman ve Kürt tehcir edilip, yerlerine güneyden getirilen Araplar yerleştirildi. Bugün itibarıyla Türkoman nüfus hakkında elimizde sağlam veriler yok, ama ülke çapında 2 ila 3,5 milyon oldukları öne sürülebilir.”
“Bölgede barış, özerk bir Kürdistan’ın yaşayabilirliğinden geçiyor. Ancak özerk Kürdistan’ın yaşayabilirliği, illaki Kerkük’teki petrol alanından geçmiyor. Tam tersine: Bölgede Arapların ve Türkomanların haklarını çiğneyen Kürtler, kanlı bir çatışmaya gözü kapalı dalıyorlar. Kerkük’le Hayfa arasında bir petrol boru hattı geçirmek bu kanlı çatışmaya değer mi? Elbette hayır, ama Amerikan petrol şirketleri bu tür sorular sormaz kendilerine...”
“Bu satırların yazarı Fransız Gilles Munier olup, BOP projesini incelediği 2006 Ocak tarihli uzun makalesinden alınmıştır. Yarın yayınlayacağım devamını okumanızda da yarar var. Çünkü içerden ve dışardan destekli terörle, intikam duyguları arasına sıkıştırılan Türkiye’de, TSK “sakın girme!” diye diye Kuzey Irak’a girmeye zorlanıyor. Nasıl bir tuzak kuruluyor? Düşmemek için öngörmek gerekiyor, öngörmek içinse geriye bakmak şart.”