Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Tavşanlar da avlanır

Vatan · 16 Haziran 2007

Dün gece yarısından öteye garip bir sürek avı için start verildi Fransa’da. Garip diyorum, çünkü bu sürek avında, avcı tavşanlar av köpeğini kovalıyor: Jacques Chirac’ın “cumhur dokunulmazlığı” bitti, yargıç tavşanların on iki yıldır bekledikleri an geldi. Eski cumhurbaşkanı, tavşanlar tarafından önce ifade vermeye çağırılacak, ifade vermeyi reddederse polis nezaretinde mahkemeye götürülebilecek, gerekli görülürse yargılanacak, suçlu görülürse de cezalandırılacak.

2002 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda, Chirac’ın karşısında aşırı sağcı Jean Marie Le Pen finale kaldığında, Fransa halkı “Dolandırıcıyı faşiste tercih ederiz!” sloganıyla sokağa dökülmüş ve seçimlerin ikinci turunda yüzde 82 oy oranıyla “dolandırıcı” Chirac’ı yeniden cumhurbaşkanı seçmişti.

Aradan yalnızca 5 yıl geçti. Ama hukukun belleği uzun: Chirac, yalnız on iki yıl süren cumhurbaşkanlığı sürecini ilgilendiren (şimdilik) bir dava dosyasından değil, ta Paris belediye başkanlığı dönemine ait dört dava dosyasıyla bekleniyor Paris Adliye Sarayı’nda.

Fransa’da siyasal dokunulmazlık, iki boyutlu. Parlamenter dokunulmazlığı, sadece parlamento çatısı altında ifade özgürlüğünü koruyor. Dışarıdaki ifadelerinden ve başka suçlardan yargılanabiliyor, para cezasını hemen ödemekle yükümlüler. Hapis cezası ise yasama dönemi sonuna erteleniyor. O kadar.

Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlığı daha geniş.

Görevi süresince her türlü yaptırım, yargı ve karardan korunuyor. Ancak “vatana ihanet” suçundan derhal yargılanabiliyor!

İşte dün geceden beri, bu koruma kalkanı kalktı Chirac’ın üstünden. Dava dosyalarından üçünü bilseniz, Türkiye’yi düşünerek katıla katıla gülersiniz: Paris Belediye Başkanıyken, “belediye kadrolaşmasında partizanlık”la suçlanıyor. Kadrolaşma dedikleri, hepi topu 460 kişilik bir istihdamı içeriyor. İkinci dosya, biraz daha ciddi. Sayısı belirsiz hayali kadrolara, ihale verilen şirketlerden maaş bağlatılıp, bu paralarla parti faaliyetleri finanse edilmiş. Üçüncü dosyada Chirac, nüfuzunu kullanarak “naylon” bir matbaaya devlet ihalesi kazandırmak ve kredi açtırmakla suçlanıyor. Çarçur edilen kamu parası 2,5 milyon Euro. Bilmem bizim yolsuzların diş kovuğunu doldurur muydu?

Dördüncü dosya, iyice komik: Chirac çifti, şimdi iflas eden özel bir havacılık şirketiyle 40 bin Euro’luk “bedava” yolculuk yapmış. Yargıçlar soruyor: “Niçin bu şirket size böyle cömert davrandı, karşılığında ne aldı?”

Aslında Chirac’ın dolandırdıkları tabii ki böyle dandik tutarlardan ibaret değil. Ama yargı, yalnız ele geçirebildiği kanıtlara göre dosya düzenleyebiliyor ve o kanıtların üzerinden konuşuyor. Yoksa herkes, buzdağının altında yatan kütleyi tahmin ediyor.

Eski cumhurbaşkanının başını asıl yakacak olan beşinci dosya ise mali değil, siyasi: Chirac, kendi kurduğu partinin başkanlığını ve sonunda cumhurbaşkanlığını elinden alan rakibi Sarkozy’yi sahte evrak düzenlemek yoluyla karalamak amacını güden düzmece bir finans komplosuna dahil olmakla suçlanıyor. Dava ilginç, çünkü davacı bugünkü cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, davalı eskisi...

Kadere bakın ki, Élysée Sarayı’ndan “aziz dostu”, Lübnan’ın öldürülen başbakanı Hariri’nin Paris’teki bir apartman dairesine taşınan Jacques Chirac’ı, bütün bu davalardan ancak ve yalnız, yeni cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin teklif edebileceği bir “ömür boyu dokunulmazlık” özel yasası kurtarabilir.

Davacı Sarkozy, davalı Chirac’a böyle bir kıyak çeker mi?

Fransa soluğunu tuttu, Sarkozy, kendisini ısıramayan av köpeğini avcı tavşanların elinden alacak mı, almayacak mı, bekliyor.