Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Bataklık soylusu: Sarkozy

Vatan · 28 Haziran 2007

Tarihin dişleri sivridir. Toplumsal belleğe bir diş geçirmeye görsün, ısırık izi sonsuza dek kalır... Macaristan’ın Mohaç kenti, karnavalıyla ünlüdür. “Busojaras” diye anılan şenlikte, Mohaçlılar kent meydanında büyük bir ateş yakar, koyun postlarına bürünür, korkunç maskeler takar ve vahşi çığlıklar atarak 6 gün, 6 gece boyunca eğlenirler. Karnavalın anlamını soranlara şöyle bir öykü anlatılır:

Türklerden kaçıp civar ormanlara sığınan Mohaçlılar, soğuk bir gece ateş yakıp çevresinde titrerken, yanlarında ak sakallı bir ihtiyar biter. Kederli köylülere, “Endişelenmeyin,” der, “Çok geçmeden evlerinize döneceksiniz. Savaşmaya hazır olun. Silahlarınızı bileyin, korkunç kılıklar ve ürkütücü maskelere bürünün, bekleyin. Bir gece yağmur yağacak, şimşek çakacak ve karanlıklardan bir şövalye çıkıp gelecek yanınıza. Onu izleyin.”

İhtiyar adam, yitip gider gözden. Köylüler, koyun postlarına bürünüp korkunç maskeler takarak beklerler. Fırtınalı bir gece, söylenen şövalye gelir, ürkünç kılıklı köylüleri peşine takıp vahşi çığlıklar atarak Türklere “sürpriz” bir saldırı düzenler.

Türk ordusu, koyun postuna bürünmüş canavar maskeli Mohaçlıları karşılarında görünce cinlerin, perilerin saldırısına uğradığını sanıp gün doğmadan terk eder işgal ettiği kenti. İşte o gün bugündür, Mohaçlılar her yıl, bu zaferi kutlamaktadırlar, Busojaras karnavalıyla.

Efsane, tarihin folklorik doğrulanmasından ibarettir: Türklerden kaçıp ormana sığınan köylüler, 1526’daki Osmanlı zaferiyle biten Mohaç meydan savaşının sonucudur. Türkleri korkutup kaçıran karnaval kılıklı köylülerin saldırısı ise, 1687’de yine Mohaç’ta bu kez Habsburg ordusunun zaferiyle biten 2. Mohaç meydan savaşının anısı...

Genişletilmiş lakabıyla Nicolas Paul Stéphane Sarkozy de Nagy-Bocsa olup, kısaca Nicolas Sarkozy diye anılan Fransa Cumhurbaşkanı, ikinci derecede bir Macar aristokratı. Neden ikinci derece? Çünkü atası Mihaly Sarkozy basit bir köylüyken, sadece “İşgalci Türklere karşı savaşmakta gösterdiği kahramanlık” nedeniyle Kral II. Ferdinand Habsburg tarafından 10 Eylül 1628’de, adını soyuna aktarabilmek ve arma sahibi olmakla sınırlı, “sonradan aristokrat” diyebileceğimiz küçük bir soylulukla ödüllendirilmiş.

Osmanlı’nın Avrupa’da sonu sayılan 1606 Zitvatorok Anlaşması’ndan öteye, Macaristan’daki varlığını 1699 Karlofça Anlaşması’na kadar dövüşe dövüşe yitirdiği düşünülecek olursa... Mihaly Sarkozy’nin “kahramanlık” unvanını 1606’dan sonraki “bataklık muharebelerinde” kazandığı açıktır. Birinci Mohaç Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu başta Kral Lajos, 27 bin Macar askerini Karasu bataklıklarında boğmuştu. Macarcada Sarkozy, “Bataklı,” “Çamurgil” anlamına geliyor. “Sar” batak, çamur demek. Kozy, “soyu, oğlu, gil.”

Osmanlı’nın Macaristan’da 150 yıl arayla aynı bataklıklarda boğulduğu hatırlanırsa, Nicolas’nin atası Mihaly’nin niçin böyle bir soyadı aldığı anlaşılır.

Nicolas Sarkozy, salt ataları Türklere karşı dövüştüğü için Türkiye düşmanı olamaz, herhalde. Ama...

Aristokrasi dediğimiz “soyluluk,” tam da “soyunu unutmamak” kurumudur. Taşınan soyadı, o belleğin ta kendisidir.

Nicolas Sarkozy’nin genetik belleğinde, Türk düşmanlığına en azından yatkınlık var. Bir başka Türk düşmanı, Ermeni soykırım avukatı ve zaten yasasının da mimarı Patrick Deveciyan ile sıkı arkadaşlığı, kuşkusuz bu yatkınlığın hem yemi, hem ambarı.

Kan bataklıklarında yetişen kin tarihi, ancak gelecek geçmişten daha çok parladığında biter. Türkiye’nin geleceği, geçmişinden daha güçlü umutlar vermiyor. Laiklikten vazgeçen ve İslamiyet’e sarılan AKP hükümeti de, “eski” düşmanların bu yüzden işine geliyor. Çünkü Osmanlı’yı hatırlatan bir Türkiye’yi hem reddetmek daha kolay hem de parçalamak... Bir kez başarmışlardı, neden yine denemesinler?