Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Güldal mumcu

Vatan · 2 Temmuz 2007

25 Mayıs 2007, Ankara. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı UMAG’ın dördüncü katı. Vakıf Başkanının kendisine benzeyen zarif ve ferah bürosunda, çay içip kurabiye atıştırıyorum iştahla. Özge’yi bekliyoruz. Hep birlikte konferans salonuna ineceğiz, az sonra. Son yıllarda hiç bir konferans kabul etmiyorum, aslında. Ne zaman ağzımı açsam, bir olay çıkıyor, hedef gösteriliyorum. Ben de hattı bırakıp sathı müdafaya çekildim, korumaya aldım kendimi. Ama UMAG başka.

Hele başkanı…

Dünyada çok az insan, vicdan sahibidir. Vicdan orta malı değil, herkesin harcı hiç değildir. Alınamaz, verilemez, pazarlanamaz. Dile düşünce büyüsü uçup giden bir sır gibi, söylenmeden taşınan, göstermeden hissettirilen bir haslettir ve zaten, ancak böyle etkilidir.

Vicdanlı insan az olduğunca, « sız » gibi yapan çoğunluklara aslında onların da birer vicdanı olduğunu, susturup unuttuklarını anımsatabilen, vicdanlıların sayısı daha da azdır.

UMAG Başkanı Güldal Mumcu, işte bu anlamda bir vicdandır.

Türkiye’nin vicdanıdır.

Çünkü taşıdığı vicdan, onun önce dayandığı, sonra direndiği ve mücadeleye başladığı vicdansızlığa karşı kazandığı « onur » zaferiyle, tüm Türkiye, verilmemiş bir savaşı, savunulmamış bir ulusal vicdanı olduğunu anımsamaktadır.

Güldal Mumcu, Türkiye’ye Uğur Mumcu’yu ve onunla birlikte faili meçhul cinayetlere kurban giden birbirinden değerli aydınları, « demokrasi şehitlerimizi » unutturmuyor !

Güleç gözlerini kısıp, « Dinle, » dedi. « Sana bir haberim var : Ben CHP’den aday oluyorum, galiba… » Ağzıma attığım kurabiye parçasıyla boğuluyordum, az kalsın. Yıllardır, politikaya atılsın istiyorduk, hepimiz, tüm takım. Çünkü bir arkadaş takımıyız biz. Değişik partilerden defalarca milletvekilliği önerilmiş, hiç birini kabul etmemişti. Ben daha çılgınca hayaller bile besliyor, « N’olur bir parti kuralım, sen başına geç… » diye yalvarıyordum. Onun için ve onunla, cehenneme bile giderim, bu kadar açık (ve inanın, çok azdır böylesine gözü kapalı güvenip izleyeceğim insan sayısı). Ama Güldal, kendine özgü muzip tınısıyla « Yok canım ! » diye bir kahkahayla yanıt veriyordu her seferinde, benim çılgın projelerime.

Nereden milletvekili olacağı henüz belli değildi, ama ailesi ve gönül bağı İzmir’liydi, İzmir’i istiyordu.

Duyduğum sevinç, umut çiçekleri açtırdı içimde. Güldal Mumcu, hayatımda tanıdığım en düzgün, en birikimli insanlardan biri değildi yalnızca. En güvendiğim, eğilmeyeceğine, bükülmeyeceğine, sözünü tutacağına ve Türkiye’ye çok yararlı olacağına emin olduğum insandı.

Güldal politikaya atılıyorsa, politikada umut vardı. Güldal vekili olursa, umut vardı millet için. Evet, aynen böyle düşündüm, 25 Mayıs’ta Ankara’da aldığım müjde üzerine.

Dün Vatan’da Mine Şenocaklı’nın, İzmir’den CHP milletvekili adayı Güldal Mumcu’nun seçim kampanyasına dair gözlemlerini beğeniyle okurken (çünkü doğruya içtenlik katmıştı), nedense Alain Bashung sesi yankılandı kulaklarımda, bir şarkısının sözlerini hatırladım :

« Arabaların arka koltuklarında

Seçilir muktedirlerin hayal

Yalakaların meyal gölgesi

Umurunda olmasın Josephine !

Suyun üzerinde yürümek

Tuzağa düşmemek

Papuç eskitmek, eksiltmek yolsuzu

Cüret edin Josephine, düşün öne !

Cüret edin, cüret edin… »

Bazı insanlar soylu doğarlar. Cüret etsinler yeter, ne yaparlarsa iyi yaparlar. Güldal Mumcu, böyle bir insan ve bu kez cüret ediyor. İzmir’e Güldal, Güldal’a İzmir’e çok yakışıyor. İzmir kendisine vekillik verirse, milletine yararlı olmak için göstereceği başarıya, kurduğu, yönettiği ve yücelttiği gazetecilik referansı, UMAG vakfı kanıttır.

----------------------------