Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Al birini vur ötekine

Vatan · 3 Temmuz 2007

VATAN’ın internet gazetesi, okur yorumlarıyla zenginleşti. İnteraktif iletişim, habercilikte balans ayarına da yarıyor. Dün “net” ortamındaki Vatan’da, İstanbul’da yakalanan kadın terörist Beyaz Yakut’un haberi “Mini etekli, göğüs dekolteli bombacı” başlığıyla veriliyor, ancak fotoğrafı tarif edilen kılığa hiç benzemiyordu. Tabii ki bir kadın okur atlamamış, yorumunda soruyor: “Mini etekli diyorsunuz, kot pantalon?”

Ama okur hanımın tersine, fotoğrafı tlayıp, “mini etekli, göğüs dekolteli bombacı” tarifine takılıp kalan bir erkek okur, derhal “yazılmış” bombacıya: “Onunla ciddi derecede sex yapmak istiyorum, onu bana verin, ona en büyük cezayı ben vermiş olurum...”

Bu garip zihniyetin, “seks” sözcüğünü sanal “sex shop”larda keşfine mi şaşırmak, cinselliği ceza olarak algılamasını mı irdelemek, yoksa seks kaç derecede ciddi, kaç derecede fasafiso sayılır diye mi sorgulamak gerekir, karar vermek zor. Çünkü patoloji geniş, ihtimal ibadullah.

Terör suçlusunu cimayla cezalandırmaya kalkan “yasa yanlısı vatandaş” girişimine karşın, hiç olmazsa ölümle haşır neşir teröristlerin can pazarında buldukları sevişme fırsatını, çölde bir vaha gibi algılamaları gerekir, değil mi?

Ne gezer...

Kandil Dağı’ndan kaçarak Habur’da güvenlik güçlerine teslim olan PKK’lıların anlattıklarına bakılırsa: Türkiye, İran, Irak ve Suriye’den kaçırılıp “dağa atılan” genç kızlara, terörist eğitiminden önce ilk iş (herhalde en önemlisi) ilaç içirilerek tecavüz ediliyormuş. Buna karşın sevmek ve sevilmek yasakmış. Başka bir deyişle seks, teröristler nezdinde de ceza. Tecavüz biçiminde yaşanıyor. Ama sevmek, haşa. Çünkü sevmek, karşılıklı rızayla sevişmek demek.

***

Gerek yasa yanlısı erkek vatandaşlar (çünkü yukarıdaki örnek, genel eğilim), gerekse yasa dışı teröristler, demek ki en azından bir konuda aynı safta: Cima ya da tecavüz erkeğin keyfi, kadının cezasıdır!

Oysa bu zavallılar, cinselliğin karşılıklı zevkini reddederek, aslında kendilerini cezalandırıyorlar.

Peki neden böyle bir cezaya layık görüyorlar varlıklarını? Hangi ayıplarını gizliyorlar zorbalıkla? Çirkinliklerini mi? Pisliklerini mi, yetersizliklerini mi? Hangi iç, hangi derin yara “zorla olmazsa kimse beni istemez, hiçbir kadın beğenmez” saplantısını kazımış ruhlarına?

PKK kamplarında, kadın terörist adayına ilk iş tecavüz edildiği ve yakalanan terörist kadınlara da hiç olmazsa sade vatandaşın aklından geçen ilk ceza seks yapmak (aslında tecavüz isteniyor da,

seks deniyor) olduğuna göre...

Acaba, diyorum bazen, bu ülkede cinsellik örneğin İsveç’teki kadar özgürce yaşansaydı, Türkiye bugünkü gibi bölünmek tehlikesiyle karşı karşıya kalır mıydı?

Daha da ileri gidiyorum, eğer Kürtlerde aşiret gelenekleri, reis köleliği, töre cinayetlerine varan kadın aşağılaması olmasaydı, PKK var olur muydu, diye sorguluyorum,

Hatta iyice abartıyorum; fanatik milliyetçilik, kapkara dincilik böylesine yayılır mıydı, eğer kadın erkeğe eşit ve seks, karşılıklı bir zevk olarak özgürce yaşanabilseydi, diye düşünüyorum bazen. Hatta sık sık.

Sonra kulaklarımda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “Erkeklik meclise gelip oturmaktı...” narasıyla, PKK’nın içerden bakan başı Abdullah Öcalan’ın “Karıdan yüz kat aşağılık bunlar...” küfrü çınlıyor, karışıyor.

Biri, muhalefeti “erkek olmamakla” azarlıyor, öteki teröristleri “karıdan aşağılık” olmakla. Aynı fikrin, öylesine birbirini tamamlayan, adeta ikiz ifadeleri ki, hangi lafı kim söyledi, ayıramıyorum.

Ve ister istemez, aklıma takılıyor: Hangi vatanı paylaşamadığımız, belli. Ama toprak, üzerinde yaşayan insanlarla vatandır. Hangi insanlık farkı için dökülüyor bunca kan, düşüyor şehit başları ve değer mi? İşte orası karışık.